’96 ÖO Şehitleri Ölümsüzdür!

1996 yılında ülke çapında devrimci tutsakların gerçekleştirdiği süresiz açlık grevi-ölüm orucunda 12 devrimci yaşamını yitirdi.

Mehmet Ağar’ın Adalet Bakanı olduğu dönemde yayınlanan “6 Mayıs genelgesi”, devrimci tutsakları hücrelere kapatarak tecrit etmeyi ve itirafçılaşmaya zorlamayı amaçlıyordu. Bu doğrultuda hazırlanmış Eskişehir Tabutluğu’na çeşitli cezaevlerinden sevkler başladı. Bunun üzerine devrimci tutsaklar “Cezaevleri Merkezi Koordinasyonu” (CMK) kurdular ve 20 Mayıs’ta eyleme başladılar.

Tutsaklarla devlet arasında büyük bir irade savaşı yaşandı. Sadece cezaevlerinde değil, dışarda da işçi ve emekçilerin, aydınların ve öncü güçlerin destek eylemleri, devleti geri adım atmaya zorladı. Ve eylemin 69. günü, mücadeleyi tutsaklar kazandı. Fakat 21 Temmuz’dan 27 Temmuz’a kadar geçen sürede 12 devrimci şehit düşmüştü.

Ölüm Orucu şehitleri Aygün Uğur, Altan Berdan Kerimgiller, İlginç Özkeskin, Hüseyin Demircioğlu, Ali Ayata, Müjdat Yanat, Ayçe İdil Erkmen, Tahsin Yılmaz, Yemliha Kaya, Ulaş Hicabi Küçük, Osman Akgün ve Hayati Can ÖLÜMSÜZDÜR!

İhtilalci komünist şehitler Tahsin Yılmaz, Ulaş Hicabi Küçük, Osman Akgün kavgamızda yaşıyorlar!

Onlar 1984 Ölüm Orucu’nda M. Fatih Öktülmüş’ün yükselttiği “Biz Kazanacağız” şiarını ‘96’ya taşıdılar ve alınlarına taktıkları kızıl banda leke sürdürmediler.

Yine bir Temmuz ayında, 24 Temmuz 2002’de yitirdiğimiz “kavganın şairi” Adnan Yücel de onları dizeleriyle ölümsüzleştirdi. “Ölümün adı ZAFER olsun” diyerek her birini ayrı ayrı selamladı. Biz de 12 kızıl karanfili Adnan Yücel’in dizeleriyle bir kez daha selamlıyor, saygıyla anıyoruz.

 

 

Ölümün adı ZAFER (’96 ÖO şehitlerine)

Alnınızda dalgalanan bayraklar adına

Bayraklarda yaşayan ölümsüzler adına

Durmak yok bu koşuda teslim olmak yok

Ağıt yok dilimizde dizlerde titreme yok!

Kaç güneş sönerse sönsün içimizde

Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü

Ya şafak sökerken

Ya güneş yükselirken

Sizin sesiniz olup sizi haykıracağız

Biz kazanacağız!

Biz kazanacağız!

 

 

Ölümün Adı ZAFER (Tahsin Yılmaz’a)

 

Sen ki bilirsin karlı kayın köklerini

Bütün ormanlar ellerin

Ellerin çam kokardı saçların bulut

Kafkaslar’dan arşipel maviliklerine dek

Bütün direnişler gözlerin

Gözlerin sonsuz bakardı bakışların umut

Yaşamı nasıl sorgulardı simit satan bir çocuk

Bir hamal Nisan Tezleri’ni nasıl okurdu

Doğanın diyalektiğini nasıl kavrardı nasıl

Her sabah bir bulut asardın bıyıklarına

Yakana bir damla alınteri takardın

Ne zaman yüreğin burkulsa-dara düşsen

Kutup Yıldızı’nın kapısını çalardın

Farklılığın bu yüzdendi belki

Ölürken bile Şikago ve komün kokardın

Tariş’te-Gültepe’de ve bütün yeryüzünde

Her gün bir mayıs-bahar ve bayramdın

İzmir kalbine gömerken bile seni

Sen aşk adına çoğalan soylu bir kavgaydın

 

 

 

Ölümün adı ZAFER (Hicabi Ulaş Küçük’e)

 

Yüzünde yeşile bulaşmış eylül sarısı

Sen ne çabuk büyüdün ey çocuk

Açsan gözlerini

Çalılıklarda bir gelincik boylanacak

Kaldırsan başını

Bakışlarında kartallar havalanacak

Sıradan bir ölüm yakışmıyor yaşına

Yüreğin mutlaka bir ihtilal olacak

Kutup Yıldızı’na göre çizdin ya rotanı

Kolay değil o görkeme ulaşmak

Bin kez gerekse bin kez ölürüm dedin

Ölümü zaferleyenler ormanına

En genç fidanı dikerek girdin

(…)

Bir zamansızlık zamanı

Bursa’da zaman

Bursa zindanında gencecik bir dal

Koskoca bir orman çıkarıyor mezarından

 

 

 

Ölümün adı ZAFER (Osman Akgün’e)

 

Bugün Ay’ın Osman gülüşü

Şiirsel bir oyunla tutuşmuş İstanbul

Yürek yürek yanıyor yedi tepe

Alevler saçları kovalıyor sokaklarda

Gökyüzünde ayak sesleri müfrezelerin

Başı dik, yüreği dik bir Onur karşısında

Ölüm bir kez daha zorlu bir sınavda

En çok nehirler tanırdı seni

Ne zaman soluğunu rüzgar yapsan

Suların yüzü telaşlanırdı coşkudan

İhanetler seninle çıkardı su yüzüne

Ayrıklar seninle ayıklanırdı topraktan

Dediğin oldu işte

Ölümün dizleri çözülmek üzere

Biraz gelenek tohumu biraz kartal

Seni uğurlamak sığmıyor sözcüklere…

Bunlara da bakabilirsiniz

Şavşat ve Meydancık’ta “RES’lere ve Madene geçit yok!”

Artvin’de 17 Temmuz günü önce Şavşat ve Hopa-Kemalpaşa yaylalarında yapımı planlanan RES (Rüzgar santrali), ardından …

Enerji işçileriyle dayanışma eylemi

Sendikanın tanınması ve ödenmeyen ücretleri için Ankara’ya yürüyen enerji işçilerinin yürüyüşü 2. gününde polis tarafından …

Suruç Katliamı’nın yıldönümünde eylemler

Suruç Katliamı’nın 11. yılında anmalar ve eylemler yapıldı. 20 Temmuz’da katliamın gerçekleştiği Suruç Amara Kültür …