Ya sen-ey gelenek tohumunun narçiçeği / İki bin yıllık çınar yellerinde / Spartaküs’ten bugüne insan sellerinde / Gelmedin daha dile-gelmedin / Dilini kopardılar da söylemedin / Durdun durdun da / Ey direncin doruklardaki bayrağı / En büyük destanı bir tekmeyle söyledin. (…) Varsın dilin koparılmış olsun artık / Alnın ezilmiş ve ellerin kesilmiş olsun / Yağıyor ki şimdi …
Devamını okuEtiket arşivi
Genç Komünarlar’ın ilk şehidi; “Rüzgarın kızı” NİLGÜN GÖK
Nilgün Gök (Neval) “Genç Komünarlar”ın (GK) ilk şehididir. Aynı zamanda müfrezenin ilk kadın şehidi… O, kısa ama dolu dolu geçen örgütlü yaşamında, GK’nın taraftarı, kadrosu, önderi olmuş ve ‘ilk şehidi’ olarak ölümsüzleşmiştir. Nilgün’ün ’90-’93 yılları arasında geçen üç yıllık örgütlü yaşamı, aynı zamanda GK’nın da en iyi, en gelişkin olduğu yıllardır. Dolayısıyla Nilgün’ün yaşamıyla, GK tarihi adeta iç içedir. Ve …
Devamını oku“12 Eylül’e sıkılan ilk kurşun OSMAN YAŞAR YOLDAŞCAN” kitabı çıktı
(Kitabın “Sunu” bölümünü kısaltarak yayınlıyoruz.) Osman Yaşar Yoldaşcan, 12 Eylül faşist cuntasının işbaşına gelişinden 17 gün sonra; 29 Eylül 1980’de İstanbul-Bağcılar’da saatlerce süren sokak çatışmasının ardından şehit düştü. Onun bu yiğitçe ölümü, başta yoldaşları olmak üzere tüm tutarlı devrimcilere, anti-faşistlere izlenmesi gereken yolu gösteren bir manifesto oldu. 12 Eylül’e sıkılan ‘ilk kurşun’ olmasının anlamı, yaşanan ilk sokak çatışması ve bir …
Devamını oku12 Eylül sadece zulüm değil, direniş tarihidir
12 Eylül, burjuva medya tarafından yıllarca “ülkeyi ‘sağ-sol çatışması’ndan kurtaran bir askeri hareket” olarak sunuldu. “12 Eylül’ün bir zorunluluk olduğu, o koşullarda işlerin başka türlü yürümeyeceği” tezi işlendi. AKP’li yıllarda ise, “dış mihrak”ların faşistleri ve devrimcileri birbirine kırdırarak, 12 Eylül için zemin hazırladığı şeklindeki “komplocu teoriler” ortalığı kapladı. 12 Eylül’ün mağdurları olarak, Ecevit’ler, Demirel’ler gösterildi. Hatta faşist Türkeş ve Yazıcıoğlu …
Devamını okuBir dönüm noktası: ’84 Ölüm Orucu ve Fatih’in önderliği
“Alnımızda dalgalanan bayraklar adına Bayraklarda yaşayan ölümsüzlük adına Durmak yok bu koşuda / Teslim olmak yok! Ağıt yok dilimizde / Dizlerde titreme yok! Kaç güneş sönerse sönsün içimizde Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü Ya şafak sökerken / Ya güneş yükselirken Sizin sesiniz olup / Sizi haykıracağız BİZ KAZANACAĞIZ! / BİZ KAZANACAĞIZ! / BİZ KAZANACAĞIZ!” İnsanların yaşamında olduğu gibi, ulusların, …
Devamını okuErtuğrul Bilir’e yanıt-2: Bitmeyen 12 Eylül rahatsızlığı
Ertuğrul Bilir’in “Dar pencereden manzara” adlı yazısının eleştirisine devam ediyoruz. Bilir yazısında, DY’nin 12 Eylül yıllarında tasfiyeci-teslimiyetçi tutumunu olabildiğince hafifsetmeye çalışırken, o dönemde kolektif bir direniş sergileyen TİKB’nin direnişini küçültüyor ve işkence ile sınırlıyordu. Ayrıca DY’nin 100’e yakın şehit verdiğini, kırda gerilla savaşı sürdürdüğünü iddia ederek, esasında direndiğini kanıtlamaya çalışıyordu. 12 Eylül yıllarında DY dahil her siyasi hareketten yüzlerce …
Devamını okuErtuğrul Bilir’e yanıt-1: Bitmeyen 12 Eylül rahatsızlığı
12 Eylül yenilgisi ve bu yenilgide payı olanlara dair çıkan kitaplar-yazılar, halen birilerine rahatsızlık veriyor. Son olarak Yaşar Ayaşlı’nın “Türkiye Solundan Manzaralar: 12 Eylül’de Yenilenler Üzerine Tarihsel Bir Deneme” adlı kitabı, bu rahatsızlığı yeniden dışavurdu. İlk anda “40 yıl sonra bunlara yeniden dönmenin ne gereği var” mealinde sözlerle karşılandı. Hem de Sümerler’e kadar gidip devlet olgusunun, kadın sorunun, etnik kökenlerin …
Devamını okuEnginleri fethetme ruhuyla BİZ KAZANACAĞIZ!
Bu ay, ihtilalci komünistlerin kuruluş ayı. Bir nevi doğum günleri…. Hem de iki kez! İlki, 19-21 Şubat 1979 tarihinde gerçekleşen “İleri Militanlar Toplantısı” (İMT)’dir. İkincisi, 15-17 Şubat 1998’deki “yeniden doğuş” konferansı!.. Her iki doğum da oldukça uzun ve sancılı bir dönemin ardından gelmiştir. Her doğum gibi öncesinde büyük acılar, sıkıntılar yaşanmış, ama sonrasında daha büyük coşku ve moralle yeni başlangıçlar …
Devamını oku21 Aralık 1983-İsmail Cüneyt katledildi
TİKB-MK üyesi İSMAİL CÜNEYT, 21 Aralık 1983 günü işkencecilerin eline geçti. Aynı gün İstanbul I. Şube’de kurşunlanarak öldürüldü. Yoldaşları arasındaki adı Stalin Mehmet’ti. Sınıf düşmanlarına karşı öylesine derin bir kin taşıyordu ki, ona bu adı vermişlerdi. Uzlaşmazlığın, kararlılığın ve boşlukları doldurmanın adı oldu İsmail Cüneyt. 1956 yılında Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yoksul bir köylü ailesinin çocuğu olarak doğdu. Küçük yaştan itibaren …
Devamını okuSer verip sır vermeyen yiğit: İSMAİL GÖKHAN EDGE
İsmail Gökhan Edge, Diyarbakır işkencehanelerinde ser verip sır vermeyenlerden oldu. O, 1953 yılında Eskişehir’de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okumaya başladı. O yıllarda TİKB önceli grup yapısı saflarında devrimci mücadeleye atıldı. Mehmet Fatih Öktülmüş’ün yetiştirdiği seçkin devrimcilerden biriydi. 1974 yılında okulu bıraktı, “profesyonel devrimci” olarak mücadelesini sürdürdü. İşçi sınıfını örgütlemek için Fatih’le birlikte Çukurova’ya …
Devamını oku
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir