
Bir 1 Mayıs’ı daha geride bıraktık. Türkiye’de 1 Mayıslar neredeyse her ilde kutlanır, fakat damgasını vuran İstanbul Taksim 1 Mayıs’ı olur. 2026 1 Mayıs’ı da böyle oldu.
1 Mayıs yaklaştıkça yoğun tempoyla beraber coşku, heyecan ve gerilimi iç içe yaşıyorum. Günler yaklaştıkça bu duygular daha da yoğunlaşıyor.
Nihayet o görkemli gün geldi. 1 Mayıs… İşçi sınıfının mücadele günü…
* * *
Sabah erkenden yola çıktım. Derdim buluşma saati öncesinde Mecidiyeköy Meydanı’nı kolaçan etmek; giriş çıkışlarını, devletin nerelere konuşlandığını görmek…Bir gün öncesinden valilik tarafından Beyoğlu, Beşiktaş, Fatih ve Şişli ilçelerinde her türlü toplanma gösteri yasağı ilan edildiğini öğrendik. Geçen yıl Okmeydanı Hastanesi, Çağlayan, Zincirlikuyu metrobüs durakları kapalıydı. Bu yıl açık. Mecidiyeköy Meydanı da bariyerlerle örülmemiş.
Mecidiyeköy’de her taraf polis yığınağı ve tomalar dolu. Şişli yönüne doğru ilerliyorum. Polis yığınağı giderek kalabalıklaşıyor. Yayalara bir sorun çıkarmıyorlar. Cevahir AVM’ye vardığımda Taksim’e giden caddenin bariyerlerle ve tomalarla kapatılmış olduğunu gördüm. Yeniden Mecidiyeköy meydanına doğru yürüyorum. Özelikle simitçilerin olduğu yerde öyle büyük bir polis yığınağı var ki, yayalar zorlanarak geçiyor. Fulya Caddesi tomalarla kapalı, fakat yayalar geçebiliyor. Eski Ali Sami Yen Stadyumu’nun önünden son ışıklara kadar, öbek öbek polisler ve bütün ara sokaklara konuşlandırılmış tomalar var. Sokaklara bariyer koyulmamış. Her tarafı gezdikten sonra yoldaşlarla buluşup İEB’in (İşçi Emekçi Birliği) buluşma saatini bekliyoruz.
Buluşma saati yaklaşınca, arka sokaklardan dolanarak İEB’in toplanma yerine çıktık. Buluşma yeri sakin. Arka ve ön tarafta trafik polislerinin de içinde olduğu az sayıda polis var. Saat geldi. Pankartlarımızı açarak meydana doğru sloganlarla yürüyüşümüz başladı. Polisler müdahale etmeye çalıştı, ama onları kenara iterek devam ediyoruz. Arkamızdan gelen motorize ekipler önümüze geçti. Bir grup polis de arkamızdan bizi takip ediyor…
Yaklaşık 150 metre yürüdükten sonra polis barikatıyla karşılaştık. Hızlı adımlarla barikata yüklendik ve barikatı dağıtarak ilerledik. Bizi tek tek gözaltına almaya çalıştılar. Gözaltı öyle kolay olmuyor. Her yakaladıkları arkadaşımız kendisini kurtarmaya çalışıyor, sloganlarla pankartlarla yürüyüşümüz devam ediyor.
Bir kez daha önümüz polisler tarafından kesiliyor. Pankartı birlikte tutuğumuz yoldaşla kopuyoruz -yolun ortasındaki demir direk engeli de polislere ‘yardımcı’ oluyor. Tek başıma pankartı açarak devam ediyorum. Yeniden yakalıyorlar. Bir kez daha itiş-kakış, boğuşma…
Bu boğuşma esnasında bazı arkadaşlarımızı ve pankart tutuğum yoldaşı yere yatırdıklarını, kollarını geriye çevirmeye çalıştıklarını gördüm. Her birinin üzerine en az üç polis çullanmış durumda. Yeniden kendimi kurtardım yürümeye devam ettim. Bir daha üzerime çullanıyorlar. Üç dört polis kollarımı arkaya çevirerek yere yatırdı. Polisler başkalarını yakalamak için birini bırakıp gittiler. Üzerimde kalan tek polisi atarak ayağa kalktım. Yere yatırdıkları arkadaşlara yardıma gittim. Diğer arkadaşlar da ayağa kalktı.
Bu arada Kaldıraç’tan bir arkadaşın polislere “o engelli, onu bırakın” dediğini duydum. Sesini duyduğum arkadaşın gözaltına alınırken kolunu çıkarmışlar. Oraya yönelerek ben de aynı şekilde, gözaltına almaya çalıştıkları kişinin engelli olduğunu söyledim. Engelli arkadaşı bıraktılar. Bir yoldaş hala yerde, üç polis üzerinde kollarını çevirmeye çalışıyorlar. Oraya yöneldim, müdahale ettim. Beni yaka-paça aldılar, diğer arkadaşların yanına getirdiler. Bir süre sonra yoldaşı da getirdiler. Kısa bir süre bizi parça parça etrafımızı çevrili tutular. Sonra hepimizi yanyana getirerek etrafımızı kalkanlarla ve polislerle çevrili şekilde beklettiler.
Gözaltına alınan toplam 11 kişiydik. Yürüyüş kolunda olan arkadaşlarımızın önemli bir kısmı ise barikatları aşarak alana varmıştı.
Bizim için 1 Mayıs programı polis ablukası altında devam ediyordu. Gerek parça parça bekletildiğimiz esnada, gerekse hepimizi yanyana getirdikleri sırada sloganlarımız ve marşlarımız hiç durmadı. Ablukayı yarma çabamız da bitmedi. Polisler bizi darpetmeye devam ettiler. Yerde beklettikleri yoldaşımızı ve BDSP’li genç arkadaşı daha fazla darp ettiler, biber gazı sıktılar. Az da olsa biz de biber gazından nasibimizi aldık.
Bir yandan da kolu çıkan arkadaş için ambulans istiyoruz. “Gözaltındasınız, araba bekliyoruz” şeklinde cevaplar veriyorlar. Bazen de “meydandaki duruma bağlı, iş bizden çıktı” diyorlar.
Beklerken meydandaki durumla ilgili yoldaşlardan bilgi alıyorduk. Oranın coşkusunu duyumsuyorduk. Sadece meydan değil, meydan dışında ve ara sokaklarda da eylemin devam ettiği haberleri geliyor. İki saate yakın bekletildikten sonra gözaltı arabası geldi. Üst araması sırasında kısa süreli bir gerginlik yaşadık. Hastaneye, oradan Vatan Emniyet’e götürdüler. Uzun süre gözaltı aracında bekletildik. Akşam geç saatlerde ifade işlemleri başladı. Bizim araçtakilerden emniyette ifade veren olmadı. Gece saat 12’ye doğru hastaneden bırakıldık.
* * *
2026 1 Mayıs’ı kazanılmış bir Mayıs oldu. Taksim Meydanı’na giremesek de Taksim kazanılmıştı. Mecidiyeköy Meydanı’nda toplanan binlerce kişi, iki saate yakın eylem yaptı. Hem kitlesel, hem militan ve coşkulu geçti.
Bu 1 Mayıs’ın böyle geçmesi, mücadelenin bundan sonraki seyrinin işaretlerini veriyor. İşçi ve emekçilere moral aşılaması bakımından önemli bir çıkış oldu.
Kısacası 2026 1 Mayısı, siyasal anlamı büyük, kazanılmış 1 Mayıs olarak tarihteki yerini aldı.
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir