Paris ayağa kalkıyor!

Devrimlerin başkenti Paris, günlerdir liseli gençliğin, Devlet Başkanı Macron ve hükümetine karşı mücadele ve kavga alanına döndü.

Eylemler 21 Eylül 2026 günü Paris’in banliyösü Creteil’deki Saint Exupery Lisesi’nde, temel eğitim koşullarının yetersizliği ve öğretmen kadrolarının doldurulmamasına dönük protestolarla başladı. Kısa sürede ülke geneline yayılarak, kitlesel bir öğrenci hareketine dönüştü.

Öğrencilerin sokaklara dökülmesine ve blokajlarla yüzlerce lisenin ablukaya alınmasıyla başlayan eylemliliklerdeki temel talepler şöyle:

Öğretmen ve personel eksikliği; okullarda boş kalan kadrolara atama yapılmaması ve derslerin boş geçmesi; kalabalık sınıflardan dolayı nitelikli eğitimin alınamaması; bakımsız okul binaları; fiziki ve hijyenik koşulların çok kötü olması; enerji tasarrufu; yalıtım sorunu; gelecek kaygısı ve Parcoursup sistemi adı verilen, üniversiteye geçiş sistemi.

Parcour sistemi öğrenciler üzerinde büyük bir baskı yaratıyor ve bu sistemin, varlıklı bölgelerde yaşayanları kayıran bir “sosyal ayrıştırma” mekanizması olduğu düşünülüyor.

Okullarda yaşanan tüm sorunların, hükümetin kemer sıkma politikaları çerçevesinde, bütçeden milyonlarca Euro kesinti yapmasından, eğitime yapılan harcamaların kısılmasından ve bu harcamaların ailelere yıkılması çabasından kaynaklandığını düşünen öğrenciler, hükümete karşı eylemlere başladılar.

Yerel bir okul sorunu gibi başlayan eylemler, Union Sendicale Liceenne (USL) gibi öğrenci sendikalarının çağrısıyla büyüdü; hayat pahalılığına karşı çıkan işçi sendikaları (CGT) ve Sarı Yelekliler hareketi tarafından ve üniversiteli öğrenci dernek ve sendikalarından da destek gördü.

Eylemlerde polisin aşırı güç kullanmasından dolayı bir öğrencinin eli koptu; bin beşyüzden fazla öğrenciye davalar açıldı, 50 kadar öğrenci tutuklandı. Bu saldırılara rağmen eylemler kararlılıkla sürdürüldü.

Fransa’da 17 Ekim günü ise, ülkenin birçok şehrinde ülkeyi sarsan, farklı toplumsal kesimlerin öfkesinin sokaklara taştığı eylemler gerçekleştirildi. Grande Convergence (taleplerin yakınlaşması) Hareketi olarak da adlandırılan eylemin çağrısını, akaryakıt zamlarının rekor seviyeye ulaşmasını ve hayat pahalılığını protesto eden Sarı Yelekliler yaptı. Eyleme ayrıca USL (Unione Sendicale Liceenne), UNEF ve FAGE (Üniversite Öğrenci Birliği), UNL (Ulusal Lise Birliği), hükümetin kemer sıkma politikaları ve bütçe kesintileri ile yükselen enflasyona karşı çıkan sendikalardan CGT, Solidaires, VTC (Özel Araç Sürücüleri), Fransa’da radikal sol olarak adlandırılan Jean-Luc Melenchon’un liderliğindeki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisi yöneticileri ve milletvekillerinin yanısıra “Dünyanın sonu ayın sonu” sloganı eşliğinde hareket eden çeşitli çevre örgütleri, iklim aktivistleri de katıldı. Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar da çağrılar yaparak eylemlere katıldılar.

Paris’te 150 bin, ülke genelinde ise yarım milyondan fazla insan, kitlesel katılımla eylemlerde yer aldı.

17 Ekim Cumartesi günü Republique Meydanı’nda saat 2’de toplanma kararı olmasına rağmen, kitle sabah saatlerinden itibaren toplanmaya başladı. Polisin her saldırısı, dişe diş bir kararlılıkla, siper siper çatışarak savunuldu. Polis o kadar yoğun gaz kullandı ki, kitle bayılma noktasına geldi. Onlarca yaralanmaya ve gözaltına alma çabalarına rağmen, her defasında saldırılar püskürtüldü. Kitle Republique Meydanı’na sığmadı, ara sokaklara yayılarak barikatlar kurdu, barikatları ateşe verdi. Birçok araç ve kamu kuruluşu da tahrip edildi. Çevre adeta bir ateş çemberi ve duman ile kuşatıldı. Havai fişekler, ses bombaları, taşlar, sopalar… Gençliğin öfkesiyle bir savaş alanına döndü meydan ve ara sokaklar. Polisin gözaltı çabaları her defasında boşa düştü, kimseyi alamadı; acz içinde, çoğu kez eylemcilerin protestolarını seyretmekle kaldı. Onların o hallerini gördükçe, Gazi Direnişimiz’de “bizsiz olmaz bu işler” diyerek bayraklaşan Zeynep yoldaş geliyor aklıma ve saygıyla tüm şehitlerimizi bir kez daha anıyorum.

Eyleme katılan yoldaşlarımızın bazıları polisin attığı gazlardan etkilenirken, geç saatlere kadar eylemlerin ön saflarında yer aldılar. Kavga alanları o kadar genişlemişti ki, alanın çok çok uzağına park ettiğimiz aracımız da çatışmalardan nasibini almış, camları kırılmıştı. Elimde bayrak, boynumda fular gibi gaza karşı kullandığım flamamızı gören eylemciler, arabanın bana ait olduğunu anlayınca üzüldüler ve özürlerini ilettiler.

Gönüllü sağlıkçılarımız, dil, renk, ırk ayrımı gözetmeden, yaralananlara, gazdan etkilenenlere yardım ettiler, gün boyu koşuşturup her yere yetiştiler, bazı yaralıları hastanelere sevk ettiler. Birçok eylemci siper yoldaşı, bayrağımızı elimizden alarak Fransızca “Devrim, Devrim” sloganı ile sallamaya başladı, bu görüntünün gururunu yaşattılar bizlere. Bin km uzaktan eylem için gelen misafirimizle buluştuğumuzda, kazanılmış bir eylem gününün heyecanı, sıcaklığı hala üzerimizdeydi. Şimdi birlikte eylemi ve geleceğimizi selamlıyoruz. Buluşamadığımız yoldaşlarla telefonlaşıyor, durumları hakkında ve yaşadıkları hakkında bilgiler topluyorum. Bir yoldaş, Chatles les Halle bölgesindeki çatışmaların içinde, bir diğeri Saint Denis bölgesinde, kadın yoldaşımız küçük kızıyla eylemde… Küçük yoldaşımız ilk eylemini yaşıyor, gazdan etkileniyor. Zorunlu geri çekiliyorlar. Sağlık sorunlarımdan dolayı zor yürümeme rağmen, gün boyunca süren eylemin sıcağı içinde hiç yorgunluk hissetmiyorum.

Diyoruz ki “PARİS DÜŞMÜYOR, KAVGA ALANLARINDA ANTİ FAŞİST, ANTİ EMPERYALİST, ANTİ KAPİTALİST SAVAŞIYOR, MÜCADELE EDİYOR, AYAĞA KALKIYOR!”

Fransa PDD

 

Bunlara da bakabilirsiniz

YÖK’ün yıldönümü öncesinde bildiri dağıtımı

PDG imzalı “YÖK’ün yıldönümü 6 KASIM’DA MÜCADELEYE!” ve “Öğrenci gençliğin KİTLE ÖRGÜTÜNÜ YARATALIM!” başlıklı bildiriler …

Sezai Ekinci: Kendini aşmanın simgesi (31 Ekim 1992)

Ne çok devrimci Adressiz Sorgular’dan tanıdı onu. Ne çok komünist büyüdü elinde. Doksan günü geçen …

YÖK yıldönümü öncesinde PDG pulları yapıldı

Üniversite çevrelerine ve emekçi mahallelere YÖK’ün kuruluş yıldönümünde eyleme çağıran, PDG imzalı pullar yapıştırıldı.