İstanbul Üniversitesi’nde stantlara saldırı püskürtüldü

İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü Havuzlu Bahçe’de Proleter Devrimci Gençlik ve Özgür Üniversite Hareketi, tanıtım günleri kapsamında kendi stantlarını açtılar.

Broşür ve bildirilerimizin bulunduğu PDG standı açıldıktan hemen sonra polis saldırısına uğradı. Özgür Üniversite Hareketi’nden mücadele arkadaşlarımızın da dayanışması ile flama ve materyallerimizi koruduk. Masamızı ise polis aldı. Öğrenci kalabalığı çevremize toplanıyordu. Ajitasyon konuşmalarını sürdürdüğümüz sırada sivil faşistler üzerimize saldırdılar. Bu saldırı da devrimci öğrencilerin ortak iradesiyle püskürtüldü. Ajitasyon konuşmaları ve sloganlarımızı sürdürdük.

Ardından “Öğrenci Gençliğin Kitle örgütünü Yaratalım!” başlığı taşıyan PDG imzalı bildirilerimizi Havuzlu Bahçe’de öğrenci arkadaşlarımızla buluşturduk.

İstanbul PDG

Öğrencilere dağıtılan PDG imzalı bildiriyi aşağıda yayınlıyoruz:

Öğrenci gençliğin KİTLE ÖRGÜTÜNÜ YARATALIM!

Üniversite gençliği 19 Mart’tan itibaren yeni bir canlanma dönemine girdi… O dönem kendiliğinden oluşan öğrenci örgütleri zamanla dağıldı, sonrasında tüm üniversite gençliğini kapsayan bir kitle örgütü de yaratılamadı.

Geldiğimiz aşamada öğrenci gençliğin kitle örgütünü yaratmak, mücadeleyi yükseltmek için acil ve tayin edici bir görevdir. Şimdi somut biçimleriyle konuş- ma-tartışma ve pratik adımlar atma zamanıdır…

***
Nasıl ki, işçi sınıfının kitle örgütü sendikalar ise, gençliğin de derneklerdir, platformlardır, birliklerdir. Türkiye gençlik tarihi bunun örnekleriyle doludur. ‘60’lı yıllarda FKF’ler, ‘70’lerin başında Dev-Genç, ‘80’lerin ortalarından itibaren Öğrenci Dernekleri, üniversite gençliğinin kitle örgütleri olarak tarihteki yerlerini aldılar ve hareketin kitlesel biçimde gelişmesinde önemli bir rol oynadılar.

Bu modeller, bir kitle örgütünün nasıl olması gerektiği konusunda, günümüz gençliğine ışık tutuyor, bilgi ve deneyim sunuyor. Onlardan yararlanarak temel ilkeleri saptamalı, sonra günümüzün somut koşullarına uyarlamalıyız.

Bir kitle örgütü, seslendiği kitlenin acil taleplerini sahiplendiği ve bunların mücadelesini verdiği oranda bulunduğu alanın geniş kesimlerini kucaklayabilir. Üniversite gençliğinin kitle örgütü de akademik-demokratik talepleri olan ve bu doğrultuda mücadele etmek isyeyen tüm öğrencileri kapsamalıdır. Birliğe zarar veren, onu dağıtmaya amaçlayan faşist ve gericiler dışında her siyasi görüşten öğrenci, kitle örgütüne katılabilir.

Geniş kitleleri kucaklayacağı için yasal olması daha işlevseldir. Ancak yasal- lık bir zorunluluk değildir. Her koşulda fiili-meşru mücadeleyi esas almalıdır. Günümüzde en küçük bir hak mücadelesine bile, devletin nasıl saldırdığı bilini- yor. Dolayısıyla ekonomik (akademik) demokratik mücadele, hızla siyasi bir nite- liğe bürünüyor. Ayrıca demokratik mücadele, siyasi mücadelenin bir parçasıdır.

Kitle örgütünde kararlar, tüm katılımcıların görüşlerini ifade ettiği bir ortam- da, mümkünse oy birliği ile alınır. Yoksa oy çokluğu esas alınır. Kararlar ne kadar tartışılarak alınırsa, ona uyma zorunluluğu, eylem disiplini o kadar kolay sağlanır. Demokratik-merkeziyetçilik olarak tanımladığımız bu ilkenin merkezi- yetçilik yönü, birliği zedelemeyecek, mücadeleyi yükseltecek bir esneklikle uygulanmalıdır.

Bir kitle örgütünden neyi anladığımız netleştikten ve zorunluluğu kavrandık- tan sonra, onun biçimini belirlemek daha kolaydır. Başlangıçta her fakültede olmasa bile, her üniversitede öğrenci dernekleri (veya birlikleri, platformları) kurulabilir. Akademik-demokratik sorunlara duyarlı öğrencilerin biraraya gelme- si, bunun ilk adımıdır. Mümkünse her bölümde, her fakültede bu tür toplantılar yapılmalı, nasıl bir kitle örgütü istendiği, amacı, hedefi konuşulmalı ve olabile- cek en geniş öğrenci kitlesinin katıldığı bir seçimle geçici yönetimler belirlenip kurumsallaşma adımları atılmalıdır.

Aşağıdan yukarıya doğru örgütlenme, demokratik kitle örgütü oluşturmak bakımından en ideal yöntemdir. Fakat önce yerellerde örgütlükler oluşsun, sonra merkezileşelim; veya önce merkezileşme sağlansın, sonra yereller örgüt- lenir şeklinde bir tartışmaya gerek yoktur. Bunları karşı karşıya koymadan birbi- rini besleyecek şekilde ele almak en doğrusudur.

Merkezi örgütlülükten anladığımız, devrimci gençlik örgütlerinin biraraya gel- mesi değildir. İçinde bulunduğumuz ortamda gençlik örgütlerinin biraraya gele- rek, forumlar, eylemler örgütlemesi olumludur. Ancak bu, gençliğin kitle ve mer- kezi örgütünün yerine ikame edilemez.

Diğer yandan ÖTK’ların (Öğrenci Temsilciler Kurumu) ya da “Öğrenci Meclisi”nin kitle örgütü şeklinde sunulması da doğru değildir. Bugün ÖTK’lar, ‘60’ların sonunda kurulan ÖTK’dan tamamen farklıdır. Temsilci olmayı “sicilinin temiz, not ortalamasının yüksek olması” gibi kriterlere bağlamış, rektörlerin ona- yını şart kılan bir kurum, gençliğin kitle örgütü olamaz! “Öğrenci Meclisleri”nin ise, nasıl işlediği, ne kadar demokratik olduğu, kaç öğrenciyi temsil ettiği muam- madır… Kavramları, örgüt biçimlerini de yerli-yerinde kullanmak, sulandırma- mak, amacı dışına çıkarmamak gerekir.

***
Sonuç olarak öğrenci gençlik bugün adına “kitle örgütü” diyeceğimiz bir örgütlenmeden yoksundur. Geniş öğrenci kesimlerini içine çekecek böyle bir örgütlenmeye acilen ihtiyaç vardır. Bunun yolu da bu hedef doğrultusunda çalış- maktan, pratik adımlar atmaktan geçmektedir.

Nerede iyi bir sonuç elde edilmişse, o deneyim paylaşılmalı, yayılmalıdır. Adının ve biçiminin ne olacağı işin daha tali kısmıdır; aslolan içeriğinin kitle örgütüne uygun olmasıdır. Onu en temel hatlarıyla özetlemeye çalıştık. Bu yönde atılacak her adım kıymetlidir; öğrenci hareketini kitleselleştirecek, büyüte- cek ve diğer kesimlere de örnek oluşturacaktır.

*Öğrenci gençliğin kitle örgütünü yaratmak için ileri!

*Yaşasın gençliğin birleşik mücadelesi!

Ekim 2026

Proleter Devrimci Gençlik

Bunlara da bakabilirsiniz

YÖK yıldönümü öncesinde PDG pulları yapıldı

Üniversite çevrelerine ve emekçi mahallelere YÖK’ün kuruluş yıldönümünde eyleme çağıran, PDG imzalı pullar yapıştırıldı.

Basına dönük saldırılar protesto edildi

Gazetecilerin meslek örgütleri ve sendikaları, 24 Ekim günü birçok kentte “Sansüre hayır, gazeteciliğe özgürlük” sloganıyla …

Fransa’da halkın birleşik mücadelesinden korkuyorlar

Fransız emperyalizmi halkın taleplerini karşılamak yerine OHAL ile tehdit ediyor. Paris’in banliyösü Cteteil’de öğretmenlerin direnişinin …