
Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleşen madenci katliamının 12. yıldönümünde Soma’da anma ve yürüyüş gerçekleştirildi.
İlk olarak ölen 301 madenci için şehitlikte, ailelerin, CHP’lilerin katılımıyla mezar anması yapıldı.
Bağımsız Maden iş sendikası, ilçe merkezinde yürüyüş yaptı. Saat 11’de yapılan kitlesel yürüyüş Soma Cengiz Topel Meydanı’ndan başlayarak Beşyol Madenci Anıtı üzerinden Madenci Şehitliği’ne kadar devam etti. Burada yapılan açıklamalarda, katliamın üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığı belirtildi. Sendika adına yapılan konuşmalarda, işçi hakları ve çalışma koşullarında ilerleme sağlanmadığı, madencilerin yine çok ağır koşullarda ve ölümle burun buruna çalışmaya devam ettiği, sarı sendikaların da işçilerle ilgilenmediği anlatıldı.
Saat 14’te ise CHP’liler Belediye önünden Beşyol’daki Madenci Anıtı’na kadar yürüdü, anıt önünde basın açıklaması düzenledi.
Katliamı unutma, unutturma
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te gerçekleşen ve 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan katliam, patron-sendika-devlet işbirliği ile gerçekleşen, göz göre göre yaşanmış bir cinayetti.
Soma Holding şirketi Soma Kömür İşletmeleri tarafından işletilen maden ocağında, vardiya değişimi sırasında yangın başladı; patlama sonrasında yaklaşık 800 işçi göçük altında kaldı. İşçilerin çoğu kurtarıldı ve resmi rakamlara göre 301 madencinin öldüğü açıklandı.
Bakanlıklar hemen, madenin sıkça denetlendiği, mevzuata aykırı durum olmadığı yönünde peşpeşe açıklamalar yaptılar. Gerçekte ise denetimler göstermelikti; denetleyenler patronlarla işbirliği yapıyordu; işbirlikçi sendika bütün sorunları görmezden geliyordu. Madencilerin tüm şikayetlerine rağmen sorunlar giderilmiyor, ekipman yenilenmiyor, gerekli eğitimler verilmiyordu. Katliama duyulan öfke öylesine büyük, işçilerin acısı öylesine güçlüydü ki, ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri gerçekleştirildi.
Aynı günlerde Soma’ya gelen, dönemin Başbakanı Erdoğan, Soma’da halkın protestoları ile karşılandı. Bu ziyaret, ülke genelinde büyük öfkeye neden olan iki olayla hafızalara kazındı. Belediye önünde konuşan Erdoğan, “Bunlar olağan şeylerdir, bunun fıtratında var” deyince madenciler ve ilçe halkı büyük tepki gösterdi; “Hükümet istifa”, “Başbakan istifa” sloganları ile birlikte Erdoğan yuhalandı. Halkın öfkesinden kaçmak için bir markete sığınan Erdoğan, burada bir işçiyle tartıştı ve onu tokatladı. Aynı gün, 10 yıllık bir maden işçisi olan ve katliamda 7 yakınını kaybeden bir işçi, Başbakanlık makam aracına tekme savurduğu için, dönemin Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel tarafından tekmelendi. Üstelik Yusuf Yerkel işçiyi tekmelerken, iki polis işçiyi yere yatırmış, sıkıca tutarak hareket etmesini bile engelliyor pozisyondaydılar.
Bu olayların sonrasında yerde tekmelenen madenciye para ve hapis cezası verildi ve uzun süre işsiz bırakıldı. Erdoğan’ı protesto eden halktan 36 kişi de hapis cezalarıyla yargılandı. Madenciyi tekmeleyen Yusuf Yerkel ise önemli görevlere getirilerek ödüllendirildi.
Diğer taraftan, katliamda doğrudan suçu olan şirket yetkilileri ve devlet görevlileri için tam bir cezasızlık politikası izlendi. 2014 yılı sonunda açılan ilk soruşturmanın ardından 8 kişi tutuklandı, 37 kişi ise tutuksuz yargılandı. 2018 yılında mahkeme “olası kast” değil, “bilinçli taksir” üzerinden, şirketin yönetim kurulu başkanı Can Gürkan’a 15 yıl, genel müdür Ramazan Doğru’ya 22 yıl 6 ay, işletme müdürü Akın Çelik’e ise 18 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Yargıtay “olası kast ile insan öldürme” suçundan yargılanmaları gerektiğini söyleyerek bu cezayı bozdu; ancak bu kararın hemen ardından, kararı alan Yargıtay üyeleri değiştirildi. Yeni heyet, yeniden “taksir” suçuna geri döndü. Yeniden yargılamalar yapıldı, Can Gürkan’ın cezası 20 yıla çıkartıldı. Ancak sanıklar tüm infaz indirimlerinden ve korona izninden yararlandırıldı ve 2021’de tahliye edildi. En yüksek cezayı alan Can Gürkan, ölen her madenci için yaklaşık 6 gün hapis yatmış oldu. Katliamda payı olan kamu görevlileri ise yargılanmadı.
* * *
301 madencinin katledilmesi, ülkenin dört bir yanında çok büyük direnişler ve eylemlerle karşılandı. Gezi Direnişi’nden bir yıl sonra yaşanan bu katliama karşı öfke, Gezi’nin gücüyle büyük bir yankı yarattı. Ancak devlet madencileri yalnızlaştırmak için çok uğraştı. Bir taraftan yapılan destek eylemlerini zayıflatma politikası izlerken, diğer taraftan Selçuk Kozağaçlı, Can Atalay gibi Soma mahkemelerinde önemli görevler üstlenen avukatları tutuklattı.
Bugün Soma’nın acısı ve öfkesi, gelişen her madenci direnişi ile yeniden güç kazanıyor.
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir