Arnavutluk emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı isyanda!

Arnavutluk bir ayı aşkın süredir eylemlerle sarsılıyor. Önce bir çevre hareketi olarak başlayan eylemler, hızla hükümet protestolarına dönüştü. Eylemlerde yolsuzluklar başta olmak üzere hükümetin pek çok politikasına tepki gösteriliyor, Başbakan Edi Rama’nın istifası isteniyor.

Nüfusu yaklaşık 2.3 milyon olan Arnavutluk’ta, özellikle hafta sonu eylemlerinde katılım 100 binleri aşıyor. Başkentin meydanlarında gösteriler yapıyorlar, Başbakanlık konutunu kuşatıyorlar; polisin biber gazlı tazyikli sulu saldırılarına karşılık, molotoflar, havai fişekler ve taşlarla kendilerini savunuyorlar.

 

“Flamingo” protestoları nasıl başladı?

Arnavutluk’un “doğal sit alanı” niteliğindeki ve devlet koruması altında bulunan sahil bölgelerinin (Zvernec, Pishe Poro ve Sazan Adası) ABD Başkanı Trump’ın kızı Ivanka Trump ve damadı Jared Kushner’e satılması, tepkileri yükseltti. Bu bölge, Arnavutluk’un güneybatısında ve Adriyatik kıyısında, flamingoların uğrak yeri olan ve biyoçeşitliliği yüksek bir bölgeydi.

Mayıs ayı sonlarında sözkonusu sahillerin dikenli tellerle çevrilerek kapatıldığı ve iş makinalarının çalışmaya başladığı görüldü. Sahili kullanamaz hale gelen halk, 23 Mayıs günü ilk eylemi yaparak süreci başlattı. Bölgenin doğal yapısına dikkat çekmek için flamingo resimlerini taşıyor olmaları, sonrasında bu eylemlere “Flamingo devrimi” adı verilmesine neden oldu.

Küçük çaplı ve asıl olarak çevreci bir nitelik taşıyan eylemler, 30 Mayıs günü nitelik değiştirdi. Alanı görüntüleyen bir grup, şirketin özel güvenlikçilerinin şiddetli saldırısına maruz kaldı, bir kişi kumsalda sürüklenerek dövüldü. Bu sırada polis, güvenlikçilerin saldırısını ve halkın darpedilmesini seyrediyordu. Bu görüntüler internette yayılınca, büyük bir öfke patlamasına neden oldu.

31 Mayıs gününden itibaren artık eylemler başkent Tiran’da ve genel olarak hükümet politikalarına karşı yürütülüyordu. Yıllardır devletin yolsuzluklarına, yozlaşmasına, mülkiyet gaspına karşı biriken öfke, bu olayla birlikte patlamıştı. Eylemlerin başlangıcındaki “Flamingoları koruma” talebi, “Arnavutluk satılık değildir” sloganına dönüştü. Sahili koruma çabası, Başbakan Edi Rama’nın istifasına yöneldi. Çevrecilerin ve bölgedeki köylülerin başlattığı hareket, başkentte işçi ve emekçilerin, gençlerin devasa kitle gösterilerine evrildi.

Hatta eylemler Arnavutluk sınırlarını aştı, Yunanistan ve İtalya’dan da kitlesel destek eylemleri yükseldi.

 

“Arnavutluk satılık değildir!”

Eylemlerde bu slogan öne çıkıyor. Kitlelerin tepki duyduğu çok fazla şey var.

En başta ABD emperyalizmi ile kurulan ilişkiler rahatsız ediyor halkı. Onyıllar boyunca sosyalizmi yaşamış olan bu halk, şimdi topraklarının ABD emperyalizmine peşkeş çekilmesini kabullenmiyor. Sözkonusu sahil bölgesi doğrudan satışa çıkarılamadığı için, hükümet “mülkiyet ve uzun vadeli kullanım haklarının devri” gibi ara bir formül oluşturuyor. Ardından Arnavutluk Parlamentosu, çevre koruma yasalarında önemli değişiklikler yapıyor. Bu değişiklikler, koruma altındaki alanların satışına, kullanım devrine olanak sağlıyor. Sözkonusu sahil projesinin asıl sahipleri Trump’ın damadı ve Katarlı ortakları olduğu halde, tepkileri azaltmak için Hollanda merkezli paravan bir şirketin adı kullanılıyor. Ve Arnavutluk hükümeti bu tür şirketlere “stratejik yatırımcı” statüsü veriyor.

Trump’ın Gazze’de savaşın kalıntıları üzerinde bir lüks plaj inşa etme projesi çok tartışılmıştı. Filistin halkının kanı-canı üzerine ve onların topraklarını gaspederek zenginlere bir sayfiye yeri kurma niyeti; bu niyetteki vahşi ve insanlıkdışı yaklaşım, tüm dünya halklarının tepkisini çekmişti. Şimdi Trump ailesi, Arnavutluk sahillerine, adalarına göz dikmiş durumda. Hükümet ise, jet hızında geçirilen yasalarla ona her türlü kolaylığı sağlıyor. Bu arada halkın sahile, kamusal alanlara erişimi kapatılıyor; bölgedeki balıkçıların geçim kaynakları elinden alınıyor.

Eylemlerin hedefinde Arnavutluk hükümetinin İsrail ile olan ilişkileri de bulunuyor. Trump ailesinin sözkonusu sahil projesinin İsrail sermayesiyle bağı olduğu düşünülüyor. İsrail’in, paravan şirketler aracılığı ile ülkede arazi satın alacakları, projeler yürütecekleri konusunda haberler çıkıyor.

Arnavutluk halkının İsrail tepkisinin nedeni, toprak satın almalarından ibaret değil. Gazze’de katliam sürerken Filistin’le dayanışma eylemleri yapmak istediklerinde, Edi Rama Hükümeti açık İsrail yanlısı bir tutumla protestoları engellemişti. Filistin halkının yaşadığı katliam bütün dünyada tepki çekerken Arnavutluk yönetimi İsrail ile “stratejik ortaklık” açıklamaları yapmıştı. İran savaşı nedeniyle İsrail’e tepkiler çok yükselmişken, Mayıs 2026’da İsrail ile “Siber Güvenlik Zirvesi” gerçekleştirilmişti.

Hükümet, 2022’de Arnavutluk’un siber saldırıya uğramasının sorumluluğunu da İran’a yıkmıştı. O tarihten itibaren İran ile diplomatik ilişkilerini kesmiş, siber savunmasını tamamen İsrail şirketlerine bırakmıştı. Dahası, bu sahil projesinin protesto edildiği günlerde, Arnavutluk ile İsrail arasında, “tarım, teknoloji ve gıda güvenliği”ni kapsayan yeni bir “Mutabakat Zaptı” imzalanmıştı. Edi Rama Hükümeti, son bir ayda yaşanan protestoların da “kökü dışarıda” ve “İran kaynaklı” olduğunu iddia ederek, halkın tepkilerini hiç dikkate almadığını gösteriyor, İsrail ile askeri ve ekonomik ilişkilerini güçlendirecek adımlar atıyor.

Tüm bunlardan dolayı, Haziran ayı başında Tiran’da oynana Arnavutluk-İsrail maçı sırasında İsrail milli marşı, stadyumdakilerin tamamı tarafından ıslıkla protesto edildi. Ayrıca eylemlerde “İsrail-ABD dışarı” sloganı, en fazla atılan sloganlardan biri oldu.

Arnavutluk halkı için sorun sadece dış ilişkiler değildi. İçeride 13 yıllık hükümetin ekonomik ve siyasi baskısının yarattığı birikimler çok daha büyük. 2013’ten bu yana 4 genel seçimi kazanan ve 13 yıldır ülkeyi yöneten Edi Rama hükümetleri döneminde kitleler, büyük bir yoksullaşma, yüksek enflasyon, adam kayırmacılık, yoksuzluk, liyakatsizlik gibi, her biri diğerinden kötü uygulamalarla karşı karşıya kaldı. Yönetime güven öylesine düşük ki, gençler kitlesel halde yurtdışına göç ediyor. Üstelik bu sorunlara karşı gösterilen tepkiler, yapılan eylemler devletin şiddeti ile karşılanıyor, siyasi baskılar artıyor.

Eylemler tüm bu ekonomik-siyasi baskıların, toplumsal birikimlerin üzerinden patlamış durumda. Ve devletin bütün saldırılarına rağmen eylemler bitmiyor; dahası, yurtdışına gitmiş kimi Arnavutların dönerek eylemlere katıldığı ileri sürülüyor.

 

Arnavut halkı yeniden ayakta!

Arnavutluk, II. Emperyalist Savaş döneminde devrimini yapmış ülkelerden biriydi. Arnavutluk’u işgal eden İtalyan faşizmine ve işbirlikçilerine karşı yürüttükleri ulusal kurtuluş savaşını devrimle taçlandırdılar. Ardından sosyalizmin inşasına yönelen bir ülke oldu.

Sovyetler Birliği’nde geri dönüş süreci başladıktan sonra Sovyet sosyal emperyalizmine, Çin sosyal emperyalizmine, Avrupa revizyonizmine karşı mücadelenin öncülüğünü yaptı. Enver Hoca’nın başında bulunduğu Arnavutluk Emek Partisi, dünya komünist hareketinin başını çekti.

Arnavutluk halkı, yaklaşık 40 yıl boyunca sosyalizmin yarattığı toplumsal refahı yaşadı. Belki lüks tüketim malzemeleri yoktu; ancak ayrıcalıklı zengin sınıfları yaşamlarından çıkarmışlardı. Sağlık, eğitim, konut, ulaşım gibi temel ihtiyaçların giderildiği, kendine yeterli bir ekonomiye sahiptiler.

1980’lerin sonunda “Doğu Bloku”nun yıkılma süreci, Arnavutluk’u da etkiledi; sonrasında ABD ve AB emperyalistlerinin pervasızca yağmaladığı bir ülke halini aldı.

Emperyalist-kapitalist yağmanın hızla sürdüğü 1990’lardan bugüne, Arnavutluk pek çok defa kitlesel eylemlerle yönetime tepki gösterdi, haklarını talep etti. Mesela 1997 yılında, ülke nüfusunun büyük bir bölümü “saadet zinciri” dolandırıcılığı ile tüm varlığını kaybetti ve buna karşı kitlesel eylemler gerçekleştirdi, devletin, ordunun depolarının yağmalandığı, halkın silahlı olarak direndiği bir ayaklanma yaşandı. 2008 yılında dönemin başbakanı Sali Berişha’nın yolsuzluklarına karşı haftalarca süren eylemler yapılmıştı. Keza Aralık 2018’de üniversite harçlarına zam yapılmasının ardından, büyük gençlik eylemleri yaşanmıştı.

Bugün yine Arnavutluk halkı sokaklarda. Bir kez daha emperyalist işgale karşı direnişe geçmiş durumda. Elbette direniş, sistem değişikliğine yol açmadığı sürece, emperyalistlerle ilişkinin tümden kesilmesi mümkün olmayacak. Fakat Arnavut halkı, tarihinden aldığı güçle direnmeye devam edecek… Ta ki, emperyalizmi ve işbirlikçilerini tümden ülkesinden kovana dek…

Bunlara da bakabilirsiniz

Mekke Anlaşması Kadıköy’de protesto edildi

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan, Türkiye’nin Ortadoğu’daki savaşa dahil olmasını hedefleyen ve 3 …

Makbule Ana’mızı andık

Ölümünün 5. yılında Makbule Berktaş, her yıl olduğu gibi mezarı başında anıldı. Ailesi, dostları, mücadele …

Taceddin Erol Şahin için dayanışma gecesi

Taceddin’in Arkadaşları İnisiyatifi, Marmara 6 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde, açlık grevinin 184. gününde bulunan Taceddin …