2026 isyanlardan devrimlere yükselen bir yıl olsun!

pdd-arka-logo-1

Bir yılı daha geride bırakıyoruz. Ama geride kalan sadece bir yıl değil. 21. yüzyılın ilk çeyreğini de tamamlamış oluyoruz.

2000’li yıllara emperyalist-kapitalist sistemin sevinç çığlıklarıyla girmiştik. 1990’larda Sovyetler Birliği başta olmak üzere “sosyalist blok” olarak adlandırılan tüm ülkelerde kapitalizme geri dönüş olunca, emperyalist sistem zafer naraları atarak “tarihin sonu”nu ilan etmişti.

Bir yandan yalan ve demagojilerle geleceğe dair pembe tablolar çizdiler, diğer yandan sosyalizmin somut bir tehdit olmaktan çıkmasının verdiği güvenle saldırıya geçtiler. İşçi ve emekçilerin o güne dek kazandığı temel haklarını birer birer gaspetmeye başladılar. Sosyalizmin başarıları ve kendi halklarının mücadelesi sonucunda kabul etmek zorunda kaldıkları “sosyal devlet” anlayışını hızla terkettiler. “Vahşi kapitalizm” dönemindeki sömürü koşullarını yeniden hortlattılar.

İşçi ve emekçiler üzerinde artan yoğun sömürüyle, baskı ve şiddet atbaşı gitti. Sözde demokrasileri hızla faşizme evrildi. Sadece insanlar değil, doğa da katledildi. Bir avuç milyarderin mutluluğu için milyonlar açlığa mahkum edildi. Servet-sefalet uçurumu bugüne dek görülmemiş boyutlara ulaştı.

Buna karşın emperyalist-kapitalist sistemin ne krizleri bitti, ne de savaşları… Yeni bir emperyalist paylaşım savaşını başlattılar. Başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir yanında savaşlar sürüyor. Gerici, ırkçı, faşist çetelerle en vahşi katliamları gerçekleştiriyor, etnik-mezhepsel ayrımları kışkırtıp halkları birbirine kırdırıyorlar. Bir yanda dinci-gericilik artıyor, diğer yanda yozlaşma ve çürüme… İnsanlığın bugüne dek ulaştığı düzeyi geriye çeken, “yeni Ortaçağ” olarak adlandırılan bir dönemi yaşatıyorlar.

Özcesi; son 25 yılda yaşananlar, emperyalist-kapitalist sistemin insanlığa vereceği hiçbir şey olmadığını somut biçimde ortaya koydu. Marks’ın söylediği gibi “kan ve irin içinde” doğan sermaye, tüm canlıları yok ederek varlığını sürdürüyor.

Buna karşın işçi ve emekçiler, ezilen halklar direniyorlar. Bu azgın sömürü ve soygun düzeninde yaşamak istemediklerini haykırıyorlar. Her yerde isyanlar, ayaklanmalar çıkıyor. Sosyalizm yeniden insanlığın umudu, tek kurtuluş yolu olarak yükseliyor.

Rosa Lüksemburg’un söylediği gibi; insanlık ya barbarlık içinde yok olacak; ya da yeniden sosyalizme yönelip sömürüsüz, sınıfsız, savaşsız bir dünyanın yolunu açacak….

Burjuva ideologlar, 2000’lere girerken, “21. Yüzyıl ayaklanmalar yüzyılı olacak” kehanetinde bulunmuşlardı. Kehanetleri gerçek oldu. Ama sadece ayaklanmalar yetmiyor. Ayaklanmaların devrime, sosyalizme yönelmesi gerekiyor. 21. Yüzyılın ikinci çeyreği, ayaklanmalardan devrimlere sıçrayan bir dönem olacaktır!

Yeni kavga yılına bu koşullarda giriyoruz. Daha zorlu ve çetin ama bir o kadar onurlu ve umutlu yeni bir mücadele dönemi başlıyor.

İşçi ve emekçilerin yeni kavga yılı kutlu olsun! Dostlarımızın ve yoldaşlarımızın yeni kavga yılı kutlu olsun!

En güzel yıllar, uğrunda savaşanların olsun!…

Bunlara da bakabilirsiniz

Basel’de Rojava için kitleler yine sokaktaydı

İsviçre-Basel’de 26 Ocak günü Rojava için kitleler yine sokaklardaydı. Binlerce kişi saatlerce ana caddelerde yürüdü; …

İBB’de TİS süreci başlarken…

İBB’de (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) 35 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme dönemi başlayınca, çalışanlar da sürece …

Adana’da Migros depo işçilerine ziyaret

Migros depo işçilerinin bulundukları illerde başlattıkları direniş sürüyor. Adana Ceyhan yolu üzerinde bulunan Migros deponun …