Kahrolsun Emperyalist Savaş! Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!

Başını ABD’nin çektiği emperyalist savaş, İran’ı da içine alarak tüm bölgeyi yangın yerine çevirdi.

ABD çok uzun süredir İran’ı hedefe çakmıştı. Fakat İran’a saldırmak, ABD açısından bile kolay değildi. Onun için İran’ın bölgedeki kollarını keserek kuşatmayı tercih etti. Ve 28 Şubat günü İsrail ile birlikte savaşı başlattı.

Fakat İran’ın buna cevabı sert oldu. Savaş bütün bir bölgeye yayıldı. Üçüncü emperyalist savaşın keskin dönemecine girildi.

* * *

Bir zamanlar ABD’nin Ortadoğu’daki en sadık müttefiki İran’dı. ABD, 1953 yılında İran’da Başbakan Musaddık’ı devirip yerine Şah Rıza Pehlevi’yi getirmişti. Şah yönetimindeki İran, İsrail ile ilişki kuran ilk Müslüman devlet oldu. Kamulaştırılmış petrol şirketlerini ABD tekellerine sattı; İran topraklarını ABD üslerine açtı. ABD’nin Ortadoğu’da hegemonya kurmasında önemli bir rol üstlendi.

1979’daki İran Devrimi, ABD’ye büyük bir darbeydi. İran halkı, sadece Şah Rıza Pehlevi’ye değil, onun arkasındaki ABD’ye karşı da öfke doluydu. Devrim sırasında ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin basılması bunun göstergesidir. Büyükelçilikte bulunan 52 Amerikalı 444 gün rehin tutuldu. Aralarında CIA ajanlarının da olduğu rehineleri kurtarmak için ABD çok uğraştı, fakat başaramadı. Sonunda ileri sürülen bütün şartlara boyuneğdi ve İran’daki tüm imtiyazlarını kaybetti.

O günden bu yana ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük düşmanı İran’dır. Önce Saddam’ın yönettiği Irak’ı İran’ın üzerine sürdü; bu savaşta iki ülkeyi de güçten düşürdü. Ardından Birinci Körfez Savaşı’yla Irak’ı geriletti, İran’ı ise ambargolarla zor duruma soktu.

Fakat İran kendini toparlamayı başardı. Rusya ve Çin emperyalistleri ile ilişkilerini geliştirdi, bölgesel bir güç  haline geldi.

ABD’nin Ortadoğu’da gelişmesinin önündeki en büyük engel oldu. Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Yemen gibi ülkelerde desteklediği silahlı gruplarla ABD’yi ve işbirlikçilerini hedef aldı.

Bu savaşları yürüten “Devrim Muhafızları”nın başkanı Kasım Süleymani, ABD’nin boyhedefi haline geldi. Önce onu öldürdüler. Sonra Lübnan’da Hizbullah’a, Filistin’de Hamas’a darbeler indirdiler. Esad yönetimindeki Suriye’yi ele geçirdiler. Bu sırada İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin uçak düşmesiyle ölümü, Hamas liderinin İran’da nokta atışı ile katledilmesi, İran’ı zayıf düşüren yönler oldu. Buna güvenerek Haziran 2025’te İsrail ve ABD ilk saldırıyı başlattılar. 12 gün süren bu savaşla adeta İran’ı yokladılar. Bir yandan da İran muhalefetini cesaretlendirerek içten yıkmaya çalıştılar.

Her iki yöntemle de İran rejimini yıkmayı başaramadılar. Ve son çare olarak 28 Şubat’ta İran’a savaş açtılar…

* * *

İran’da gerici bir yönetim olduğu, halkı sömürdüğü ve zulmettiği açıktır. Dolayısıyla İran halkının gerici yönetime karşı isyanı, haklı ve meşrudur. Elbette içlerinde ABD-Batı emperyalistlerinin ajanları olabilir. Fakat bu durum, isyanların-direnişlerin haklılığını ortadan kaldırmaz.

Mesele şudur ki, İran rejimini yıkmak için ABD veya başka bir emperyalistin işgalini-müdahalesini meşru görmek ve buna destek çıkmak kabul edilemez. İran halkında ABD-İsrail karşıtlığı çok köklüdür. Rejime karşı olmakla birlikte ABD-İsrail saldırısına karşı duran geniş bir kesim vardır. Birçok sol örgüt ve sendikadan bu yönde açıklamalar gelmektedir.

İran halkı bu gerici rejimi kendi örgütleriyle, mücadeleleriyle yıkmalıdır, yıkacaktır. ABD müdahalesi, diğer halklara olduğu gibi İran halkına da özgürlük getirmez. Irak, Afganistan, Suriye son örnekler olarak önümüzde duruyor. Ve halklar artık bunu çok net görüyor. ABD özellikle Trump yönetiminde büyük bir prestij kaybı yaşamaktadır ve psikolojik üstünlüğü kaybetmiştir.

Ezilen-sömürülen tüm halklar, emperyalist işgal ile gerici-faşist devletlere karşı mücadeleyi birleştirmeli, her ikisini de defetmeyi başarmalıdır. Bunun da yolu devrimdir. İkinci emperyalist savaşta Avrupa’nın birçok ülkesi, ardından Asya ülkeleri bunu başardı. Üçüncü emperyalist savaş da yeni devrimleri doğuracaktır.

Lenin’in dediği gibi, “ya devrimler savaşları önler, ya savaşlar devrimlere yol açar!”

* * *

Türkiye, emperyalist savaşın merkezinde yeralan bir ülke. Irak, Libya, Suriye’de nasıl kullanıldığını biliyoruz. İran’da savaşın uzaması durumunda Türkiye’nin dahil olması olasıdır. AKP-MHP yönetimi, İran savaşına karşı sözler sarfetti; Türkiye’deki ABD üslerinin kullanılmadığını söylediler. İran’ın tepkisini çekmemek için bu tür açıklamaları yapıyor olabilirler. Keza Türkiye’de ABD-İsrail karşıtlığının çok yüksek olduğunu bildiklerinden halkı karşılarına almak da istemiyorlar.

Fakat Erdoğan yönetimi ayakta kalmak için ABD’nin desteğine muhtaç. Trump’ın her tür aşağılamasına katlanmaları boşuna değil. Kitleler, güçlü savaş karşıtı eylemler yükseltmediği koşullarda, ABD’nin isteklerine bir kez daha boyun eğmeleri mümkün.

Irak işgali döneminde “1 Mart tezkeresi”ni TBMM’den geçiremedikleri gibi, Türkiye’nin İran savaşına dahil olması da engellenebilir. Tam da böyle bir dönemde devrimci, demokrat kurumların “NATO ve emperyalist savaş karşıtı birlik” kurması ve ilk eylemini İran savaşına karşı yapması isabetli olmuştur.

* * *

Mart ayı, doğanın ve toplumun uyanış ayıdır. 8 Mart, Newroz bunun işaretidir. Türkiye tarihi açısından da önemli eylemlerin gerçekleştiği bir ay olmuştur. Şimdi bunlara 19 Mart eklendi. Başta gençlik olmak üzere geniş halk kesimleri 19 Mart’ta barikatları, yasakları aşarak meydanları doldurdu.

Özcesi 8 Mart’tan 30 Mart’a her günü mücadele ile geçen bu ay, şimdi savaş karşıtı eylemlere de sahne olacaktır. Migros Depo işçilerinin ardından Polyak maden işçilerinin direnişi, bir öğretmenin katledilmesi üzerine öğretmenlerin ülke çapında iş bırakması ve yürüyüşleri, toplumsal hareketin de büyüyeceğini göstermektedir.

Savaşa karşı mücadele, emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleyle birlikte yürütülürse sonuç alıcı olur. İran savaşı, emperyalist savaşın dönüm noktasıdır. ABD’yi Ortadoğu’dan defetmenin zemini güçlenmiştir. Kendi cephemizden buna omuz verelim! Başta ABD olmak üzere tüm emperyalistleri bölgemizden kovalım!

Bunlara da bakabilirsiniz

16 Mart 1978- Beyazıt Katliamı

İstanbul Üniversitesi önünde, faşistlerin düzenlediği bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi. 16 Mart 1978’de yaşanan …

Halepçe Katliamı’nın 38. yılı

Saddam yönetimindeki Irak devleti, 16 Mart 1988’de Halepçe’de Kürt halkına dönük olarak bir katliam gerçekleştirdi. …

ABD Konsolosluğu önünde protesto

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik (NESKB), 15 Mart günü İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde eylem …