Fransa’da saldırılara rağmen direniş büyüyor

Fransa’da liselilerin direnişi olarak başlayan ve sonradan sarı yelekliler, sendikalar ve muhalif kurumların da katılım ve desteğiyle büyüyen hareket, her geçen gün daha da güçlenerek halk hareketine dönüşmüş durumda.

Macron Hükümeti hareketin önünü kesmek için özellikle büyük şehirlerde OHAL ilan ederek askeri sokağa çıkarmakla ve eylemlere katılanları tutuklamakla tehdit etmesine rağmen, hareketin yükselişini  durduramıyor.

17 Ekim 2026 günü Fransa’da, ülke genelinde sokağa çıkan yaklaşık yüzbinlerce kişi, Macron ve hükümetini sarsarken, eylemler emperyalist güçlerin dünya üzerindeki ekonomik-politik saldırılarına ve savaş politikalarına karşı da bir gövde gösterisine dönüştü; Avrupa’nın ve dünyanın birçok yerinde isyan hareketlerine dönüşme noktasına geldi.

Fransa’da halk hareketinin tüm ülkeye yayıldığı bir sırada, 23 Ekim Cuma günü (24 Ekim’de yapılması planlanan eylemin öncesi), Paris’in Yvelins bölgesinin Trap şehrinde Kevin T. isimli 39 yaşındaki bir sivil faşist katliam gerçekleştirdi. Bir araç içinde elindeki makinalı tüfeğiyle insan avına çıkan bu faşist-ırkçı katil, bölgedeki Siyahları ve Arapları hedef gözeterek kurşun yağdırdı. 20 dakika süren bu saldırıda Kongolu Pango Nassio Wamgi’yi katletti, 4’ü ağır 10 kişi yaralandı. 12 yaşındaki bir kız çocuğunun üzerinden 8 kurşun çıktı. Ayrıca katilin evinden, kendisi gibi faşist katil olan Hitler’in “Kavgam” kitabı çıktı. Her zaman olduğu gibi, hatta tüm Avrupa’daki bu tür faşist saldırılarda olduğu gibi, alelacele devlet tarafından yapılan açıklamada, bu katilin de “psikolojik sorunları olan bir hasta olduğu” söylenerek adeta koruma altına alındı. Kanında esrar ve kokain bulunduğu açıklanan faşist katilin gözaltısı  kaldırıldı ve “psikiyatrik gözlem” altına alındığı söylendi. Resmi açıklamaya göre, faşist katilin “kafası bozuluyor” ve silahını alıp sokağa çıkarak katliamı yapıyor!

Halkı aptal yerine koymaya çalışıyorlar. Bu anlatılanlar hiçbir mantık taşımıyor.

Devlet destekli faşist kurum ve elemanları uzun zaman eğitilip silahlandırılırlar ve tam da bu tip halk hareketlerinin büyüdüğü zaman ve koşullarda ortaya salınırlar. Bu saldırıların hiçbiri rastgele değildir. Tesadüf, münferit olay olarak görülmesi hiç düşünülemez. Son yıllarda Kürt mücadelesinden kişi ve kurumlarına, devrimci kurum, dernek ve kişilerine karşı tek tek ve topluca katliam ve saldırılar, sonuçlanamayan mahkemelerde hasır-altı edilmeye çalışılan olaylar daha dün gibi. Son bir ayda da Fransa’nın Nice, Lyon, Rouen ve Lille şehirlerinde, polisin gözü önünde bu tür “münferit” faşist saldırılar oldu. Eli kanlı ve silahlı kişiler, son bir aydır polislerle birlikte eylemcilere saldırmaktan geri durmadılar. Eylemcilerin arasına katılarak, eylemleri provoke ettikleri birçok video görüntülerinin yanında, LFI (Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi) milletvekili Raphele Arnaud, faşistlerin Strazburg şehri üzerinden kurulan silah kanalını açıkladı.

Her geçen gün daha da artan krizini atlatamayan Fransız emperyalizmi, yedek güç olarak tuttuğu faşistleri sahaya sürerken, medyası, işbirlikçi kalemşörleri aracılığıyla da eylemlerin baş sorumlularının yabancılar olduğunu söyleyerek bir yandan yabancıları hedefe koyarak, yabancı düşmanlığının önünü açarken, Fransız halkını bölmeye ve yedeklemeye çalıştı. Bugün 2 Fransa var. Bir yanda devlet destekli eli silahlı sivil faşist katiller sürüsü, çeşitli medyatik yapılar ve işbirlikçi çalışanları, polis ve asker gibi kolluk kuvvetleri var. Sözde demokrasinin temsilcisi, gerçekte ise faşist yasaları çıkaran kurum olan Fransız devleti ve Fransız emperyalizmi, Marie Le Pen’in RN’si (Fransız Birlik Partisi) gibi kurumları güçlendirerek, onları yönetime hazırlayarak, faşist baskıları daha da artırıyorlar. Diğer yanda ise, başta işçi-emekçi, yoksul tarım emekçileri ve ağır koşullarda yaşam mücadelesi veren, hor görülen göçmen ordusu duruyor. Eşitsiz eğitim ve geleceksizlik baskılanması yaşayan öğrencisiyle, her gün onlarcasının şiddet ve tacizle yüzyüze kalan kadınlarıyla birlikte, yoksulluğa, açlığa, sefalete sürüklenmeye itiraz eden, birleşik toplumsal muhalif güç olan anti emperyalist, anti faşist halk hareketi var.

24 Ekim Cumartesi günü devletin tüm engelleme çabalarına, ulaşım engellerine, OHAL yasaklarına, 70 bin polis ve bir o kadar asker gücüne karşı Fransız ve tüm halklardan 800 bin insan alanlara, sokaklara çıktı. Enternasyonal Marşı söyleyerek, yumruklar havada “devrim, devrim” ve “Macron istifa” sloganlarını coşkun bir şekilde atarak, polisin saldırılarını püskürterek, direnerek tepkilerini ortaya koydular.

Başkent Paris’te soğuğa, yağmura, polis ve sivil provokasyonlara rağmen, 120 bin kadar eylemci alanlardaydı.

Paris’in Port d’Italy bölgesinden başlayan yürüyüş, marşlar, sloganlar, pankart ve taşınan dövizlerle Port d’Vencen bölgesine kadar coşkulu bir şekilde geçti. Burada yapılan konuşmalar sonrası, kitle dağılmaya başlarken polis alana göz yaşartıcı bombalar ve gazlar atarak, su sıkarak kitleye saldırdı. Eylem akşam saatlerine kadar sürdü.

Macron Hükümeti, giderek yükselen bu eylemlilik sürecinin ardından, öğrenci gençlik temsilcileriyle bir toplantı yaptı ve taleplerinin zaman içinde karşılanacağını, öğretmen açığının giderilmesi için acil olarak 500 eğitmen alınacağını ve işten çıkarmaların durdurulacağını söyledi. Buna rağmen sendikalar ve sarı yelekliler, önceden duyurdukları, 5 Kasım’da Genel Grev kararlarını hayata geçireceklerini, sokaklarda olacaklarını duyurdular.

Fransa’daki halk hareketi, şimdi 5 Kasım’daki genel greve hazırlanıyor. Beş büyük işçi sendikasının çağrısıyla yürüyüş yapılacak. Eyleme üniversite ve lise gençlik örgütlenmeleri, kamu emekçileri, sarı yelekliler, çiftçiler ve tüm muhalif halk güçleri katılacak.

Fransa’da direniş ve halk hareketi, her geçen gün kitleselleşerek, birleşerek ilerliyor.

Fransa PDD

Bunlara da bakabilirsiniz

YÖK yıldönümü öncesinde PDG pulları yapıldı

Üniversite çevrelerine ve emekçi mahallelere YÖK’ün kuruluş yıldönümünde eyleme çağıran, PDG imzalı pullar yapıştırıldı.

Basına dönük saldırılar protesto edildi

Gazetecilerin meslek örgütleri ve sendikaları, 24 Ekim günü birçok kentte “Sansüre hayır, gazeteciliğe özgürlük” sloganıyla …

Fransa’da halkın birleşik mücadelesinden korkuyorlar

Fransız emperyalizmi halkın taleplerini karşılamak yerine OHAL ile tehdit ediyor. Paris’in banliyösü Cteteil’de öğretmenlerin direnişinin …