
Bugün Tiran’a ikinci gelişim. Çok büyük bir kitle eylemi ile sarsılıyor Arnavutluk’un başkenti.
“Ayağa kalk, Arnavutluk!”
“Sesini bir çentik yükselt!”
“Büyük küçük duysun bizi!”
Bugün yüzbinlerce insan bu sloganla yürüdü Başkent Tiran’ın sokaklarında. “Flamingo Devrimi” adı verilen eylemlerin 45. günü. 14 Temmuz günü yapılan bu yürüyüşe biz de katıldık.
Kitleler sahil kenarındaki değerli arazilerin Amerikalılara 50-100 yıllığına kiralanmasına büyük tepki duyuyor. Bu araziler deniz kenarında, uzun ve geniş yamaçları da olan, dolambaçlı sahil kıyıları şeklinde değerli araziler, gözde bölgeler. Kamuya ait bu araziler, halkın kullanımına açık ve çok geniş bir kesim yararlanıyor bu durumdan. Arazilerin bir kısmı, önceden çeşitli biçimlerde parça parça yerel bazı kesimlere satılmış (ya da kiralanmış) zaten. Şimdi hem onların kullanımındaki araziler, hem de kamuya açık araziler olmak üzere, bütün sahil hattı satılıyor.
Eyleme katılanlarla ve çevredeki esnaflarla sohbet etmeye çalışıyoruz.
Bazıları (özellikle esnaf olanlar) bu satışı onaylıyor; ülkenin tek gelirinin turizm olduğunu, Amerikalıların buraya yatırım yapmasının turizmi kalkındıracağını ve halkın bundan yararlanacağını söylüyor. Kendilerinin yapacağı satışı düşünüyorlar herhalde. İşbirlikçi hükümetin çıkardığı yasalarla uzun vadeli kiralama zaten yapabildiğini, bunun normal olduğunu söyleyenler de var. Ama eylemdeki kitle “Amerika defol” diyor, “Arazilerimizi vermeyiz” diyor, bu satışın kesinlikle iptal edilmesini istiyor.
Biz de konuştuğumuz insanlara kapitalizmin halklara faydalı bir şey yapmayacağını, “turizm patlar, size de faydası dokunur” gibi söylemlerin doğru olmadığını, emperyalistlerin iyilik meleği görünümüne aldanmamak gerektiğini, girdiği her yerde sömürü politikalarını izlediğini anlatmaya çalışıyoruz. ABD’nin girdiği ülkenin bütün kaynaklarını, elementlerini, değerli her şeyini gaspettiğini, neyi varsa çöktüğünü, bir şey vermek değil hep aldığını, alacak bir şey kalmadığında kolunu koparıp, kafasını kesip bir ülkeyi yokettiğini söylüyoruz. Arnavutluk bugün rüşvetçiliğin, kara para aklamanın merkezine dönüşmüşse, tam da bu kapitalist hegemonya ve çok uluslu baronlar nedeniyle oluyor. İşçi ve emekçiler tek vücut olarak birlikte hareket ettiğinde, güçlü, kararlı ve sürekli sokak eylemleri gerçekleştirdiğinde, bedel ödemeyi göze aldığında belli kazanımlar elde edebilir. En azından ikili anlaşmaları iptal ettirebilir.
Bu elbette ki kolay olmayacaktı. Eylemlerin ülke geneline yayılması da gerekiyor. Oysa başkent Tiran’da eylemler sürüyor ama Vlore ve diğer şehirlerde sessizlik var. Başka şehirlerdeki kitle Tiran’a mı geliyor, yoksa duyarsız mı kalıyor bilmiyoruz. Ancak bunu toplumun geneline mal etmek zorunlu.
Bir de sokaklar şimdi yasaklanmıyor, ancak kararlılık devam ettiğinde süreç giderek sertleşecektir. Militan, kararlı, doğal öncülerin biraraya gelmesi, ülke genelinde örgütlenmesi büyük önem taşıyor. Başlayan eylemlilikte olumlu bir sonuç alınmadığı koşulda, daha kötü saldırılar arkadan gelebilir. Daha şimdiden halkın nasıl bir yoksulluk içinde yaşadığını görüyoruz; ama bir tarafta da çok zengin bir kesim var.
Eylemde konuştuğumuz insanlar, resimlerini çekmemizi istemediler. Kaygılarını anlattılar, ısrar etmedik. Ancak kitledeki coşkuyu, kararlılığı görmek çok güzeldi.
Ülke içinde kesintisiz sürdürdükleri eylemlerin yurtdışı ayağı da oluşmaya başlamış. Eylemlerin 42. gününde, 11 Temmuz Cumartesi günü ABD’de bulunan Birleşmiş Milletler önünde toplanmış Arnavutlar. Michigan, Pensilvanya, Massachusets, Connecticut, Washington DC, Virginia, New Jersey ve New York’tan, ayrıca Arnavutluk’tan gelen Arnavutlar, kendi ülkelerindeki eylemi destekleyen bir gösteri yapmak için gelmişler.
Amerika’daki Arnavutlar, Arnavutluk halkı ile dayanışma içinde durmuşlar. Kitlenin talebi olan aşağıdaki maddeleri desteklemişler:
- 2024 Yasa No. 21/2024’de korunmuş alanlar hakkındaki değişikliklerin iptal edilmesi,
- Stratejik Yatırımlar Yasası ve diğer yasaların iptal edilmesi,
- Korunmuş alanlar ve kültürel miras üzerindeki etkisini etkileyen yasal çerçevenin iptal edilmesi,
- Başbakanlık görevi için anayasaya iki dönem sınırlaması getirilmesi,
- Seçim reformu ve siyasi finansman konusunda daha fazla şeffaflık kurulması ve yeni anayasanın referandumla onaylanması.
Arnavutluk halkı, bu talepler etrafında direnmeye devam ediyor.
Avrupa’dan bir PDD’li
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir