
İstanbul Üniversitesi önünde, faşistlerin düzenlediği bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi. 16 Mart 1978’de yaşanan bu katliam, 12 Eylül’e giden süreçteki en önemli katliamlardan biri oldu.
Türkiye’de çok önemli işçi ve öğrenci hareketlerinin yaşandığı 1968 devrimci yükselişi, önderlerin katledilmesi ve çoğunluğu hapse atılması ile durdurulmuştu. 1974-75 yılları ise yeniden yükselişin başladığı yıllardı. Kitle hareketi, öncesinden de daha hızlı gelişiyordu. İşçi eylemlerinden öğrenci mücadelesine kadar her alanda büyük bir yükseliş vardı.
Devlet bu yükselişi durdurmak için, iki cepheden saldırıya geçti. Bir taraftan mahallerde, okullarda sivil faşist saldırıları cepheye sürerken, diğer taraftan doğrudan kitle katliamlarına girişti. 1977 1 Mayısı, bu katliamların ilk örneklerinden biriydi. 16 Mart 1978 Beyazıt Katliamı ise daha hedefli ve planlı bir biçimde gerçekleştirildi.
Saldırılar arttığı için devrimci-demokrat öğrenciler artık okula toplu biçimde gidiyor; okuldan toplu çıkış yapıyorlardı. İstanbul Üniversitesi merkez kampüsü önünde birlikte yürüyen bu devrimci-demokrat öğrenci grubunun üzerine bomba atıldı. Ardından, park etmiş arabaların arasına mevzilenmiş dört faşist, bombalı saldırıda yaralananlara ve kaçışanlara, otomatik silahlarla yaylım ateşi açtı. Bu katliamda 7 kişi (Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl, Murat Kurt) yaşamını yitirdi; 100’den fazla öğrenci yaralandı.
Katliam, devlet destekli bütün saldırılarda olduğu gibi, göz göre göre gelmişti. Sonrasında, Pol-Der İstanbul Şube Başkanı, böyle bir katliamın yapılacağının, 10 gün öncesinde polise bildirildiğini, belgeleriyle birlikte açıkladı. Üniversite polis amiri Reşat Altay’ın, saldırının olduğu gün her zamanki gibi Süleymaniye kapısından çıkmak isteyen öğrencileri engellediği ve saldırının olacağı kapıdan çıkmaya zorladığı; patlamanın ardından olay yerine koşan polisleri ise “durun, koşmayın” diyerek engellediği iddiaları basında yer aldı. Reşat Altay 2000’lerin başında bu defa da Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü’nde görevliyken, Hrant Dink cinayetinde “yapılan ihbarı değerlendirmediği” için adı gündeme gelmişti.
Saldırı ile ilgili Ülkü Ocakları il başkanı, dönemin MHP İstanbul il başkanı gözaltına alındı. Yine saldırı ile ilgili gözaltına alınan ve itirafçı olan Ali Yurtaslan, öğrencilerin üzerine atılan bombayı Abdullah Çatlı’nın verdiğini söyledi. Bir başka itirafçı Zülküf İsot ise, katliamı kendisinin gerçekleştirdiğini ve polis aracıyla üniversiteye geldiğini anlattı; bu anlattıkları nedeniyle sonrasında bir başka faşist tarafından öldürüldü.
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir