
Yıllardır stand-up gösterileriyle siyasi hicivler yapan Deniz Göktaş hakkında, Haziran ayının son günlerinde “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Halkın bir kısmının dini değerlerini aşağılayarak kin ve nefrete sevk ettiği” iddiasıyla yakalama kararı çıkartıldı. O sırada yurtdışında olan Göktaş, ülkeye döneceğini söyledi ve 2 Temmuz’ da indiği İstanbul Havaalanı’nda gözaltına alındı. Ama ters kelepçeli görüntüleri servis edilerek “yakalandı” şeklinde gösterildi. Bu görüntülerin 5 kez tekrarlanıp çekime alındığı sonradan öğrenildi.
3 Temmuz’da savcılığa çıkartılan Göktaş, tutuklandı. İstanbul-Çağlayan Adliyesi önünde ve içinde toplanan yüzlerce kişi, Göktaş’ın tutuklanmasını protesto etti.
Deniz Göktaş’ın gözaltı kararı 1 Haziran’da Harbiye Açık-hava Tiyatrosunda sahnelediği “Ölü Deniz” adlı gösteriden dolayı verilmişti. Bu gösterinin videosu youtube platformuna 24 Haziran’da yüklendi. Video, çok kısa sürede milyonlarca kişi tarafından izlenince, neredeyse bir ay sonra Deniz Göktaş hakkında dava açtılar ve tutukladılar. İzleyicisi milyonları bulan bir komedyeni “180 kişi CİMER’e şikayet etmiş” diyerek de bunu meşrulaştırmaya kalktılar.
Göktaş’ın tutuklanma nedeni olarak, Tayyip Erdoğan’a “diktatör” demesi gösteriliyor. Göktaş’ın ifadesinde de belirttiği gibi bu bir hakaret değil, siyasal bir niteleme. Deniz Göktaş’ın gösterilerinde Erdoğan’ın büyük oğlu Burak Erdoğan’ın trafik kazasında bir kadını öldürdüğü halde, dosyanın üstünün kapatılması da var. Göktaş gösterisinde babasının iyi bir baba olduğunu söylüyor, “fakat trafikte birini öldürsem beni kurtarmaz” diyor. Ardından “Erdoğan iyi bir baba” diye ekliyor. Bu olayın hatırlatılması, Göktaş’a karşı hiddetin çok önemli bir nedeni. Ki Erdoğan o sıralar İstanbul Belediye Başkanı’ydı. Göktaş’ın sorgulamasında bu espriye hiç girmiyorlar; belli ki konunun gündemde kalmasını istemiyorlar. Hatta espriyi paylaşıp olayı hatırlatan siteleri kapatıyorlar.
Diğer suçlama “dini değerleri aşağılama” ki, Göktaş’ın konuyla ilgili esprisinde bir aşağılama yok! Sözler aynen şöyle: “İlk üç kitap iyiydi, dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse ‘son kitap dedik.”
Fakat faşizmin eleştiriye de mizaha tahammülü yok! “Faşizm kültürün kışıdır” sözünü bir kez daha kanıtlarcasına sanatçılara dönük saldırılarını sürdürüyorlar. Daha önce de Erdoğan’ın karikatürlerinden dolayı Leman dergisine davalar açılmıştı. Leman dergisi şeriatçıların saldırısına uğradı. Birçok muhalif sanatçısı gözaltına aldılar, kimisinin itibarını sarsmak için “uyuşturucu” testine soktular. Deniz Göktaş’ın alınış tarzıyla hiç ilgisi olmadığı halde ona da bu testi yaptıkları sonradan öğrenildi. Üstelik Göktaş’ı “yüksek güvenlikli” dedikleri kuyu tipi cezaevine hapsettiler. Öfkeleri bu kadar büyük!
Diğer yandan Göktaş’ın babasının Çorum katliamı sırasında bir polisi öldürdüğü, yasadışı örgüte üye olduğu gibi haberlerle ona dönük sempatiyi yok etmeye çalıştılar. Ama başaramadılar! Göktaş’ın tutuklanmasına birçok kesimden tepkiler geldi. İstanbul Barosu, Oyuncular Sendikası, birçok parti başkanı, kınama mesajı yayınladı. Keza birçok sanatçı da Göktaş’a destek verdi. Bunların arasında Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan’ın bulunmayışı gözden kaçmadı.
Deniz Göktaş savcılık soruşturmasında iken, CHP’nin kayyumu Kılıçdaroğlu da ziyaret etmişti. Oysa o sırada avukat görüşü bile yaptırılmıyordu. Göktaş görüşmeyi istemediği halde Kılıçdaroğlu’nu karşısında bulunca, “milyonlarca genç adına CHP’yi bir salın” dediği ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu’nun basın sözcüsü bu sözleri yalanladı, fakat Göktaş’ın tutuklanmasının ardından görüşen avukatı teyit etti.
Deniz Göktaş, suçlamaların hepsini reddetti ve dik bir duruş sergiledi. Şu anda kuyu tipi’nde olmasına rağmen moral olarak iyi olduğunu gösteren espriler yapmaya devam ediyor. Sanatçıların faşizmi sadece eleştirmekle kalmayıp faşist saldırılar karşısında dik durması, görüşlerinden taviz vermemesi çok önemli. Bu sadece sanatçılara değil, topluma da güven veriyor. Erdoğan yönetimi, tüm baskı ve şiddetine rağmen muhalefeti bastıramıyor. NATO gözaltıları ve Deniz Göktaş tutuklaması, bunun bir kez daha kanıtlanması oldu.
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir