
Ölümünün 5. yılında Makbule Berktaş, her yıl olduğu gibi mezarı başında anıldı. Ailesi, dostları, mücadele arkadaşları onu unutmadıklarını bir kez daha gösterdiler.
Anma, saygı duruşuyla başladı. Adnan Yücel’in “En çok analar bilir acıdan ilmik ilmik isyan örmeyi” dizeleri okundu.
Kızı Zeynep Berktaş yaptığı konuşmada, tarihimizin önemine vurgu yaptı. Paris’te gençlerin “Yaşasın Komün” sloganı attıklarını söyleyerek toplumsal belleğin önemine değindi. Geçmişle gelecek arasındaki köprünün kurulması için, tarihi ve bu tarihi yaratanları unutmamak gerektiğini belirtti.
Adana İnsan Hakları Derneği Başkanı Yasemin Dora Şeker ise, Makbule Ana’nın İHD’nin kuruluşundan itibaren yeraldığını, bastonuyla bile eylemlerine katıldığı söyledi. Anaların mücadelesinin önemine değindi.
Hastalığından dolayı anmaya katılamayan bir dostu, Ana için yazdığı şiiri göndermişti. Kızı Nevin Berktaş bu şiiri okudu. Ardından Makbule Ana’nın ölümünün 5. yılında evde yemek verileceğini hatırlatarak herkesi eve davet etti.
Evde verilen yemeğe, mezar anmasına gelemeyen yakınları da katıldılar. Yaklaşık iki saat siyasi sohbetler edildi. “Küçük dev kadın” kitabı sergilendi. 
Makbule Ana şahsında kaybettiğimiz tüm değerli insanlar anıldı. Bu tür anmaların çok yararlı olduğu katılanların genel kanısıydı. Ana’yı bir kez daha yâd ederek ayrıldılar.
(Aşağıdaki şiir, Ana için yazıldı)
DEV BİR KADIN
Dev bir kadın gördüm, tanıdım.
Yıllar önce komşuyduk.
Sol eli havada, sağ eli belinde:
“Devrimciyim devrimciyim
İnsan hakları savunucusuyum.
Özgürlükler savaşçısıyım.
Ben korkusuz bir kadınım.
Devrimcilerin anasıyım.” Diye
Bağırıyordu sokakta her yerde.
Baka kaldım.
Devleşmişti gözümde.
Sevdikçe sevdim onu.
Uzadıkça uzadı kısacık boyu.
Arşa yükseliyor yükseliyordu devrimci ruhu.
Yüreğime kilitledim, gönlümekoydum.
Bacım olmuştu, ablamdı MAKBULE BERKTAŞ.
Dostum ağabeyim ARİF BERKTAŞ’ın eşi.
Adana’yı sallıyordu.
Sevildikçe seviliyor büyüdükçe büyüyordu DEV KADIN.
Yiğit kadın dürüst insan. Çok ekmeğini yedim çayını içtim.
Onu anamı sever gibi çok sevdim.
Onda halkların insanlığın kurtuluşunu gördüm. Gurur duydum.
Acıları çeke yaşadı
Yılmadı usanmadı
Unutmadım unutmam da seni
DEV KADIN. Gittiğin yol
Hak Hukuk Adalet İnsanlık doluydu.
Ruhunla ışıklarda uyu huzurlu ol.
Yolun yolumuzdur.
Ruhuna selam olsun DEV KADIN.
Mehmet Akça
Mezar anmasında yapılan konuşmanın metnini yayınlıyoruz:
Değerli dostlar, yoldaşlar
Bir kez daha Makbule Ana’nın mezarı başında onu anmak için biraradayız. Ana’mızın vefatının üzerinden 5 yıl, babamızın üzerinden 9 yıl geçti. Yaşar Kemal’in sözleriyle “O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler”. Şimdi aramızdan ayrılan bütün güzel insanlar için bir dakikalık saygı duruşunda bulunalım.
……
“En çok analar bilir böyle günlerde
Acıdan ilmik ilmik isyan örmeyi
Öfkeyi ölüm sabrıyla nakışlayıp
Direnişi yüreklere giydirmeyi
En çok analar bilir
Evlat acısını tel tel alanlara sermeyi
Her gece camlar kırılır düşlerinde
Hücreler parçalanır
Gözleri sığmaz ufuk çizgilerine
Sesleri sabır kayalarında yankılanır
Her ölümle yeniden kabarır öfkeleri
Ölümsüzlük denizlerinde dalgalanır
Su savrulur – toprak kavrulur – zulüm boğulur
Analar bir kıyamet – bir tufan olur…”
Değerli dostlar,
Biz buraya sadece annemizi, babamızı anmaya gelmiyoruz. Onlar daha yaşarken topluma mal olmuş insanlardı. O yüzden yalnız çocukları, akrabaları değil, dostları, sevenleri, mücadele arkadaşları, yoldaşları olarak her yıl burada toplanıyor ve anıyoruz.
Onları hepiniz tanıyorsunuz. Kiminiz bizzat tanıma olanağı buldu, kiminiz anlatılanlarla tanıdı, birçoğunuz “Küçük dev kadın” kitabını okudu… O yüzden onları yeniden anlatmayacağım. En öz ifadeyle, insanlar özgür ve eşit yaşasın diye mücadele ettiler. İşçilerin sendikal mücadelesinde, insan hakları mücadelesinde öne çıktılar. Bir tutsak yakını olarak tutsakların mücadelesine destek oldular, onların sesini dışarı taşıdılar.
Elbette bir anne, baba olarak bize kattıkları çok şey var, o yönüyle de anılmayı hak ediyorlar. Ama asıl olarak mücadele insanı, gönül insanı oldukları için anıyoruz.
Toplumsal hafıza, toplumsal bellek çok önemlidir dostlar. Egemenler, ezilenlerin, sömürülenlerin tarihini, geleneklerini unutturmak ister. Hani bir söz vardır: “Aslanlar kendi tarihini yazmadığı sürece, hikayeler hep avcıları övecektir” diye… Onun için kendi tarihimizi yazmalı, bu tarihi yaratanları anlatmalıyız.
Bakın Fransa’da liseliler, yani 15-18 yaşındaki gençler, “Yaşasın Komün” sloganı atıyorlar. Paris Komünü, yaklaşık 250 yıl önce gerçekleşti. Topu topu 3 ay sürdü. Ama ilk proletarya devleti olarak tarihte büyük bir iz bıraktı. Ardından Ekim Devrimi gerçekleşti. Aralarında Türkiye’nin de olduğu ulusal kurtuluş savaşları yaşandı. Tüm dünyada bir çığır açtı. Şimdi gençler Komün’ü yeniden hatırlatıyor, egemenlerin yüreğine korku salıyor.
Oysa Komün’ü unutturmak için neler yaptılar. Büyük bir vahşetle, kanla bastırdılar. Öyle ki, Paris’i boydan boya kesen Sen Nehri’nin günlerce kırmızı aktığı söylenir. Ama halkın hafızasından o günleri silemediler. Özgür ve eşit yaşanan o üç ay, belleklere kazınmıştı bir kez… Aradan yüzyıllar geçtiği halde silemediklerini görüyoruz.
Onun için tarihimize sahip çıkmalıyız. Değerlerimizi yaşatmalıyız. Bu kavgada yitirdiklerimizi unutmamalıyız. Onlar sadece geçmişimiz değil, bugünümüz ve yarınımız… Bu bakış açısıyla yitirdiğimiz yoldaşlarımızı, devrimcileri, demokratları anıyoruz.
Her yıl olduğu gibi Ana’mızın severek attığı sloganlarla anmamızı noktalayalım.
Anaların öfkesi katilleri boğacak!
Susma sustukça sıra sana gelecek!
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir