Halkların katili NATO’yu dağıtalım!

Bu yılki NATO Zirvesi 6-7 Temmuz’da Ankara’da yapılacak.

Üye sayısı 32’ye çıkan NATO, son dönemde her yıl toplanıyor. Bu sıklıkta toplanmaya karşı çıkan ülkeler, Ankara’daki Zirve’de bu konuyu da gündeme getirecekler.

Fakat Ankara Zirvesi’nin asıl önemi, NATO’nun yaşadığı krizde düğümleniyor. En son İran Savaşı sırasında ABD ile NATO üyeleri arasında görüş ayrılığı ve kriz yaşandı. ABD Başkanı Trump, NATO üyelerini kendisini yalnız bırakmakla suçladı, Körfez ülkelerinin “NATO’dan daha fazla yardım ettiğini” söyledi.

ABD’nin NATO üyelerinden şikayeti yeni değil. İlk çatlak 2003 yılında Irak işgali sırasında yaşanmıştı. O yıllar Almanya-Fransa ile başlayan çatlak, giderek büyüdü.

Sorunun kaynağında, NATO’nun meşhur 5. maddesi bulunuyor. Bu madde, bir NATO üyesine yapılan saldırıyı, tüm üyelerine yapılmış sayarak ortak savunmayı şart koşuyor. Fakat bu şart, sadece ABD için kullanıldı. 11 Eylül 2001’de “İkiz Kuleler”e yapılan saldırı sonrası Afganistan işgaline NATO üyelerinin hepsi katılmıştı. Sonraki savaşlarda ise, saldıranın ABD olduğunu belirterek karşı çıkanlar oldu. İran Savaşı’nda bu ülkelerin sayısı arttı. Hatta İspanya, ABD uçaklarına hava sahasını veya üslerini kullandırmayacağını açıkladı. ABD ise, savaşa destek vermeyen NATO üyelerini kritik ittifak görevlerinden dışlama, İspanya gibi ülkelerin üyeliğini askıya alma gibi tehditler savurdu.

NATO’nun Ankara Zirvesi, bu gerginlik içinde gerçekleşecek. Onun için ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Ankara Zirvesi’ni “tarihinin en önemli zirvesi” olarak tanımladı.

* * *

77 yıl önce, ABD’nin öncülüğünde kurulan NATO’nun amacı, “sosyalist bloku” geriletmek, işçi-emekçi ve ezilen halkların mücadelesini bastırmaktı.

Aradan geçen yıllarda “sosyalist blok” yıkıldı, ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesi veren örgütlere büyük darbeler indirildi, ABD’nin kendini “imparator” ilan ettiği “tek kutuplu dünya” “çok kutuplu”ya dönüştü. NATO dahil, emperyalist kurumlar tartışmalı hale geldi. Fakat henüz “yeni bir düzen” kurulmadığı için, krizlere rağmen bu kurumlar varlıklarını koruyor.

NATO’nun başını çeken ABD ile AB ülkeleri arasında çelişkiler keskinleşmesine rağmen, yükselen Çin-Rusya blokuna karşı birlikte hareket etme zorunluluğu, onları birarada tutuyor. Ancak eskisi gibi ABD’nin güdümünde davranma gereği duymuyorlar.

Ankara Zirvesi’nin gündeminde, NATO’nun askeri harcamaları da var. Geçen yıl Lahey’de düzenlenen zirvede Trump, savunma harcamalarının GSMH’nın yüzde 5’ine çıkarılmasını istemişti.

Kendi ülkelerinde işçi ve emekçileri her geçen gün daha zor koşullarda yaşatanlar, ya da Türkiye gibi “açlık sınırı”nın altında ücret verenler, askeri harcamalara milyon dolarlar ayırıyorlar. Bunu bile az bulan egemenler, askeri harcamaları arttırmak istiyor. Üçüncü emperyalist savaş, daha fazla silahlanmayı, militarizmi şart koşuyor.

Türkiye cephesinden Ankara Zirvesi, aynı zamanda ABD ile süren pürüzleri gidermek için değerlendirilecek. Hakan Fidan “ABD ile ilişkilerin kurumsal bir sistematiğe oturtulması açısından Ankara Zirvesi’nin tarihi bir fırsat olduğunu” söyledi. ABD ile Türkiye arasında F-35 programı ve S-400 hava savunma sistemi yıllardır sürüncemede olan konular. Türkiye S-400’leri kullanmadığı halde, ABD’nin F-35 programındaki blokajı sürüyor; Ankara Zirvesi’nde kalkacağının garantisi de yok!..

* * *

Ankara Valiliği, bu “çok önemli” zirve için, günler öncesinden “yasaklar genelgesi” çıkardı. Zirve, en fazla güvenlik tedbirlerinin alındığı Saray’da yapılacak olmasına karşın, çok daha geniş bir alan “hassas bölge” ilan edildi ve önlemler arttırıldı.

Ankara’nın 9 merkez ilçesinde 6-12 Temmuz günleri kamu personeli idari izinli sayılacak. Resmi heyetler için ayrılan 15 otelin bulunduğu bölgelerde varolan kameraların yanısıra ek gözetleme sistemleri yerleştirilecek. Ankara’ya gelecek liderler için, sivil kullanıma açık Esenboğa yerine Etimesgut askeri havalimanı hazırlanıyor. Trump’ın kullandığı “Air Force 1” başta olmak üzere büyük uçakların kullanımına uygun hale getiriliyor. Zirve süresince 40 bin polis ve jandarma görev yapacak. CIA başta olmak üzere emperyalist istihbarat örgütleri kendi önlemlerini ayrıca alıyorlar.

Bütün bu önlemler yetmiyor, 1-15 Temmuz arası konserlerden mezuniyet törenlerine kadar her tür etkinlik yasaklanıyor. Korku dağları sarmış durumda.

Kurulduğu günden bu yana halkların katili olan NATO’ya katılabilmek için Türkiye 1952’de Kore’ye asker gönderdi. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı, en ucuz askerin Türk askeri olduğunu söylemiş, “bize maliyeti 23 cent” demişti. Nazım Hikmet de “23 cent” üzerine bir şiir yazmış ve şiirin sonunda “yarın size çok pahalıya mal olur” demişti.

2004 yılında İstanbul’da yapılan NATO Zirvesi, NATO tarihinin en büyük eylemlerine sahne oldu. Şimdi bir kez daha Türkiye’nin NATO üyeliğini “pahalıya mal etme” zamanı. Emperyalistler ve işbirlikçilerin “tarihi zirve” olarak adlandırdıkları Ankara Zirvesi’ni protesto ve direnişlerle tarihe geçirme zamanı…

* * *

Türkiye’deki işbirlikçi tekelci burjuvazinin 1 numarası olan Koç Holding, bu yıl 100. yılını kutluyor. Kuruluş kutlamaları kapsamında yapılan bir hastane açılışında Rahmi Koç, yanındaki devlet yetkililerinin kahkahaları arasında “hasta Kürt kadın” fıkrasını anlattı.

Hem Kürtleri hem kadınları aşağılayan bu “fıkra”, büyük tepki topladı. Bunun üzerine Rahmi Koç özür diledi. Ama burjuvaların ve onun hizmetindeki bürokrat-siyasetçi tayfasının Kürt halkına ve kadınlara dönük zihniyetleri bir kez daha su yüzüne çıktı. Koç’ları AKP karşıtı “laik” hatta “demokrat” görenler de gerçek niteliğiyle yüz yüze geldiler yeniden…

Haziran ayında yitirdiğimiz Ahmet Arif’in söylediği gibi “bunlar engerekler ve çıyanlardır / ekmeğimize, aşımıza göz koyanlardır…”

Bunları tanıyoruz! Halkların düşmanları olduklarını biliyoruz! Ne kadar kriz yaşasalar da kendiliğinden yıkılmayacaklarının da farkındayız!

NATO’yu da işbirlikçilerini de yıkacak olan, işçi ve emekçilerin, ezilen halkların mücadele azmi ve gücüdür! Bir kez daha emperyalistlere ülkeyi dar edelim! Emperyalistlere ve işbirlikçilerine halkların gücünü gösterelim!

Bunlara da bakabilirsiniz

Hapishanelerde hak gaspları

Mayıs ayı içinde hapishanelerdeki hak gaspları devam etti. Tutsakların sağlığa erişimi, ziyaret ve iletişim hakkı …

Tutuklu sendikacılar için eylem

DİSK/Limter-iş Sendikası yönetici ve üyeleri ile devrimci tutsakların serbest bırakılması için, 5 Haziran günü Kadıköy’de …

tarihimizson

Geleceğimizin köprüsü tarihimiz

1 Haziran 1971- Hüseyin Cevahir katledildi İstanbul-Maltepe’de bir evde polis tarafından kuşatıldılar. 3 gün boyunca …