
Ahmet Telli Nisan ayından beri hastanede tedavi görüyordu. 78’liler Federasyonu şairin 8 Temmuz günü entübe edildiğini duyurdu. Usta şair 10 Temmuz’da yaşamını yitirdi.
Ahmet Telli 2 Aralık 1946’da Çankırı’da doğdu. İlk şiirini 1961’de yayınladı. 1960 sonrasında toplumcu gerçekçi şiirin önemli temsilcilerinden biri oldu. 1970’li yıllarda daha çok deneme ve kitap tanıtım yazıları yazdı; 1979’dan sonra kitaplarını yayınlamaya başladı.
Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmen olarak görev yaparken, 1981 yılında tutuklandı; TCK’nın 141, 142, 146. maddelerinden yargılandı. Cigerhun’un şiirleri üzerine yazdığı bir yazıdan dolayı 142. maddeden hüküm giydi. 1993’te mahkeme kararıyla öğretmenliğe geri döndü.
Ahmet Telli “hüzünle isyanı, sevdayla direnişi aynı potada eriten bir şair” olarak bilinir. Başlıca şiir kitapları arasında Yangın Yılları (1979), Hüznün İsyan Olur (1979), Dövüşen Anlatsın (1980), Saklı Kalan (1981), Su Çürüdü (1982), Belki Yine Gelirim (1984), Nida (2010) ve Veda Divanı gibi eserler yer alıyor.
Şiirleri devrimci müzik grupları tarafından bestelenen, okunan bir şairdir Ahmet Telli.
“Su Çürüdü” şiiri 12 Eylül döneminin işkence ve baskılarını, yalnızlığını ve direnişi çarpıcı imgelerle şu sözlerle anlatır.
“Yetmiş iki gündür bir dolapta kilitliyim. Yalnızca anahtar
deliğinden hava giriyor ve ölü bir ışık sızıyor içeri. Yalnızlık
hiç de tanrısal değil, görkemli değil. O yalnızca geçmişle
gelecek, ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta.
Geçmişi ve geleceği olmayan, ölümle yaşam arasında irinli bir
leke yalnızlık denilen. Şimdi ne varsa, anahtar deliğinden sızan
havayla ışıkta… (Farkına varsalar, kapatırlar mıydı onu da?)
Bütün belleğimdekileri yokettim. Elektrikli bir aygıtla yaktım,
jiletle kazıdım. Çığlıkların aralığından uçurdum hepsini, kül
edip savurdum.
Adımdan gayrısını bilmiyorum.”
“Serüvenciler” şiirinde hüzün direnişe, acı umuda, ayrılık serüvene dönüşür.
“Büyük aşklar yolculuklarla başlar
ve serüvenciler düşer bu yollara ancak
Onlar ki dünyanın son umudu
soyları tükenen birer çılgındırlar
Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında
Ölümle alay ederler sanki”
“Gidersen yıkılır bu kent” şiirinde ise devrimcilere-direnişe duyduğu özlemi anlatır.
“Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
Sis ve intihar çöküyor bütün birahanelere
Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
Gidersen yıkılır bu kent kuşlar da ölür
Bir tufan olurum sustuğun her yerde”
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir