‘Katiller Zirvesi’ NATO, İstanbul’da Toplanıyor!

İki yılda bir düzenlenen NATO Zirvesi’nin sonuncusu, eski bir Varşova Paktı üyesi olan Çekoslavakya’nın (şimdiki adı ile Çek Cumhuriyeti) başkenti Prag’ta yapılmıştı. Zirve için bu kentin seçilmesi, tarihin bir ironisinden öte NATO’nun yeni stratejisi için de sembolik bir gösterge idi. Keza bu zirveye damgasını vuran gelişme, NATO’nun Doğu Avrupa ülkelerini de içine alarak genişlemesi idi.

2004 NATO zirvesi ise 28-29 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak. NATO’nun başta Irak olmak üzere Ortadoğu’da konumlanmasının tartışıldığı bugünlerde yer olarak İstanbul’un seçilmiş olmasının da, tıpkı geçen zirvede Prag’ın seçilmiş olması gibi özel bir anlamı var. Geçtiğimiz ay NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının Münih’te yaptığı toplantıda daha açık olarak dillendirilen bu hedef, İstanbul Zirvesi’nin de ana gündemini oluşturacak.

NATO, kurulduğundan bugüne ABD emperyalizminin ekonomik ve siyasi çıkarlarının önünü açan askeri bir kurum olarak 52 yıldır varlığını koruyor. II. paylaşım savaşı sonrası, soğuk savaş yıllarında kurulan NATO’nun ilk işlevi, Sovyetler Birliği ve sosyalist bloku oluşturan diğer ülkelere karşı tüm dünya çapında karşı-devrimi örgütlemekti. ‘90’lı yılların başındaki görevi ise Sovyetler Birliği’nin artık olmadığı koşullarda boşalan pazar alanlarına girmek; bu ülkelere hem ekonomik hem de askeri anlamda yerleşmenin önünü açmaktı. Bugün ise temel sorunu, NATO’yu yeni emperyalist paylaşım savaşı koşullarına göre yeniden biçimlendirmek oluşturuyor. ABD emperyalizmi, paylaşım savaşında NATO’yu kendi hedeflerine paralel olarak konumlandırmak istiyor. Bu da, NATO’nun Irak’a yerleşmesi üzerinden Ortadoğu’da; Afganistan’a yerleşmesi üzerinden Asya’da ABD’nin önünü açması anlamına geliyor. Daha doğru bir ifade ile, içine Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleri ile Fas, Tunus gibi kimi Kuzey Afrika ülkelerini alan, emperyalistlerin tanımıyla “genişletilmiş Ortadoğu” denen zengin bölgede NATO’yu kullanmayı hedefliyor. Böylece II. paylaşım savaşının oluşturduğu dengeler üzerinden kurulan ve bugünün koşullarına göre yetersiz kalan diğer emperyalist kurumlar gibi NATO’yu da yeni hedeflerine uygun olarak  biçimlendirmek istiyor.

ABD’nin hedeflediği bu; fakat emperyalistler arası çelişkilerin derinliği, bu yolun hiç de düz olmadığını gösteriyor. Münih’te yapılan toplantıda  Almanya ve Fransa dışişleri bakanlarının ABD’den habersiz olarak hazırlayıp basına sundukları “alternatif Irak planı” ve bunun hemen ardından ABD’nin Irak ile ticari ilişkileri bulunan Alman şirketlerine ekonomik yaptırımlar uygulayacağını açıklaması, çelişkilerin önemli işaretleri olarak sayılabilir. İşte İstanbul’da yapılacak olan zirve, tam da böyle bir kapışmaya sahne olacak.

 

Emperyalist savaş karşıtları iş başına…

Haziran’da İstanbul’da yapılacak olan “katiller zirvesi”ni engellemek, yukarıda saydığımız planlardan dolayı, çok daha önemli bir görev haline gelmiştir. “Katiller zirvesi”, başta komünistler olmak üzere, emperyalist savaş karşıtı tüm kurumları, kişileri görev başına çağırmaktadır. İçlerinde G.Bush da olmak üzere birçok katilin olacağı ve yaşadığımız bölgeyi paylaşma planlarının yapılacağı zirvenin engellenmesi, etrafımızdaki halklarla dayanışmanın en anlamlı örneği olacaktır.

NATO, bugüne kadar kitlelerin gündeminden bilinçli olarak uzak tutulmaya, sadece bir güvenlik kurumu gibi algılatılmaya çalışıldı. Bu durumu değiştirmek, kitlelere NATO’nun gerçek yüzünü teşhir etmek ve bu çalışmayı, zirvenin engellenmesi, Türkiye’nin NATO’dan çıkması gibi hedeflere doğru genişletmek gerekiyor.

NATO dedikleri…

NATO üyesi devletlerin (ABD, Britanya ve Fransa) şu anda faal durumda 9 binden fazla nükleer savaş başlığı vardır; bu sayı, dünyadaki nükleer silahların yüzde 60’ına yakındır.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, 1996 yılında dünyadaki toplam askeri teçhizatın yüzde 80’i NATO üyesi devletler tarafından üretildi.

NATO kuvvetleri, Yugoslavya’ya karşı giriştiği 35 bin hava saldırısında bin 200 savaş uçağı ve helikopter kullandı. Bu ülke topraklarına atılan 20 bin bomba ve füze, 80 bin ton patlayıcı içeriyordu. NATO, kendisinin de imza attığı uluslararası yasalara dahi aykırı bir şekilde, sivil altyapıyı hedefledi; bu kapsamda okullar, hastaneler, çiftlikler, köprüler, yollar, demiryolları, su iletim şebekeleri, yayın kurumları, tarihi ve kültürel anıtlar, müzeler, fabrikalar, petrol rafineleri ile petrokimya tesisleri gibi askeri açıdan önem taşımayan bin’den fazla hedef vuruldu. NATO’nun yasadışı bombardımanı, Yugoslavya’nın sivil nüfusunun sağlığında ciddi ölçüde olumsuz etkilere yol açtı. Binlerce sivil öldü, en az 6 bin kişi yaralandı ve sayısız insanda, özellikle de çocuklarda, ciddi ruhsal travmalar oluştu. BM Çevre Programı’na göre, NATO bombardımanı, Yugoslavya ve civar bölgelerde bir çevre felaketine yol açtı.

NATO 1940’ların sonları ile 1950’lerin başlarında, CIA’nin isteği üzerine, en az 16 Avrupa ülkesinde gizli paramiliter, anti-komünist hücreler kurdu. İlk başta adı ‘Geri Destek Operasyonu’ (Operation “Stay Behind”) olan bu gerilla orduları şebekesi, bir Sovyet işgali durumunda cephe gerisinde çarpışmak üzere yaratılmıştı. Ülkemizde de oluşturulan bu kurumun adı, Özel Harp Dairesi’dir. Ve MHP doğrudan bunların finansörlüğünde kurulmuştur. Herhangi bir ülkedeki devrim mücadelesi, karşısında ilk olarak NATO’yu bulmakta, gericisiyle, faşistiyle, medya patronuyla, gizli örgütlenmeleriyle NATO icraatlarına başlamaktadır.

Ülkemizdeki NATO üsleri 35 bin metrekare toprağı işgal ediyor ve bu topraklara kimse alınmıyor.

Binlerce genç ülke sınırları dışında NATO askeri olarak emperyalizme hizmette bulunmaktadır.

Bunlara da bakabilirsiniz

1 Mayıs 2026’ya dair notlar…

1 Mayıs’ın hemen ardından yaptığımız değerlendirmede, 1 Mayıs öncesinde yürütülen siyasal tartışmaları ve 2026 1 …

Hapishanelerde hak gaspları

Mayıs ayı içinde hapishanelerdeki hak gaspları devam etti. Tutsakların sağlığa erişimi, ziyaret ve iletişim hakkı …

Tutuklu sendikacılar için eylem

DİSK/Limter-iş Sendikası yönetici ve üyeleri ile devrimci tutsakların serbest bırakılması için, 5 Haziran günü Kadıköy’de …