Etiket arşivi

Ertuğrul Bilir’e yanıt-2: Bitmeyen 12 Eylül rahatsızlığı

  Ertuğrul Bilir’in “Dar pencereden manzara” adlı yazısının eleştirisine devam ediyoruz. Bilir yazısında, DY’nin 12 Eylül yıllarında tasfiyeci-teslimiyetçi tutumunu olabildiğince hafifsetmeye çalışırken, o dönemde kolektif bir direniş sergileyen TİKB’nin direnişini küçültüyor ve işkence ile sınırlıyordu. Ayrıca DY’nin 100’e yakın şehit verdiğini, kırda gerilla savaşı sürdürdüğünü iddia ederek, esasında direndiğini kanıtlamaya çalışıyordu. 12 Eylül yıllarında DY dahil her siyasi hareketten yüzlerce …

Devamını oku

Varlıklarıyla yaşam gücümüz, yokluklarında unutulmazlarımız!

Onlar hayatımızın her anında yanımızdaydılar. Devrim ve sosyalizm mücadelemiz onlarla birlikte yükseldi. 80’li yılların askeri faşist cunta darbesinin zorlu dönemecinde görünmez kahramanlarımızdı… Analarımız, babalarımız, abi ve ablalarımız… Kimisi akrabamız, kimisi komşumuzdu. 12 Eylül yıllarını mücadeleleriyle güzelleyen isimler oldular… Birçoğu yakınları için verdikleri mücadele içinde birbirleriyle tanıştılar. Yağmur, çamur, açlık, sefalet demeden; kimi zaman malını mülkünü satarak yollara koyulup tanış oldular. …

Devamını oku

Zor günlerin yiğit komünisti METİN AYDIN

  Metin Aydın çocuk yaşta başladı çalışmaya. Terzide, kahvede çalıştı. Orta Anadoluluların tipik özelliklerini taşırdı. Çok genç yaşta tanışmıştı ihtilalci komünistlerle. TİKB’nin kurucularından Sezai Ekinci’nin yeğeni gibi gördüğü ve çok sevdiği bir gençti. Sezai’deki devrimci kararlılık ve irade, Metin’i çok etkilenmişti. Metin için en büyük hedef çok yönlü ve yetkin bir komünist olmaktı. Bütün yaşamını bu ideale göre şekillendirdi. Faşizme …

Devamını oku

Yenilgiler ve yüzleşme üzerine

12 Eylül’ün 45. yılını geçtiğimiz günlerde geride bıraktık. Bunun da etkisiyle olsa gerek, bir kez daha 12 Eylül, yenilgi ve yüzleşme (hesaplaşma) konusu tartışılır oldu. Bunun, içinde bulunduğumuz durumla, onu aşma çabasıyla yakından bağı var. 12 Eylül’ün bir ürünü ve onun zihniyetinin devamcısı olan AKP’nin, bugün 12 Eylül’ü de aşan uygulamalarıyla karşı karşıya kalmak, ona karşı büyüyen öfkeyi devrimci kanallara …

Devamını oku

Ölümünün 45. yılında OSMAN YAŞAR YOLDAŞCAN YAŞIYOR!

Aynı yalınlıkla ölmek isterim Kırda bir çiçek gibi sakin, gösterişsiz Mum yerine yıldızlar parlasın üzerimde Yeryüzü uzansın altımda sessiz Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim Varsın hainleri saklasınlar soğuk bir taş altında Dürüstçe yaşadım ben Karşılığında, yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim. Jose Marti   29 Eylül 1980’de 12 Eylül’e sıkılan “ilk kurşun” olan Osman Yaşar Yoldaşcan’ın bu yıl 45. ölüm yıldönümü. …

Devamını oku

“İlk kurşun”: OSMAN YAŞAR YOLDAŞCAN

Osman Yaşar Yoldaşcan, 12 Eylül faşist cuntanın işbaşına gelişinden 17 gün sonra 29 Eylül 1980’de İstanbul-Bağcılar’da saatlerce süren sokak çatışmasının ardından şehit düştü. Onun bu yiğitçe ölümü, başta yoldaşları olmak üzere tüm tutarlı devrimcilere, anti-faşistlere izlenmesi gereken yolu gösteren bir manifesto oldu. 12 Eylül’e sıkılan ‘ilk kurşun’ olmasının anlamı, yaşanan ilk sokak çatışması olması ve bir işkenceci şefinin hak ettiği …

Devamını oku

12 Eylül halen hesaplaşmayı bekliyor!

“Bir düdük çalınacak denilmişti / Bir düdük / Üfürüğü NewYork’ta, Washington’da / Sesi kulaklarımızda bir düdük…”  Kavganın şairi Adnan Yücel, 12 Eylül’ün gelişini dizelerinde böyle betimliyor. Yükselen halk hareketini ve devrimci dalgayı bastırmak için ABD ve işbirlikçilerinin son çaresiydi 12 Eylül askeri faşist cuntası. Çünkü daha önce ileri sürülen sivil faşistler, onların cinayetleri, katliamları, durduramamıştı halkın coşkun akan selini. Maraş, …

Devamını oku

Devrimci avukat Erhan Erel’i kaybettik

Devrimci sendikacı ve avukat Erhan Erel, 17 Nisan günü kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.  Cenazesi 19 Nisan’da Zincirlikuyu’dan kaldırıldı ve Ayazağa Mezarlığı’na defnedildi. Sevenleri, yakınları ve mücadele arkadaşları bu son yolculuğunda da onu yalnız bırakmadılar. Erhan Erel, 1960’lı yıllardan itibaren mücadelenin içinde yer almış, etrafında büyük bir sevgi-saygı halesi oluşturmuş ender insanlardandı. Hikmet Kıvılcımlı’dan Denizlere, oradan ‘70’lere uzanan devrimci kuşaklara …

Devamını oku

Kararlılığın ve cesaretin adı: İSMAİL CÜNEYT

Yoldaşları arasındaki adı “Stalin Mehmet”ti. Sınıf düşmanlarına karşı öylesine derin bir kin taşıyordu ki, ona bu adı vermişlerdi. İsmail Cüneyt, ideolojik-siyasi-örgütsel atılımın ve boşlukları doldurmanın adı oldu hep. Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yoksul bir köylü ailesinin çocuğuydu. Lise çağlarında devrimci düşüncelere ilgi duymaya başladı. 12 Mart 1971 darbesi gerçekleştiğinde lisedeydi ve tek başına kalmasına rağmen devrimci çalışmalarını aralıksız sürdürüyordu. ’73 yılında …

Devamını oku

“Adana’nın Yoldaşcan’ı” METİN AYDIN (1956-1980)

11 Aralık 1980… Metin Aydın, belinde silahı, yanında bir yoldaşı, çalıntı bir araba ile Adana-Kozan yolu üzerinde ilerliyor… Faşist cuntanın işbaşına gelişinden bu yana 3 ay geçmiş. Zor günler yaşanıyor. Devrimci hareketlerde “geri çekilme” adı altında kaçışlar başlamış; kitleler tedirgin, ne yapacağınızı bilemez halde çaresiz bekliyor. Metin Aydın ise, Osman Yaşar Yoldaşcan’la simgelenen “hücum ruhu”yla donanmış, kararlı, inatçı bir mücadele …

Devamını oku