3 Haziran 1963- Nazım Hikmet yaşamını yitirdi

Nazım Hikmet, genç bir devrimci olarak Sovyetler Birliği’ne ilk gittiğinde, orada gördüğü “sosyalist insan”dan ve kültürel çalışmalardan çok etkilendi. Ülkesine geri döndükten sonra pek çok defalar soruşturmaya uğradı, yıllarca hapis yattı.

Şiirlerinde toplumsal sorunları büyük bir coşku ve umutla işledi. İşçi ve emekçilerin yaşam ve mücadelelerini şiirlere döktü. Bu yüzden yıllarca hapis yattı, sürgün edildi. Fakat inançlarından asla taviz vermedi. Hapisteyken de üretmeye devam etti. Orhan Kemal ve İbrahim Balaban’ı hapiste tanıdı ve onların büyük sanatçılar olmasında önemli rol oynadı.

Hapisten çıktıktan sonra, öldürüleceğini anlayarak yurtdışına kaçtı. Kendi ülkesinde yasaklı olan Nazım, bir dünya şairi olarak 1963 yılında Sovyetler Birliği’nde öldü.

“Sosyalist gerçekçi sanatçı” diyordu, “kendi halkının ve diğer halkların sanat geleneklerinden yararlanacaktır… Halkım için, başka halklar için, en yenisinden, yöneticisine kadar partimin tüm üyeleri için, bu erdemi taşıyan şiirler, tiyatro oyunları yazmak isterim. Ama bunun için doğru olmayı, özle sözle, süssüz, belirsizlikten uzak yazmayı, sağ kulağımı sol elle göstermeye kalkmamayı bilmek gerek.”

Öyle de yaptı. Son nefesine kadar işçi sınıfının, halkların mücadelesinin yanında yer aldı ve onların sesi oldu. “Partili sanat”ın en güzel örneğini verdi. Eserleri  ve mücadelesi ile daima yaşayacak…

Nazım Hikmet, ölümünden sonra, içi boşaltılmaya çalışılan devrimcilerden biri oldu. Fakat o, “sevdalınız komünistir” diyen bir şairdir. Eserleri, onun bu kişiliğinden kopartılarak ele alınamaz. O, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da en büyük şairlerinden biri olarak ölümsüzleşti.

Türkiye’nin NATO üyesi olabilmek için Kore Savaşı’na katıldığı dönemde, ABD Dışişleri Bakın John Foster Dulles “Müttefikler içinde en ucuz askeri Türkiye temin ediyor, bir Türk askeri 23 sente mal oluyor” demişti. Bu sözlere tepki olarak Nazım’ın yazdığı şiir, bugün de NATO ve ABD karşıtı antiemperyalist bilincin önemli unsurlarından biri olarak güncelliğini koruyor.

 

23 SENTLİK ASKER

Mister Dalles,

sizden saklamak olmaz,

hayat pahalı biraz bizim memlekette.

Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti,

Ankara’da 23 sente,

yahut iki kilo kuru soğan,

yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,

elli santim kefen bezi yahut,

yahut da bir aylığına

yirmi yaşlarında bir tane insan.

erkek,

ağzı burnu, eli ayağı yerinde,

üniforması, otomatiği üzerinde,

yani öldürmeğe, öldürülmeğe hazır,

belki tavşan gibi korkak,

belki toprak gibi akıllı

belki gençlik gibi cesur,

belki su gibi kurnaz

(her kaba uymak meselesi) ,

belki ömründe ilk defa denizi görecek,

belki ava meraklı, belki sevdalıdır.

Yahut da aynı hesapla Mister Dalles

(tanesi 23 sentten yani)

satarlar size bu askerlerin otuz beşini birden

İstanbul’da bir tek odanın aylık kirasına,

seksen beş onda altısını yahut

bir çift iskarpin parasına.

Yalnız bir mesele var Mister Dalles,

herhalde bunu sizden gizlediler:

Size tanesini 23 sente sattıkları asker

mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,

mevcuttu otomatiksiz filan,

mevcuttu sadece insan olarak

mevcuttu, tuhafınıza gidecek,

mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,

daha sizin devletinizin adı bile konmadan.

Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,

mesela, Mister Dalles,

yeller eserken yerinde sizin New-York’un,

kurşun kubbeler kurdu o

gökkubbe gibi yüksek,

haşmetli, derin.

Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.

Halı dokur gibi yonttu mermeri,

ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına

ebemkuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.

Dahası var Mister Dalles,

sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz,

zulüm gibi,

hürriyet gibi,

kardeşlik gibi sözlerin,

dövüştü zulme karşı o,

ve istiklal ve hürriyet uğruna

ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek,

ve yarin yanağından gayri her yerde,

her şeyde,

hep beraber,

diyebilmek için,

yürüdü peşinde Bedreddin’in

O, tornacı Hasan, köylü Mehmet, öğretmen Ali’dir.

Kaya gibi yumruğunun son ustalığı:

922 yılı 9 eylülüdür.

Dedim ya Mister Dalles,

Herhalde bütün bunları sizden gizlediler,

ucuzdur vardır illeti.

Hani şaşmayın,

yarın çok pahalıya mal olursa size,

bu 23 sentlik asker,

yani benim fakir, cesur, çalışkan, milletim,

her millet gibi büyük Türk milleti.

(1953)

(* ABD’li bakanın ismi Dulles, ancak Nazım Hikmet şiirinde “Mister Dalles” olarak kullanıyor. Şiirde yazım hatası yok, Nazım’ın tercihi böyle.)

Bunlara da bakabilirsiniz

Fransa’da yoldaşımız Veli Yeşilçay’ı kaybettik!

Fransa’da 33 yıldır İhtilalci Komünistlerle birlikte yürüyen Veli Yeşilçay, uzun süredir kanser hastalığı ile savaşıyordu. …

Devrimcilerin gözaltına alınması protesto edildi

Nato ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik, 16 Haziran günü saat 19.30’da Cevahir AVM önünde, devrimci …

15-16 Haziran direnişinin yıldönümünde eylem

15-16 Haziran 1970’de gerçekleşen büyük işçi direnişinin 56. yılında, İşçi Emekçi Birliği Mecidiyeköy Cevahir AVM …