Mehmet Fatih Öktülmüş Yaşıyor!

fatih

TİKB-MK üyesi Mehmet Fatih Öktülmüş, 17 Haziran 1984 tarihinde Ölüm Orucu eyleminde şehit düştü.

O, ihtilalci komünist hareketin kurucularındandır. ODTÜ’de okuduğu yıllarda devrimci mücadeleye atılmış, ABD Büyükelçisi Commer’in arabasının yakılması dahil o yılların öğrenci eylemlerinin hepsinde yer almıştır.

12 Mart döneminden itibaren defalarca işkenceye alınmış, tutsak düşmüş, ama her defasında direnerek faşizmi kendi ininde yenmesini bilmiştir. Birkaç kez firar ederek özgürlüğüne kavuşan M. Fatih, son olarak 1981 yılında yakalanır; Adana, Ankara, İstanbul işkencehanelerinde adını bile söylemez, ifade vermez. Bu direnişiyle başta yoldaşları olmak üzere tüm devrimcilere örnek olur. İhtilalci komünistlerin direniş çizgisinde, onun önderliğinin tartışılmaz bir yeri vardır. Direnen her komüniste işkenceciler “Fatih gibi” diyecektir. O, işkencede, zindanda, mahkemelerde direnişin simgesidir.

Mehmet Fatih Öktülmüş, sadece yoldaşlarının değil, tüm devrimci ve demokratların, onu bir biçimde tanıyan işçi ve emekçilerin, unutmadığı ve unutamayacağı bir isim oldu. Çünkü geleceğin toplumundan, sosyalizmden günümüze düşen bir ışık halesi gibiydi. Mütevaziliği, fedakarlığı, çalışkanlığı, sözle eyleminin bir olmasıyla,  “yeni tipte insan”ı kendi şahsında somutlamıştı.  Gittiği her yerde, saygı ve güven uyandırması bu yüzdendi.

İşçi sınıfının sendikal mücadelesinden komünist bir örgütü örgütlemeye kadar, her alanda başarılı bir örgütçüydü. İşkence ve zindanlarda ise, direnişi örgütleyen; düşmanlarına korku salan, dostlarına güç ve moral veren bir önderdi.

Türkiye devrimci hareketinin yetiştirdiği seçkin önderlerinden olan M. Fatih, daha yaşarken tüm devrimcilerin saygısını ve güvenini kazanmıştı. Deniz, Mahir, Kaypakkaya gibi Türkiye Devrimci Hareketi’nin sahiplendiği bir değer haline geldi. O koşullarda bunu başarmak çok zor olduğu halde…

Son eylemi olan ölüm orucunda da önder rolünü oynadı. Onun varlığı, eylemin başarısının garantisiydi. Çevresindeki tüm devrimcilere öylesine büyük bir güven vermişti.

Zaferin ölümle geleceğini anladığından, ölüm orucundaki siper yoldaşlarıyla “ipi ilk kim göğüsleyecek” yarışını başlattı. Ve son sözleri, “ölebiliriz ama BİZ KAZANACAĞIZ” oldu. Bu sözler, şairlere şiir, müzisyenlere marş yaptırdı; kitlelerin sloganı haline geldi. İşçi direnişlerinde sınıfın zafer azmini dile getiren ant oldu…

Fatih ve yarattığı mirası yaşıyor, yaşatacağız!..

Bunlara da bakabilirsiniz

16 Mart 1978- Beyazıt Katliamı

İstanbul Üniversitesi önünde, faşistlerin düzenlediği bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi. 16 Mart 1978’de yaşanan …

Halepçe Katliamı’nın 38. yılı

Saddam yönetimindeki Irak devleti, 16 Mart 1988’de Halepçe’de Kürt halkına dönük olarak bir katliam gerçekleştirdi. …

ABD Konsolosluğu önünde protesto

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik (NESKB), 15 Mart günü İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde eylem …