Enginleri fethetme ruhuyla BİZ KAZANACAĞIZ!

eldefide

Bu ay, ihtilalci komünistlerin kuruluş ayı. Bir nevi doğum günleri….

Hem de iki kez! İlki, 19-21 Şubat 1979 tarihinde gerçekleşen “İleri Militanlar Toplantısı” (İMT)’dir. İkincisi, 15-17 Şubat 1998’deki “yeniden doğuş” konferansı!..

Her iki doğum da oldukça uzun ve sancılı bir dönemin ardından gelmiştir. Her doğum gibi öncesinde büyük acılar, sıkıntılar yaşanmış, ama sonrasında daha büyük coşku ve moralle yeni başlangıçlar yapılmıştır. Bunun verdiği itilimle en kritik süreçlere damgasını vuran, dostun-düşmanın saygı duyduğu bir yapı çıkmıştır ortaya.

Kısa tarihçe niteliğindeki “kuruluş yıldönümü” yazılarını yeniden yayınlıyoruz.

* * *

Binlerce yıllık insanlık tarihinden, iki yüzyılı aşkın proletaryanın mücadelesinden, yüzelli yıllık Marksizm-Leninizm’in biliminden süzülerek geliyoruz… Spartaküs’ten Lyon’a, Paris Komünü’nden Ekim Devrimi’ne, yenilgi ve zaferleri kuşanarak geliyoruz… Pir Sultan’dan Şeyh Bedrettin’e, Mustafa Suphi’den Ethem Nejat’a, Denizler’den, Mahirlere, Kaypakkaya’lara, bu toprakların değerlerini üstlenerek geliyoruz…

Yüzlerce ayrık otu içinde “bir tutam kır çiçeği” olarak, geleceğe umut taşıdık… 12 Eylül karanlığında ışık olduk; sokakları, evleri “granitten bir kale” yaptık; zindanlarda, ölüm oruçlarında bayraklaştık… İşkencehanelerde direniş destanları yazıp, mahkemelerde yargılanan değil, yargılayan olduk… Mücadelenin her cephesinde “kutup yıldızı”mızın yol göstericiliğinde yürüdük…

Fabrika fabrika, sokak sokak çarpışmaların militanlarıyız biz! Yoldaşcan’ın “hücum” komutunu kuşanarak son mermisine dek çatışan Metin’iz! Fatih’in direnişini daha ileri taşımaya ant için ve faşizmin ininde suratlarına tekme olup çakan Remzi’yiz! Gazi’den Ümraniye’ye “bizsiz olmaz bu işler” diye kavganın ortasına koşan Zeynep’iz, Hakan’ız! Yoldaşlarına siper olan Eralp’iz, Nilgün’üz!  Fatih’in kızıl bandını şerefle taşıyan, “biz kazanacağız” şiarını kitlelere mal eden, ölüm orucu şehitleri ve gazileriyiz!

 

12 Eylül tasfiyeciliğine olduğu gibi, kendi tasfiyecilerimize de bayrak açan, karanlığı yararak ilerleyen ihtilalci komünistleriz! Ateşi ve ihaneti gören, ama hiç tereddüt etmeden motorları maviliklere süren bolşevikleriz! Örgütçü ve militan kimliğimizi yeniden kuşanarak, “yeraltı nehirleri” yaratanlarız!..

Şehitlerimizin, geleneğimizin izinden giden, ona yeni halkalar ekleyeniz… Savaşa ve faşizme karşı, kavga bayrağını yükseltip, Nato’dan IMF’ye emperyalist kurumlara ülkemizi dar eden, 1 Mayıslarda alanları zapteden, orak-çekiçli kızıl bayrağı, usta ve önderlerimizi gururla göndere çeken, meydanlara dikeniz… Haziran direnişinde barikatların başında, sokak savaşlarında en önde dövüşen, en son çekileniz… 19 Mart’ta polis barikatına yüklenenleriz; kitle hareketinin, eylemlerin içinde ML politikaları pratik önderlikle birleştireniz…

Biz çelikten bolşevik müfrezeyiz!..

İşçi direnişlerinde, çatışmalarda, grevlerde büyüyen “yeni çağın çocukları”yız! Öğrenen ve öğreteniz… Niceliğe değil, niteliğe önem veren, saflarımızı sağlam karakterlerle donatan, yılların deneyimi ve birikimini, gençliğin dinamizmi ile kaynaştıranız…

Bizler Osman’ın Fatih’in öğrencileriyiz. Direniş geleneğini kuşaktan kuşağa aktaranlarız… Stalin Mehmet’in Sezai’nin her tür statükoya, donmuş olana vuran güçlü sesi, geleceğin temsilcisiyiz…  

 

Böyle köklü bir tarihi, ne faşizmin saldırıları, ne oportünizmin çamurları, ne de tasfiyeciliğin inkarı yıkabildi, yıkabilir…

Köklerimiz toprakta, tarihten geliyoruz çünkü!

Stalin’in Yunan mitolojisinden verdiği örnekte olduğu gibi, bizim yenilmezliğimizin sırrı, ayaklarımızın toprağımıza basmasıdır. Bu toprak, tarihimizdir, şehitlerimizdir, halkımızdır, proletaryadır. Kimsenin gücü, bizi onlardan koparmaya yetmedi, yetmeyecek!..

İşte tarih, işte biz!

‘79’da temelleri sağlam atılan ve hep ML zeminde kalanlar, emin adımlarla geleceğe doğru yürüyorlar… Zorlukları aşarak, inançlarını pekiştirerek… Düşmana korku, dostlara güven vererek… Ama daha katedilecek çok yol, aşılacak çok engel olduğunu bilerek…

Karanlıkları yara yara, yürüyoruz aydınlıklara… Tarihe, şehitlerimize, işçi ve emekçilere duyduğumuz büyük sorumlulukla… Bugüne dek verdiğimiz sözleri tutmuş olmanın gururuyla…

Yürüyoruz sitemsiz, başı dik ve enginleri fethetme ruhuyla…

 

Şairin dediği gibi; “Bin kez budadılar körpe dallarımızı / Bin kez kırdılar / Yine çiçekteyiz işte, yine meyvedeyiz! /  Bin kez korkuya boğdular zamanı / Bin kez ölümlediler / Yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz!”

Nice zorluklardan, badirelerden, yengi ve yenilgilerden geçtik. Örs ile çekiç arasında dövüldük. Ateşi ve ihaneti gördük. Ama yılmadık, doğru bildiğimiz yoldan şaşmadık. Ve bugünlere geldik…

Güzel günlere olan inancını yitirmeyenler, gelenekten kopmadan, onun iyi ve güçlü yanlarını alarak geleceğe yürüyenler, umudu hep diri tutanlar, elbette onun sonuçlarını alırlar.

Onun içindir ki, bir kez daha “Selam yaratana!/ Tohumların tohumuna / Serpilip gelişene selam!” diyoruz. Ve biliyoruz ki, “Bütün yemişler dallarımızdadır / Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerimizdedir / Haklı günler, büyük günler…”

“Büyük günler” için büyük düşünüp, büyük dövüşeceğiz! Değil beş-on yıl, 50 yıl geçse de aynı inanç ve coşkuyla yürüyeceğiz aynı yoldan… Kırılsak, darbelensek de eğilip bükülmeden, dik duruşumuzu yitirmeden… Küllerimizden yeniden doğarak, işçi-emekçilerle, gençlerle çoğalarak…

Çünkü biliyoruz ki, tasfiyecilik yenilgiye; bolşevizm zafere götürür!

“Kutup Yıldızı”mızın son sözleri şiarımızdır: BİZ KAZANACAĞIZ!

 

Alnınızda dalgalanan bayraklar adına

bayraklarda yaşayan ölümsüzler adına

durmak yok bu koşuda

teslim olmak yok

ağıt yok dilimizde dizlerde titreme yok

kaç güneş sönerse sönsün içimizde

hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü

ya şafak sökerken

ya güneş yükselirken

sizin sesiniz olup sizi haykıracağız

biz kazanacağız!

Biz kazanacağız!

Bunlara da bakabilirsiniz

16 Mart 1978- Beyazıt Katliamı

İstanbul Üniversitesi önünde, faşistlerin düzenlediği bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi. 16 Mart 1978’de yaşanan …

Halepçe Katliamı’nın 38. yılı

Saddam yönetimindeki Irak devleti, 16 Mart 1988’de Halepçe’de Kürt halkına dönük olarak bir katliam gerçekleştirdi. …

ABD Konsolosluğu önünde protesto

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik (NESKB), 15 Mart günü İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde eylem …