
Bir kamu TİS süreci daha geldi geçti…
600 bin kamu işçisini kapsayan “Kamu Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü” işbirlikçi-sarı sendikacıların onayıyla bağıtlandı. Kamu işçilerini temsilen Türk-iş ve Hak-iş masaya oturmuştu ve TİS’i satarak masadan kalktılar. Yüzde 90’la oturdukları masada, ilk 6 ay için yüzde 24, ikinci 6 ay için yüzde 11 ve seyyanen 50 TL’yle satışı imzaladılar.
Milyonlarca kamu emekçisini ve emeklilerini kapsayan toplu görüşme süreci ise, daha vahim. Yetkili sendika Memur-sen göstermelik açıklamalar ve pasif eylemlerden sonra 2026 için taban aylığına bin lira zam, ilk 6 ay yüzde 11, ikinci 6 ay için yüzde 7, 2027 için ise yüzde 4 + yüzde 4’ü kabul etti. Oysa 2026 için yüzde 88, 2027 için yüzde 46 oranında zam istemişti.
Sendikacıların göstermelik tepkileri
Toplu sözleşme sürecini yürüten sendikacılar, zaman zaman hamasi nutuklar da çektiler, göstermelik eylemler de yaptılar.
AKP-MHP yönetiminin bu TİS sürecindeki hedefi, mümkünse “0 zam”dı; ya da en düşük oranda zam vermek, “hedef enflasyon”la sınırlamaktı. Buna rağmen aylarca tekliflerini sunmadılar, sürekli oyaladılar. Hak-iş ve Türk-iş yöneticileri de işçileri oyalamaya devam etti.
Bazı işyerlerinde eylemler başlayınca, bir eylem takvimi çıkarmak zorunda kaldılar. Ama sürecin başlamasından itibaren 6 aylık bir zaman dilimi geçmiş oldu. Eylem takvimi de zamana yayılmış biçimde, pasif eylemlerle sınırlıydı. Dahası 12 askerin metan gazından zehirlenmesini gerekçe göstererek “eylemlere geçici ara verdiklerini” ilan ettiler. Hak-iş ise birkaç açıklama dışında hiçbir şey yapmadı.
Kamu emekçileri cephesinde de benzer durum söz konusuydu. Görüşmeler yapılıyor, süreç uzuyor, sendikacılar sadece açıklamalar yapmakla yetiniyordu.
Sürecin “Kamu Görevlileri Hakem Kurulu”na gideceği kesinleşince, eylem kararı aldılar. Bir günlük grev kararı dışında her konfederasyon kendi eylemini yaptı. Memur-sen, Ankara merkezli bir eylem yapmakla yetindi. Fakat grev dahil eylemlere katılım düşüktü, etkili olmadı. Dolayısıyla devleti zorlayan bir biçime bürünmedi.
Göstermelik eylemlerin başarı sansı yoktur
Her muharebenin hazırlık süreci çok önemlidir. Bu yapılmadan, sonrasında göstermelik eylemlerle başarı elde edilemez. Bunu çok iyi bilen işbirlikçi sendikacılar, son anda birkaç pasif eylemle göz boyamaya, satışlarını meşrulaştırmaya çalıştı.
Oysa TİS süreçlerinin tarihi bellidir. Masaya oturmadan hazırlık için elverişli koşullar mevcuttur. Fakat işbirlikçi sendikacılar bu yönde herhangi bir çabaya girmez. Oyalama, geçiştirme yolunu bilinçli olarak tercih ederler.
Son kamu TİS’lerinde bu tablo çok açık biçimde görüldü. Bu durumu bazı sendika yöneticileri “yaz tatili”ne bağlayabildi. “Üyelerimiz tatilde, ayrıca grev hakkımız yok” diyebildiler. Oysa okulların tatil olması dışında kamu emekçilerinin tümden tatilde olması sözkonusu değildi. Böyle bir mazeret ileri sürülemezdi. Diğer yandan KESK de dahil hiçbir konfederasyon ön hazırlık sürecini işletmedi. Bu yapılsaydı yaz tatiline uygun eylem biçimleri de çıkarılabilirdi. Hatta tatildeki üyeler bile gittikleri yerlerde aktif hale getirilir, her yer eylem alanına dönüştürülebilirdi. Daha önemlisi “grev hakkı grev yaparak kazanılır!” Bir sendikacının grev yasağından yakınıp hiçbir şey yapmaması, onun uzlaşmacı ya da işbirlikçi olduğunu gösterir.
AKP-MHP yönetiminin oyalama taktiğini gütmesinin, bu kadar düşük zam önerileriyle gelebilmesinin en önemli nedeni, işte bu uzlaşmacı, işbirlikçi sendikacılardır. Tabi ki, savunma sanayi vb. bazı kamu işyerlerinde grev yasağının olması, “hakem kurulu”nun AKP-MHP yönetimin noterleri şekline bürünmesi gibi etmenler sıralanabilir. Fakat belirleyici olan sendikaların durumudur. TİS sürecini yürüten sendikacılar, uzlaşmacı sendikacılığın ötesinde, işbirlikçi sendikacılık rolünü hakkıyla yerine getirdikleri bir kez daha ortaya koydular.
İşbirlikçi-yandaş sendikacıların rolü
AKP hükümetleri ve AKP-MHP yönetimi döneminde işbirlikçi sendikacılığın yanında, yandaş sendikacılar da türedi. Hak-iş, Memur-sen bunun en belirgin örnekleridir.
Ne yazık ki, kamu emekçilerinde tek yetkili sendika Memur-sen, kamu işçilerinde ise Türk-iş ve Hak-iş’tir. Kamu TİS sürecinin tıkanması sırasında Hak-iş ve Türk-iş başkanları büyük bir panik yaşadılar. Tabanın baskısı onları çok korkutmuştu. Hak-iş başkanı ortadan kayboldu, Türk-iş başkanı ise “bir uzlaşma bulabilir miyim” diyerek sarayın kapısında nöbet tuttu. Ve mükafatını da aldı! Erdoğan zam oranının küçük bir miktar yükselmesini kabul etti, sözleşme imzalandı.
Memur-sen başkanı da zaman zaman keskin cümleler kurdu. Ama her aşamada bir yandaş sendikacı olduğunu gösterdi. “Kamu işvereni” gibi soyut bir kavram kullanarak, AKP-MHP yönetimini hedef göstermekten özellikle kaçındı. Dahası, diğer konfederasyonlardan masaya oturmaması yönünde uyarılar gelmesine rağmen masaya oturdu. Süreç “hakem kurulu”na gittiğinde, tamamen AKP-MHP isteklerini yerine getiren “hakem kurulu”na katılarak satış sözleşmesinde bilfiil yerini aldı.
Yürürlükteki yasaya göre “hakem kurulu”nun karar alabilmesi için en az 8 kişi olması gerekir. Memur-sen ve Kamu-sen “hakem kurulu”na katılmasalar, “hakem kurulu” çoğunluğu sağlayamayacak, karar alamayacaktı; süreç uzayacak, millet meclisine gelecekti. Bunu bile yapmadılar.
Bu döngü kırılmalı
Kamu işçileri ve emekçileri yıllardır aynı döngü içerisindeler. Bu döngü kırılmalıdır!
Bunu kıracak olan da kamu işçileri ve emekçileridir. “Yine sattılar bizi” diye sızlanmayı, şikayeti bir tarafa bırakmak gerekir. Yapılması gereken, taban örgütlerini oluşturmak, fiili grevleri hayata geçirmektir. Başta öncü işçi ve memurlar bu sorumlulukla hareket etmeli ve harekete geçmelidir.
Fiili grev ve taban komitelerini işbirlikçi sendikacılardan beklemek, bu döngünün devam etmesi demektir. Son TİS sürecinde bir kez daha görüldü ki, işbirlikçi sendikalar bırakalım grev komitelerini kurmayı, grev konulu tek bir toplantı bile yapmadılar. Yapmazlar da.
Taban komiteleri ve taban komiteleri üzerine oturan grev hazırlık süreci, öncü işçi ve emekçilerin sorumluluğundadır.
Metal işçileri buna örnektir. Uzlaşmacı-işbirlikçi sendikalara rağmen grev yasağını tanımayıp fiili grev yaparak taleplerini büyük oranda almasını bildiler. Kamu işyerlerinde de bir başlangıç yapılmalı, grev yasağına karşı fiili grev hayata geçmelidir.
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir