Emperyalistler ve işbirlikçileri büyük bir korkuyla NATO zirvesine hazırlanıyor. Olağanüstü güvenlik önlemlerini şimdiden almaya başladılar bile. Son olarak Emniyet Müdürlüğünün yaptığı açıklamaya göre, zirve günü polis akademilerinden mezun olan 5 bin yeni polis etten barikat olarak kullanılacak. Etten barikat çünkü, yeni mezun olmuş polis çömezlerinin “teröristler” karşısında tecrübesiz kalabileceği hesap edilmiş. Bu yüzden de asıl işi uzman polisler yapacak, çömezler ise sadece gövdelerini koruma olarak kullanacaklar. Bu da polisliğin ucuz işgücü olsa gerek! Yeni mezunlar dışında il dışından getirileceklerle birlikte 20 bin polisin görev yapacağı söyleniyor. Civar illerden getirilecek polisler, Kredi ve Yurtlar kurumuna bağlı yurtlarda kalacak. Bunların dışında alınan yeni 511 aracın tutarıyla birlikte -ve henüz bilmediğimiz önlemlerle- devletin zirve hazırlıkları için harcadığı bütçenin şimdiden 33 trilyonu bulduğu belirtiliyor. Türk Telekom ve Nortel Networks Netas ise, zirveye ev sahipliği yapacak mekanlardan biri olan Swiss Otel’de kablosuz internet ağı kurdu. Ek olarak, zirve öncesinde Türk Telekom tarafından 1 trilyon liralık iletişim altyapısı gerçekleştirilecek. Toplantıların yapılacağı Lütfi Kırdar Kongre Sarayı ve Askeri Müze’nin bulunduğu bölgeye yurtdışı çıkış kapasitesi güçlü özel bir santral kurulacak. 62 ülkenin devlet başkanının katılacağı zirvede Bush’u Ankara’da 600, İstanbul’da da bini aşkın yakın koruma koruyacak. ABD’nin istihbarat görevlileri ise şimdiden zirvenin yapılacağı yerlerde inceleme yapmaya başlamışlar…
Bakın şu korkuya! Mezopatamya’nın kalbine bayrak dikerken takındıkları cesaret nerede kaldı acaba? Katillere özgü bir korku bu. Kendilerini ne kadar korurlarsa korusunlar, bu korkuyu duymaya devam edecekler. Çünkü artık onlar da çok iyi biliyor ki, en yüksek güvenlik önlemleri, inançlı insan iradesi karşısında hiç de yüksek değildir.
Egemenler zirveye böyle hazırlanıyor. Öte yandan üniversiteleri erken tatil ediyorlar ki, gençlik tehlikesinden baştan kurtulabilsinler!
Zirvenin yapılmasına 2 ay kadar bir süre kaldı. Bu süre, bizler cephesinden egemenlerin hazırlığını aratmayacak yoğunlukta bir hazırlıkla geçmeli. En başta şu sorumlulukla hareket edilmeli ki, ülkemize dünyanın sayılı katilleri geliyor! Yapacakları planlar, yaşanan paylaşım savaşının taşlarının yerine oturtulması ile ilgili. Halkların kardeşliğini, emperyalist savaş karşıtlığını somutlamanın bundan daha anlamlı örneği olabilir mi? Bütün gücümüzle harekete geçmemiz için daha geçerli bir neden olabilir mi?
Daha önce de yayınlarımızda değindiğimiz gibi geniş bir NATO’yu teşhir kampanyası başlatmalı, zirve gününe kadar milyonlarca insana NATO’nun ne olduğunu, ülkemizde neden toplandığını ve neyi amaçladığını anlatmış olabilmeliyiz. Ki, aktif eylemlerin içine en geniş kesimleri çekmenin yolu buradan geçiyor. Fabrikalarda, okullarda, mahallelerde, “NATO’ya Hayır Komiteleri” oluşturup belli hedeflerle kampanya tarzında çalışabilmeliyiz. NATO zirvesini finanse eden şirketleri, emperyalist kurumları, zirve gününe kadar önünü boş bırakmamamız gereken yerler olarak görmeliyiz.
Bu ülke daha önce de 6. filoya, “NATO’ya Hayır” eylemlerine tanık oldu. ‘68 devrimci gençlik kuşağının verdiği cevabı tekrarlamanın, aşmanın zemini vardır. Bu zemin 1 Mayıs’ta kendini göstermiştir. Canlı, dinamik bir mücadele hattı örebilmenin bütün koşulları önümüzde duruyor. Yeter ki, bunu adım adım, sistemli bir biçimde hareketi sürekli ileri taşıyarak örgütleyebilelim.
Onlar işlerini çok ciddiye alıyor. Bu ciddiyetin en büyük nedeni, karşılarında gelişecek kitle hareketinden kaynaklanıyor. Bu hareketi aynı sınıf kini ile ciddiye alması ve büyütmesi gerekenler bizleriz. Zirve günleri kadar, zirve öncesi de onlar için korku günleri olmalıdır. Irak kentlerinde korkuyla ölen ve direnişin karşısında sıkışan Amerikan askerlerinin yüzündeki korkuya bakmak yeter. Bu korku, emperyalizmin korkusu; bu korku, örgütlü ve dirençli halklardan duydukları korku. Haziran, bu korkunun büyüyeceği bir tarih olsun…
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir