(Kitabın “Sunu” bölümünü kısaltarak yayınlıyoruz.) Osman Yaşar Yoldaşcan, 12 Eylül faşist cuntasının işbaşına gelişinden 17 gün sonra; 29 Eylül 1980’de İstanbul-Bağcılar’da saatlerce süren sokak çatışmasının ardından şehit düştü. Onun bu yiğitçe ölümü, başta yoldaşları olmak üzere tüm tutarlı devrimcilere, anti-faşistlere izlenmesi gereken yolu gösteren bir manifesto oldu. 12 Eylül’e sıkılan ‘ilk kurşun’ olmasının anlamı, yaşanan ilk sokak çatışması ve bir …
Devamını okuEtiket arşivi
12 Eylül sadece zulüm değil, direniş tarihidir
12 Eylül, burjuva medya tarafından yıllarca “ülkeyi ‘sağ-sol çatışması’ndan kurtaran bir askeri hareket” olarak sunuldu. “12 Eylül’ün bir zorunluluk olduğu, o koşullarda işlerin başka türlü yürümeyeceği” tezi işlendi. AKP’li yıllarda ise, “dış mihrak”ların faşistleri ve devrimcileri birbirine kırdırarak, 12 Eylül için zemin hazırladığı şeklindeki “komplocu teoriler” ortalığı kapladı. 12 Eylül’ün mağdurları olarak, Ecevit’ler, Demirel’ler gösterildi. Hatta faşist Türkeş ve Yazıcıoğlu …
Devamını okuFatih yoldaşın ölüm yıldönümünde pankartlar asıldı
Mehmet Fatih Öktülmüş’ün ölüm yıldönümünde emekçi semtlere ve merkezi yerlere PDD ve DSB imzalı pankartlar asıldı. Avcılar Esenyurt Nurtepe Metro Okmeydanı Nurtepe Otoban Kadıköy Kadıköy Kartal
Devamını okuBir dönüm noktası: ’84 Ölüm Orucu ve Fatih’in önderliği
“Alnımızda dalgalanan bayraklar adına Bayraklarda yaşayan ölümsüzlük adına Durmak yok bu koşuda / Teslim olmak yok! Ağıt yok dilimizde / Dizlerde titreme yok! Kaç güneş sönerse sönsün içimizde Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü Ya şafak sökerken / Ya güneş yükselirken Sizin sesiniz olup / Sizi haykıracağız BİZ KAZANACAĞIZ! / BİZ KAZANACAĞIZ! / BİZ KAZANACAĞIZ!” İnsanların yaşamında olduğu gibi, ulusların, …
Devamını okuErtuğrul Bilir’e yanıt-3: Bitmeyen 12 Eylül rahatsızlığı
Ertuğrul Bilir’in “Dar pencereden manzara” adlı yazısına verdiğimiz yanıtların üçüncü ve son bölümünü yayınlıyoruz. Bilir yazısında, DY’nin 12 Eylül yıllarında tasfiyeci-teslimiyetçi tutumunu olabildiğince hafifsetmeye çalışırken, o dönemde kolektif bir direniş sergileyen TİKB’nin direnişini küçültüyor ve işkence ile sınırlıyordu. Birinci ve ikinci bölümde TİKB’lilerin sadece işkencede değil, zindanda ve mahkemedeki direnişlerini anlattık. Son bölümde ise yine E. Bilir’in TİKB’nin 12 Eylül’de …
Devamını okuErtuğrul Bilir’e yanıt-2: Bitmeyen 12 Eylül rahatsızlığı
Ertuğrul Bilir’in “Dar pencereden manzara” adlı yazısının eleştirisine devam ediyoruz. Bilir yazısında, DY’nin 12 Eylül yıllarında tasfiyeci-teslimiyetçi tutumunu olabildiğince hafifsetmeye çalışırken, o dönemde kolektif bir direniş sergileyen TİKB’nin direnişini küçültüyor ve işkence ile sınırlıyordu. Ayrıca DY’nin 100’e yakın şehit verdiğini, kırda gerilla savaşı sürdürdüğünü iddia ederek, esasında direndiğini kanıtlamaya çalışıyordu. 12 Eylül yıllarında DY dahil her siyasi hareketten yüzlerce …
Devamını okuErtuğrul Bilir’e yanıt-1: Bitmeyen 12 Eylül rahatsızlığı
12 Eylül yenilgisi ve bu yenilgide payı olanlara dair çıkan kitaplar-yazılar, halen birilerine rahatsızlık veriyor. Son olarak Yaşar Ayaşlı’nın “Türkiye Solundan Manzaralar: 12 Eylül’de Yenilenler Üzerine Tarihsel Bir Deneme” adlı kitabı, bu rahatsızlığı yeniden dışavurdu. İlk anda “40 yıl sonra bunlara yeniden dönmenin ne gereği var” mealinde sözlerle karşılandı. Hem de Sümerler’e kadar gidip devlet olgusunun, kadın sorunun, etnik kökenlerin …
Devamını okuEnginleri fethetme ruhuyla BİZ KAZANACAĞIZ!
Bu ay, ihtilalci komünistlerin kuruluş ayı. Bir nevi doğum günleri…. Hem de iki kez! İlki, 19-21 Şubat 1979 tarihinde gerçekleşen “İleri Militanlar Toplantısı” (İMT)’dir. İkincisi, 15-17 Şubat 1998’deki “yeniden doğuş” konferansı!.. Her iki doğum da oldukça uzun ve sancılı bir dönemin ardından gelmiştir. Her doğum gibi öncesinde büyük acılar, sıkıntılar yaşanmış, ama sonrasında daha büyük coşku ve moralle yeni başlangıçlar …
Devamını okuRefik’in ardından…
Refik Ünal’ın ölümü, onu tanıyan herkeste derin bir üzüntü yarattı. Çünkü sözüyle özü bir olanlardandı Refik. Doğaldı, doğrucuydu… Ne düşünüyorsa söyleyen, düşündüğü gibi de yaşayan biriydi. Yanlış bulduğu şeylere tereddütsüz karşı çıkardı. Dik başlıydı ama sevgi doluydu. O kocaman gözleri, yoldaşlarına, dostlarına her zaman sevgiyle bakmıştır. Onun teoriye ilgisi, aydınca bir yaklaşımdan uzak olduğu için bilgiçlik yapmazdı ve itici olmazdı. …
Devamını okuİsmail Cüneyt’in ölüm yıldönümünde duvar yazıları
İsmail Cüneyt’in ölüm yıldönümünde, resmi duvarlara şablon olarak yapıldı.
Devamını oku
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir