
Mayıs ayı, işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’la başlar, 6 Mayıs Denizleri anma eylemleriyle devam eder…
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Mayıs ayına mücadeleyle girildi. Geçen yıllara oranla daha kitlesel ve coşkulu eylemler gerçekleşti. Denizlerin anması, -Kızıldere anmalarında olduğu gibi- bu yıl daha yaygın ve kitleseldi. Devrim şehitlerinin özellikle gençler tarafından sahiplenilmesi, gelecek açısından umut vericidir.
’68 kuşağının değerlerini sahiplenmede görülen bu artış, anti-emperyalist bilincin yeniden güçlendiğini gösteriyor. Bölgemizde yoğunlaşan emperyalist savaş, NATO toplantısının bu yıl ülkemizde yapılacak olması ve ona karşı birliklerin oluşarak mücadelenin şimdiden yükseltilmesi, anti-emperyalist bilinç ve duyarlılığı arttırmıştır. Uzun yıllardır unutulan veya geriye itilen anti-emperyalist duyarlılığın ve mücadelenin yeniden yükselmesi, kuşkusuz iyi bir gelişmedir.
Bu aynı zamanda ’71 devrimci kopuşunu gündemleştirmekte, onun taşlarını döşemektedir. En uç hali parlamentarizm şeklinde görülen yasalcılığa, düzen-içiliğe, icazetçiliğe karşı tepki, başkaldırıya dönüşmektedir. Teslimiyete karşı direnişin, yasalcılığa karşı meşruluğun, icazete karşı devrimci iradenin öne çıktığı bir süreçteyiz.
Bunu en net ve somut haliyle 2026 1 Mayısı’nda gördük.
* * *
2026 1 Mayısı, resmi rakamlarla 195 etkinlikle 80 ilde kutlanmış. Yine resmi rakamlar 250 bin civarında kitlenin bu etkinliklere-mitinglere katıldığını söylüyor.
Sendikaların genel olarak 1 Mayıs’a işçileri getirmek için uğraşmadıklarını biliyoruz. Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen gibi “yandaş” sendikalar zaten “görev savmak” için 1 Mayıs’ı kutluyor. DİSK, KESK gibi sendikalar ise, kendi kitlelerinden kopmuş durumdalar. Sadece 1 Mayıs’ta değil, ekonomik-demokratik mücadelede bile onların gerisinde kalıyor. Hatta kendiliğinden veya farklı örgütlenmelerle direnişe geçen işçi ve emekçileri yalnız bıraktıklarına defalarca şahit olduk.
Bu durumda 1 Mayısların asıl kitlesini devrimci-demokrat kurumların, onların etkin olduğu kitle örgütlerinin getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Bir de 1 Mayıs’a duyarlılığı olan ama hiçbir örgütlülük içinde yeralmayan, kendiliğinden gelen “1 Mayıs kitlesi” var.
Hal böyleyken yıllarca 1 Mayısları DİSK’in başını çektiği 4’lü (DİSK-KESK-TTB-TMMOB) belirledi. Devrimci kurumların çoğu “kitlesellik” adına 4’lünün belirlediği alanlara gitti. DİSK’i eleştirmede mangalda kül bırakmayanlar, her 1 Mayıs’ta DİSK’in kararını beklediler, ona göre politikalarını belirlediler. Dillerinde “1 Mayıs Alanı Taksim”di, ama pratikte 4’lü nereyi belirlediyse oraya gittiler.
Bu tabloda ilk ciddi gedik geçen yıl açıldı. 19 Mart sonrası gençlik hareketinin yükselişe geçmesi ve gençlerin Taksim ısrarı, giderek artan sayıda devrimci kurumun Taksim kararı almasına yol açtı. 1 Mayıs günü Mecidiyeköy Meydanı’nda toplanan kurum ve sendikalar iyi bir direniş sergilediler. Buna karşın 4’lünün örgütlediği Kadıköy mitingi, beklenenin altında bir kitleyle oldukça sönük geçti. Üstelik kürsüde sendika başkanları nutuk atıyor, CHP gibi düzen partileri boy gösteriyor, işçinin-emekçinin sesi ve talepleri duyulmuyordu. Böyle olunca miting alanına gelenler hızla alanı terkediyordu. Yürüyüş güzergahı ile sınırlı bir rutine binmişti 1 Mayıslar…
2026 1 Mayısı, bu tabloya isyandır! Yıllardır biriken tepkinin patlamasıdır! 4’lünün cenderesinden kurtulma, kendi iradesini ortaya koyma hamlesidir!
1 Mayıs öncesi polisin gece operasyonlarına, evleri ve kurumları basmasına, onlarca kişiyi gözaltına almasına, 1 Mayıs günü yine Taksim çevresini kuşatmasına, bazı durakları kapatmasına rağmen, binlerce kişi Taksim için yollara döküldü. Boğaz Köprüsü’nde olduğu gibi önleri kesildiği yerde sloganlarla yürümeye başladılar. Kortej oluşturmayı başaranlar, polis barikatlarını aşarak Mecidiyeköy Meydanı’na ulaştılar. Açılan pankartlar, havada uçuşan kuşlamalar, dalgalanan flamalar, çekilen ajitasyonlar, göğüs göğüse çarpışmalar, sloganlar ve alkışlarla inledi o meydan ve saatlerce zaptedildi…
Meydana yürüyen binlerce kişi darpedildiler, gaz yediler, yüzlercesi gözaltına alındı, ama psikolojik-moral üstünlük hep 1 Mayıs kitlesindeydi. Gözaltına alınanlar da bu üstünlükle direndiler, tek şikayetleri alanda daha fazla kalamamış olmaktı.
* * *
Elbette bu tablo birdenbire oluşmadı. Yıllardır 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama ısrarı gösteren komünist ve devrimcilerin varlığı, bu yolun açılmasında belirleyicidir. Her yıl artan sayıda devrimci kurum Taksim kararı alarak bu cepheyi genişletti. Geçen yıl gençliğin ısrarı ile artan sayı ve birleşik eylem, ivmeyi yükseltti. Ve bu yıl onlarca kurumun örgütlü-birleşik duruşu, fiili-meşru mücadelesi, Taksim’e giden yolu iyice kısalttı.
2026 1 Mayısı’nın Taksim hedefli birleşik ve militan bir şekilde geçmesinde, Nisan ayı boyunca gündemi belirleyen maden işçilerinin direnişi de önemli bir rol oynadı. Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk maden işçileri, 9 gün boyunca kaldıkları Kurtuluş Parkı’nı bir direniş alanına dönüştürdüler. Sadece Ankara halkının değil, Türkiye işçi ve emekçilerinin yürekten desteğini aldılar. Kimi yerlerde bu destek, eylemlere döküldü.
Tam da 1 Mayıs arifesinde direnişin kararlı bir şekilde sürmesi, emek ve devrim cephesine büyük bir moral ve cesaret verdi. Egemenleri telaşlandıran ve Bağımsız Maden İş sendikası ile fiilen “toplu sözleşme” masasına oturtan da direnişin bu genişleyen etkisiydi.
* * *
İşçilerin kararlı direnişi, gençliğin yükselen mücadelesi, Karadeniz’den Ege’ye toprağını-suyunu savunan halkın gücü, 2026 1 Mayısı’nın farklı geçmesini sağlamıştır.
2026 1 Mayısı’nın direnişçiliği de, işçi ve emekçilerin mücadelesine itilim sağlayacaktır. Fiili-meşru mücadeleyle işbirlikçi-uzlaşmacı sendika yönetimlerini aşarak kazanımlar elde edecektir.
Şimdi 1 Mayıs’tan aldığımız güç ve moralle mücadeleyi yükseltme zamanı! 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanacak olan NATO’ya ülkeyi dar etme zamanı! Emperyalist savaşa karşı ezilen halklarla dayanışma, enternasyonalizm bayrağını dalgalandırma zamanı!
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir