MÜ’de Mehmet Boynukalın protestosu

Marmara Üniversitesi öğrencileri, İlahiyat Fakültesi’nde ders veren Mehmet Boynukalın adlı akademisyenin, çocuk evliliğini meşrulaştıran, kadın düşmanı ve fobik söylemleri nedeniyle protesto etme kararı verdiler; “Üniversiteler Bizimdir! Failleri de Aklayanları da Barındırmayacağız!” şiarıyla bir kampanya başlattılar.

Okuldaki devrimci gençlik örgütlerinin yürüttüğü bu çalışmada, Maltepe, Acıbadem, Göztepe ve İlahiyat kampüslerinde günlerce teşhir faaliyeti yapıldı. Afişler, pankartlar asıldı, yemekhanelerde bildiriler dağıtıldı. Afişler sadece kampüs içlerine değil, otobüs duraklarına da yapıştırıldı.

Göztepe Yemekhanesi’nde yapılan ajitasyon konuşmaları ve bildiri dağıtımı sloganlarla noktalandı. Hazırlık bölümü çıkışında dağıtılan bildiriler hızlı bir şekilde tükendi. Öğrenciler bildirileri beklemediğimiz bir ilgiyle karşıladılar.

İlahiyat Fakültesi’nde ise “Mehmet Boynukalın’ın da dersinin olduğu binada “Üniversiteler bizimdir! Failleri de Aklayanları da Barındırmayacağız!” yazan, Marmara Üniversitesi Öğrencileri imzalı bir pankart asıldı.

Tüm bu çalışmalardan sonra 19 Şubat Perşembe günü saat 13.30’da İlahiyat Fakültesi’nin önünde bir eylem çağrısı yapıldı ve tüm öğrenciler bu protestoya davet edildi.

Ancak gerici bir güruhun provokasyon girişimi üzerine eylem iptal edildi. Ve eyleme ilişkin aşağıdaki bildiri yazılarak kamuoyuna açıklama yapıldı.

 

“BASINA VE KAMUOYUNA

Günlerdir kampüslerimizdeki fail ve aklayıcı akademisyenlere karşı haklı mücadelemizi yürütüyoruz. “15 yaş çocuk değildir, evlenebilir” gibi çocuk istismarını normalleştiren söylemleri olan, karma eğitime karşı açıklamalar yapan, kadının iş hayatından çıkarılması gerektiğini savunan Mehmet Boynukalın isimli şahsın okulumuzda akademisyen olarak bulunamayacağına yönelik tepkimizi gösterdik. Ancak Marmara Üniversitesi Öğrencileri olarak çağrısını yaptığımız basın açıklaması, iktidar ve kayyum rektör destekli islamcı-cihatçı güruhlar tarafından provoke edildi. Çocuk istismarcılarını savunan bu gruplar kendilerini belli ederek tehditler savurmaya başladı. Protesto hakkımıza yönelik yapılan saldırılara ve tehditlere karşı hiçbir arkadaşımızı yalnız bırakmayacağız.

Demokratik haklarımızı kullanarak üniversitemizde gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz eyleme Marmara Üniversitesi öğrencisi olmayan kişilerin de bu güruh çağrıları doğrultusunda toplanarak üniversite çevresinde öğrencilere karşı harekete geçeceğini öğrendik. Biz çocuk istismarını, kadın düşmanlığını savunan bu güruhları Hacettepe’de eli palalı çetelerden, Dil Tarih’teki saldırılardan tanıyoruz. 

Tarafımıza yönelik gelecek saldırılardan ve sıra arkadaşlarımızın can güvenliği tehdidinden ötürü 19 Şubat Perşembe günü saat 13.30’a çıktığımız toplanma çağrısını iptal etmeye karar verdik.

Biz bu kararı bir geri çekilme olarak değil, daha geniş kitlesellikle mücadelemizi büyütmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Üniversiteliler olarak çocuk evliliklerini meşru kılan ve kadın düşmanı söylemlerde bulunan hiçbir akademisyeni kampüslerimizde görmek istemiyoruz. Üniversitemizde failleri de aklayıcılarını da barındırmayacağız.

Marmara Üniversitesi Öğrencileri”

 

Kararın bu şekilde çıkması, bizim itirazlarımıza rağmen oldu. Kampanyayı yürüttüğümüz bir haftalık süreç içinde, birçok toplantı yapıldı. Biz başından itibaren katıldığımız tüm toplantılarda, gerici-faşist saldırıların olma ihtimaline dikkat çektik ve kampanyanın bu netlikle, bu hazırlıkla yürütülmesi gerektiğini söyledik. Üstelik ilk toplantıda herhangi bir saldırı durumunda geri çekilme olmayacağı konusunda bütün kurumları ortaklaştırmıştık. Toplantı notlarında, “herhangi bir saldırı durumunda alanda kalınacağı ve direnişin sürdürüleceği” açık biçimde yazıyor. Eylemden bir gün önce (18 Şubat) gelişen provokasyon üzerine, diğer gençlik örgütlerine ve feministlere bunu hatırlattık; ancak “saldırının boyutunu tahmin edemedikleri” yanıtını aldık.

Gelişen durum karşısında bizim ilk önerimiz eylem kararına-planına sadık kalınması ve platformlar üzerinden gençlik örgütlerinin, üniversite inisiyatiflerinin dayanışmaya çağrılmasıydı. Bu önerimiz, eylemin amacından sapacağı ve karşı tarafa koz vereceği gerekçesiyle reddedildi. Gerici kurumlar eylemimize karşı provokasyon çağrısı yaptıklarında bu önerimiz, “eylemin kendisine çağrı yapmayı doğru bulmuyoruz, ama güvenlik için gelebilirler” denilerek kabul edildi.

19 Şubat sabahı yaptığımız toplantıda ise, eylemin iptal edilmesi ilk kez gündeme geldi. Bunun kitlelerde güven kaybı yaşatacağını ifade ettik. Pankartımız hazırdı. Ortaklaşabilmek adına bizim ikinci önerimiz, eylem yerinin değiştirilmesi, yol kapatma ve yürüyüşe dönüştürülmesi oldu. Bizim dışımızdaki tüm kurumlar, eylemin iptal edilmesi yönünde oy kullandı.

Bir hafta süren kampanya oldukça büyük bir etki yaratmıştı. Yaygın bir çalışma yürütülmüş, giremeyeceğimiz düşünülen bir alana girilerek pankart asılmıştı. Yapılan çalışmanın başarısı konusunda diğer kurumlarla aynı fikirdeydik. Ancak ilan edilen eylemin yapılmamasına karşı çıktık. Bu şekilde sonlanması olumsuzdu. Bir araya gelip bu durumu değerlendireceğiz.

İstanbul PDG

Bunlara da bakabilirsiniz

16 Mart 1978- Beyazıt Katliamı

İstanbul Üniversitesi önünde, faşistlerin düzenlediği bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi. 16 Mart 1978’de yaşanan …

Halepçe Katliamı’nın 38. yılı

Saddam yönetimindeki Irak devleti, 16 Mart 1988’de Halepçe’de Kürt halkına dönük olarak bir katliam gerçekleştirdi. …

ABD Konsolosluğu önünde protesto

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik (NESKB), 15 Mart günü İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde eylem …