Bilgi Üniversitesi’nde direndik, kazandık!

Kapatılma kararının açıklanmasının ardından, 22 Mayıs cuma günü öğlen saatlerinde eylem başlamıştı Bilgi Üniversitesi’nde. Öğrenciler ve çalışanlar içerideydi; desteğe gelen sendikalar, gençlik örgütleri ise kapının dışında kalmış, içeri girmeye çalışıyorlardı. Saatler süren müzakerenin ardından kapılar açıldı ve kitle okulun içinde kaynaştı. Aynı gün rektörlükle de bir müzakere yürütülmüştü ve hafta sonu okuldan kimsenin çıkarılmayacağının, gece kalanlar için barınacak yer ayarlanacağının sözü alınmıştı.

Okulun içindeki nöbet bu koşullarda başladı. İşten çıkıp akşam saatlerinde Bilgi Üniversitesi’ne ulaştığımızda dışarıdan gelenler alınmıyordu artık. Sendika temsilcileri olduğumuzu söyleyerek kapıdan geçtik, desteğe gelenler alınmazken bizim bu kadar kolay girmemiz bizi de şaşırtmıştı.

Okula girdiğimizde, öğlen saatlerinde yapılan eylemin ardından dağınık bir ortamla karşılaştık. Arkadaşlarımızı bularak ortak bir toplantı kararı aldık. Akşamına yapılacak olan öğrenci forumuna da bu toplantının çıktılarıyla katılacaktık.

Forum saatine kadar kampüs içine girmek üzere arkadaşlarımız geldiler. Arkadaşlarımızı almak üzere kapıya gittiğimizde rektörlüğün “dışarıdan kimsenin alınmaması, içeriden çıkanların tekrar girişine izin verilmemesi” kararı aldığını iletti kapıdaki güvenlikler. Kapıya kalabalık gitmiştik, güvenliklerle tartışarak arkadaşlarımızı kapıdan geçirdik.

Sonrasında da gelen arkadaşlarımız oldu. Onları da idari personelle müzakere ederek içeri aldık.

Akşam 22.00 gibi forumun yapılacağı Mimarlık Fakültesi’ne geçtik. Mimarlık Fakültesi rektörlüğün gösterdiği açık binalardan biri değildi ancak forumun burada yapılmasının ardından fiili olarak içerideki kitle tarafından ele geçirildi ve gece de burada kalındı.

Yapılan forumda nöbetin ikinci gününü nasıl geçireceğimizi konuştuk öğrenci arkadaşlarla. Gün planlandı. Biz sendika olarak ikinci gün saat 14:00’a bir çağrı yapacağımızı ilettik ve dışarıdan desteğe gelecek olan arkadaşları mutlaka içeri sokmamız konusunda ortaklaştık. Öğrenci arkadaşlar da ikinci gün için kendi çağrılarını bizimle aynı saate koydular. Rektörlük önünden başlayan yürüyüşle kapıya ulaşacak ve desteğe gelen arkadaşlarımızı mutlaka içeri alacaktık.

Forum devam ederken okul güvenliği Mimarlık Fakültesi’ni boşaltmak üzere geldi geç saatlerde. Üst katlara barikatlar kuruldu, kapıya etten duvar örüldü, güvenlik içeri sokulmadı. Sadece bir idari personelin, yanında öğrenci arkadaşlarla katları gezmesine izin verildi. Rektörlüğün gösterdiği alanların dışına bu şekilde çıkılıyor ve kazanım elde ediliyordu kampüs içinde.

Nöbetin ikinci gününe, sabah 08:00’da yapılan forumla başladık, dün alınan kararların üzerinden geçildi ve eylem için hazırlıklar başladı.

Saat 14:00’da rektörlüğün önünden yürüyüş başladı. Öğrenciler kendi pankartlarıyla, akademisyenler kendi pankartlarıyla yürüdü. Sloganlarla, ajitasyonlarla yapılan yürüyüşün ardından kapıya ulaştık. Sloganlar, ajitasyonlar kapıda da devam etti. Dışarıdan desteğe gelen arkadaşlarımızı göremiyorduk ama seslerini duyuyorduk. Sloganlarımıza sloganlarla karşılık veriyorlardı. Kapıda bu şekilde eylem devam ederken bir siyasetin gençlik temsilcisinin “Arkadaşlar şimdi rektörlüğe dönüyoruz” anonsu duyuldu megafondan ve kitlenin büyük bir kısmı kapıdan ayrıldı. Dünkü forumda böyle bir karar alınmamıştı ve yapılan açıkça eylem kırıcılıktı. (Aynı şahsın, Mimarlık Fakültesi alındığında ve katlara barikatlar kurulduğunda idari personele haber vererek güvenlikleri fakülteye yönlendiren kişi olduğunu öğrendik sonrasında.)

Hem kapıda sayımız azalmıştı hem de saatler geçtikçe dışarıdaki kitle azalıyordu. İçerideki kitleyi tekrar toparlamaya çalışırken güvenliklerin kapıya doğru koştuğunu gördük. Hemen kapıya koştuk ve dışarıdaki arkadaşlarımızın kapıya doğru hamle yaptığını ve bir arkadaşımızın ayağının güvenliğin müdahalesi sonucu kapıya sıkıştığını gördük. Bu olay üzerine kitle tekrar kapıya toplandı. Ayağı sıkışan arkadaşımız için ambulans çağrıldı.

İçeriden ve dışarıdan zorlayarak kapıları açtırdık, arkadaşlarımızı içeri aldık. Eylemden saatler sonra gelen arkadaşlarımız için de kapılar açılmıştı, gece saatlerine kadar rahatça içeri girdiler desteğe gelenler. İkinci gün, geç de olsa kazanılmıştı. Akşam Bilgi Üniversitesi konservatuvar öğrencilerinin konserleriyle geçti ve gece geç saatlerde yapılan forumdan, direnişin üçüncü gününde saat 14.00’a çağrı kararı çıktı. Biz ikinci günün gecesi geç saatlerde kampüsten ayrıldık.

Ertesi gün dışarıdan gelenlere katılacaktık. Direnişin üçüncü günü (25 Mayıs) öğlen saatlerinde kapı önünde toplanmaya başladı gelen kitle. Ciddi bir polis yığınağı vardı. Kapının önünde 5 sıra polis barikatı kurulmuştu. Çitlerin arasından içerideki arkadaşlarımızı görebiliyorduk, 60-70 kadar arkadaşımız kapının önünde kol kola girmiş oturuyorlardı. Dışarıdaki kitle de birikiyordu. Ardından içerideki arkadaşlarımız ablukaya alındı ve müdahale başladı. Dışarıdaki kitlenin ileri unsurları da barikata yüklendi, biber gazıyla dağıtıldı kitle. İçerideki arkadaşlarımız ise polis saldırısı ile dışarıya çıkartıldılar. Böylece onlarla içeride değil, ama dışarıda buluşmuş olduk.

Kitle gitgide artıyordu dışarıda. Polisle yapılan müzakere saatler sürdü, müzakerenin talebi kitle için bir alan açılmasıydı. Ara ara yol kesme denendi, başarılamadı. Ablukalar oldu, müzakere yoluyla açıldı. Saatin ilerlemesi ve kitlenin dağılmaya başlamasıyla birlikte bir basın açıklaması yapılarak yarına çağrıyla üçüncü günün eyleminin bitirilmesi kararlaştırıldı.

Direnişin üçüncü günü bu şekilde bitirildi ve dördüncü gün için yine saat 14.00’a kapı önünde toplanma çağrısı yapıldı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde kapatılma kararının iptali Resmi Gazete’de yayınlandı. 3 gün süren direniş kazanılmıştı. Dördüncü günün eylem çağrısı bir şenliğe dönüştü. Öğrenciler, akademisyenler açıklamalarını yaptılar. Sloganlarını, ajitasyonlarını attılar. Kazanımın ve mücadelenin önemini anlatan konuşmalar yapıldı, örgütlü mücadelenin önemi bir kez daha kanıtlandı.

Direnişin kendi içinde eksiklikleri vardı, üstelik CHP’ye kayyum atanması ve CHP Genel Merkez’e polis saldırısı ile aynı günlere denk geldiği için, basında hakettiği kadar yoğun biçimde yer alamadı. Buna rağmen, direnişçilerin kararlılığı, her gün eylemler, forumlar, okulu terk etmeme biçiminde gelişen çok yönlü direniş gibi unsurlar, kazanım getirdi. Zafer, sayıları sınırlı bile olsa, direnişi kararlılıkla sürdürenler üzerinden gelmişti.

DSB’li bir eğitim emekçisi

Bunlara da bakabilirsiniz

Mehmet Fatih Öktülmüş için duvar şablonları

Mehmet Fatih Öktülmüş’ün ölüm yıldönümü olan 17 Haziran öncesinde, duvarlara isminin ve resminin olduğu şablonlar …

1 Mayıs 2026’ya dair notlar…

1 Mayıs’ın hemen ardından yaptığımız değerlendirmede, 1 Mayıs öncesinde yürütülen siyasal tartışmaları ve 2026 1 …

Hapishanelerde hak gaspları

Mayıs ayı içinde hapishanelerdeki hak gaspları devam etti. Tutsakların sağlığa erişimi, ziyaret ve iletişim hakkı …