2025 yılından işçi sınıfına kalan DAHA FAZLA ÖRGÜTLENME, DAYANIŞMA!

Geride bıraktığımız 2025 yılı, burjuvazinin işçi ve emekçilere pervasızca saldırdığı, haklarını gasp etmeye, örgütlülüklerini dağıtmaya çalıştığı, işçi ve emekçilerin bu saldırılara eylem ve grevlerle karşı koyduğu yıl oldu.

Ekonomik ve siyasi krizden çıkamayan burjuvazi, “Mehmet Şimşek Programı” olarak adlandırılan OVP (Orta Vadeli Program) ile ayakta durmaya çalıştı. Bir yandan ücretleri sürekli düşük tutma, asgari ücreti ortalama ücret haline getirme, temel tüketim ürünlerine zam üstüne zam yapma, vergi dilimlerini düşük tutarak ve dolaylı vergileri arttırarak halkı ağır vergi yükü altında ezme şeklinde özetlenebilecek bir politika izlerken, bir yandan da varolan hakları gasp etme, esnek üretim biçimlerini yaygınlaştırma, TİS’leri sürece yayarak etkisizleştirme, sendikal örgütlülüğü yok etme gibi saldırılar gerçekleştirdi.

Diğer yandan azami kar uğruna alınmayan tedbirler yüzünden işçi cinayetleri artarak devam etti. MESEM uygulamasıyla okulda olması gereken çocuklar, işyerlerinde, fabrikalarda yaşamını yitirdiler. Turizm sektöründe çalışan işçilerin haftalık tatili 10 günde bire çıkarıldı.

 

Saldırı varsa direniş de var

Burjuvazinin saldırılarına işçi ve emekçiler sessiz kalmadı. Saldırıları püskürtecek düzeyde olmasa da direnişlerle, sokak eylemlilikleriyle, grevlerle yanıt verdi.

İşçi sınıfı ile burjuvazi arasında ilk çatışma alanı, ücretler oldu. İşçi ve emekçiler daha iyi bir yaşam için, her zaman ücretlerinin yükseltilmesi kavgasını verirler. Fakat son yıllarda, bir ölüm-kalım savaşı halini aldı.

2025 yılında da gerçek enflasyonun çok altında “hedef enflasyon” diye uydurulan rakamlarda ücret politikası izlendi. Asgari ücrete yapılan yüzde 30’luk zam, kamuda-özelde, sendikalı-sendikasız işyerlerinde genel bir ücret dayatması oldu. Bunu aşmayı başaranlar, mücadeleyi yükselten yerler oldu. Pulver Kimya, DYO Boya, grev sonucu ücretlerine zam aldılar.

Bazı işyerlerinde düşük ücretlere karşı, üretimi yavaşlatma, durdurma, fabrika önünde açıklamalar ve sokak eylemlilikleri yapıldı. Gaziantep Başpınar’da ağırlıklı olarak tekstil işçilerinin başlattığı üretimi durdurma eylemleri neredeyse havzanın hepsine yayıldı. Keza ülkenin değişik yerlerinde petrolden maden işçilerine, tekstilden kağıt işçilerine eylemler gerçekleşti.

Diğer taraftan kamu çerçeve protokolü kapsamına giren kamu işçileri, sendikacıların edilgen ve pasif tutumundan dolayı ücret zammını yüzde 24 olarak alabildiler. TÜPRAŞ gibi mücadele tarihi olan dev bir sektörde ise, yüzde 33 ile süreci kapattılar. Kamu emekçilerinin toplu görüşme süreci, Yüksek Hakem Kurulu tarafından yüzde 11’le bağıtlandı.

Burada işbirlikçi sendikaların oynadıkları uğursuz rolü vurgulamak gerekiyor. 600 bin kamu işçisinin TİS süreci, işbirlikçi sendikacılar nedeniyle, sefalet ücretiyle sonuçlandı. Yüzde 85 oranında zam talebiyle masaya oturan sendikacılar, yüzde 16’ya imza attılar. İşçiler, sendikacıların tüm oyalama, geriye çekme çabalarına rağmen, ülkenin çeşitli yerlerinde sokağa çıktılar, bazı illerde yol kesme eylemleri yaptılar.

Sendikasızlaştırma-örgütsüzleştirme saldırısı; en yoğun haliyle özel sektörde yaşandı, yaşanıyor. Direnişlerin çoğu sendikalaştıkları için işten atılmalar üzerine başladı. Polonez, DİGEL Tekstil, TKIS Blinds, Erlau Metal, Peri Tekstil, Şık Makas gibi… İşten atılma, direnişi beraberinde getirdi.

Bu direnişler yıl boyunca devam etti. Kuryelerden inşaat işçilerine, tekstilden metal işçilerine kadar direniş ve sokak eylemleri sürdü. Çayırhan maden işçileri özelleştirmeye karşı Ankara yürüyüşü, madene kapanma vb eylemler yaptı. İstanbul’da Kuzey Star tersane işçileri, ödenmeyen ücretleri için eylem yaptı, kule vince çıktı. Yine inşaat işçileri, ödenmeyen ücretleri için eylemler yaptı.

Çeşitli belediyelerde işçiler, TİS’te anlaşma sağlanamaması üzerine eyleme geçtiler. Kayyum belediyelerinin işten attığı işçilerin direniş ve eylemleri devam ediyor.

Kamu emekçileri de belirlenen sefalet ücretine karşı 18 Ağustos’ta iş bırakarak kent meydanlarında protesto eylemi yaptılar.

 

Öne çıkan mücadele biçimleri

2025 yılında öne çıkan mücadele biçimleri, fabrika önü direnişler, sokak eylemleri, grevler oldu. Sınırlı da olsa yol kesmeler, işgal, patronların evleri ve onlarla çalışan şirketlerin, mağazaların önlerindeki eylemleri de sıralayabiliriz.

2024 yılında TİS sürecine başlayan metal işçileri, patronların düşük ücret, 3 yıllık TİS dayatmalarına, 2025 yılında grevle karşılık verdiler. GE Grid, Arıtaş Kriyojenik, Hitachi Energy, Schneider Elektric ve Green Transfo işçileri, grev yasağına karşı fiili grevle devam ederek saldırıları püskürttüler, taleplerini büyük oranda kazandılar.

Metal işçilerinin grevleri, ücretler üzerinden başlamış olsa da, grevin yasaklanmasına karşı fiili grevin devreye girmesi, kendiliğinden siyasi bir nitelik kazandırmıştır.

TİS’lerin tıkanması ve patronların sendikayı tanımaması üzerine başlayan grevler de oldu. Chinatool, Tezcan Galvaniz’de TİS tıkanması üzerine işçiler greve çıktı. Yeni sendikalaşan As Kaynak işçileri yine TİS süreci bağıtlanmadığı için greve başladı. İzmir’de Tek Gıda-iş üyesi tütün işçileri uzun yıllar sonra üç fabrikada eş zamanlı greve çıktılar. İzmir İzBB ve ilçe belediye işçileri grevle sokak eylemini birleştirdiler.

TİS sürecinde anlaşma sağlanamadığı için petrokimya sektöründe DYO, TPİ, Pulver Kimya, Toros Tarım, Gübretaş, Reckitt Benckiser, Portakal Plastik işçileri de grev bayrağını yükselten işyerleri oldu. TÜPRAŞ işçileri de işbirlikçi sendikacıların TİS’i satmalarını karşı yol kesme eylemleri yaparak tepkilerini ortaya koydular. Eti maden işçilerinin grevi “milli güvenlik” gerekçesiyle yasaklandı.

 

Eylem ve direnişler ileriye taşınmalı

Sonuç olarak yıl içinde azımsanmayacak eylemler, direnişler ve grevler yapıldı. Buna rağmen saldırıların çok azı püskürtüldü, kazanımlar sınırlı kaldı. Eylem ve direnişler merkezileşmedi, sınıfın ortak sorunu, ortak eylemine dönüşmedi. Bu işçi sınıfının önünde en büyük sorun olarak duruyor. Oysa kendi haklarını korunmanın, ileriye taşımanın yolu da, sınıf dayanışmasından geçer.

Aşılması gereken bir diğer eşik ise, mücadele araçları olan sendikaları, işbirlikçi-bürokrat sendikacıların elinden kurtarmaktır. İşbirlikçi sendikacılar 2025 yılında da uğursuz rolünü oynamaya devam ettiler. Özel ve kamu TİS’lerini sattılar, asgari ücretin sefalet ücreti olmasında pasif tutum sergileyerek yardımcı oldular. DİSK’in sembollük Ankara yürüyüşü ve açıklamalar dışında herhangi bir eylem ortaya koymadılar.

2026’ya metal işçilerinin TİS anlaşmazlığı yüzünden süren eylemlerle girdik. Metal işçileri eylemlere geç başlamış olsalar da rutin eylem biçimlerini aşarak ve sadece kendi talepleriyle sınırlı tutmadan, sınıfın genel çıkarlarıyla birleştiren bir eylem hattı izlemeliler.

Gerek sermayenin saldırılarını püskürmek, yeni haklar elde etmek; gerekse işbirlikçi sendikal bürokrasiyi aşmak için, işyeri komiteleri başta olmak üzere taban örgütlerini kurmak ve bu örgütler üzerinden mücadeleyi yükseltmek gerekmektedir.

2026’ya direnişle giren işçi sınıfı, taban örgütleri kurarak, devrimci işçileri sendika yönetimine getirerek, sınıf dayanışmasını güçlendirerek bu yılı zafer yılı yapabilir ve diğer emekçi kesimlerin önünü açacak bir önderlik ortaya koyabilir. Bu yılı emeğin yılı yapmak için mücadeleyi yükseltelim!

Bunlara da bakabilirsiniz

Basel’de Rojava için kitleler yine sokaktaydı

İsviçre-Basel’de 26 Ocak günü Rojava için kitleler yine sokaklardaydı. Binlerce kişi saatlerce ana caddelerde yürüdü; …

İBB’de TİS süreci başlarken…

İBB’de (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) 35 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme dönemi başlayınca, çalışanlar da sürece …

Adana’da Migros depo işçilerine ziyaret

Migros depo işçilerinin bulundukları illerde başlattıkları direniş sürüyor. Adana Ceyhan yolu üzerinde bulunan Migros deponun …