Makbule Ana ölüm yıldönümünde anıldı 

Tüm devrimcilerin anası, hak ve özgürlükler savaşçısı, “küçük dev kadın” Makbule Berktaş, ölümünün 4. yılında anıldı. Anma öncesi devrimci-demokrat kurumlara davetiye götürüldü, çağrı afişleri asıldı.

31 Ekim günü ilk tören mezarı başında gerçekleşti. Saygı duruşunda Adnan Yücel’in dizeleri okundu. Kızı Zeynep Berktaş, Makbule Ana’nın yaşamına ve mücadelesine dair bir konuşma yaptı. Bu yıl mezarına kitabıyla gelmiş olmanın sevincini yaşadıklarını belirtti ve onu yaşatmaya devam edeceklerini söyledi.

Ardından Emekliler Dayanışma Sendikası’nda (EDS) bir anma toplantısı düzenledi. Makbule Ana, Adana İHD’nin kurucusu olduğu kadar EDS’nin de Adana’da kuruluşuna önayak olmuştu. Üstelik 70 yaşını geçtiği bir dönemde bu görevi üstlenmişti.

EDS’deki anmada “açılış konuşması”nı Makbule Ana’nın kızı, aynı zamanda Adana EDS Başkanı Nevin Berktaş yaptı. Ana’nın ölümüne dek mücadelenin içinde yeraldığını, Adana’da EDS’nin kurulmasını tereddütsüzce üstlendiğini söyledi ve saygı duruşuna çağırdı. Ardından Makbule Ana’nın hayatını ve mücadelesini konu alan “Küçük Dev Kadın” kitabını derleyen Zeynep Berktaş, Makbule Ana’nın mücadelesindeki tutarlılığında ve kesintisiz sürdürmesinde çocukluğundan itibaren çalışmış olmasının rolüne, emekçi karakterine vurgu yaptı. Kitaptan EDS’nin kuruluşunda Ana’nın yaptıklarını okudu. Onu farklı kılan yönleri üzerinde durdu. Katılımcılar arasında Ana’yı yakından tanıyan insanların olduğunu söyleyerek sözü onlara bıraktı.

İHD ve EDS’de birlikte mücadele ettiği yol arkadaşları, Emine Adıbelli, Hatice Koca, Makbule Ana’yla paylaştıkları ortak anıları anlattılar ve onun öncü özelliklerinden örnekler verdiler, duygusal anlar yaşattılar. Anma sonrası çay ve pasta eşliğinde sohbetler devam etti.

Ayrıca Makbule Ana’nın mücadele içinde çekilmiş fotoğraflarından oluşan bir kolaj çalışması, Adana İHD’nin panosunda bir hafta asıldı kaldı.

Makbule Ana’nın mezarı başında yapılan konuşmayı kısaltarak aktarıyoruz:

Değerli dostlar, Makbule Ana’nın kızları, oğulları, mücadele arkadaşları!..

Anamızın bir ölüm yıldönümünde daha mezarının başındayız… Bu yıl mezar anmasına, ona verdiğimiz bir sözü yerine getirmiş olarak gelmenin sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Hayatını ve mücadelesini kaleme aldığımız kitabını çıkarmış olduk… Makbule Ana’yı tanımlayan pek çok cümle kurulabilir. Nitekim kuruldu da… Ama hepsinden öne çıkanı, kitaba da ismini veren “küçük dev kadın” oldu. O fiziksel yapısıyla küçük, yüreği ve bilinciyle dev bir kadındı….

Hayat kavgasına çok küçük yaşta atılmıştı. Tarlada, fabrikada çocuk işçi olarak çalıştı. Gençliğinde hem evde hem fabrikada çalışmaya devam etti. Ardından 4 yıl Almanya’da çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra da çalışmaya devam etti. Onun direngen kişiliğinde böyle bir sınıfsal yön vardır. Çocukluk yıllarından itibaren verdiği emek mücadelesini, tutsak anası olarak mücadeleye, ardından hak ve özgürlükler mücadelesine çevirmiştir.

Onu farklı kılan en önemli özelliği, mücadelesini kesintisiz bir şekilde ve sürekli ileriye taşıyarak sürdürmesidir. Bunu nasıl başardı? “Çocuklarım için”den “tüm devrimci çocuklarım için”e dönüştürerek… “Tutsak yakınları” mücadelesinden işçi-emekçilerin, ezilen halkların mücadelesine katılarak…

Dünyada da ülkemizde de anaların mücadelesi toplumsal hareketin gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Arjantin’de Plaza de Mayo Anneleri’nden 12 Eylül Anaları’na, Cumartesi Anneleri’ne uzanan, tarihe mal olmuş analar hareketi var. Geçtiğimiz günlerde Cumartesi Anneleri’nin sembol isimlerinden Emine Ocak’ı kaybettik. Onu da saygıyla yad ediyoruz

Makbule Ana da bir tutsak anası olarak bu mücadelenin içinde varoldu. Ama kendini onunla sınırlamadı. Sadece tutsaklarla ilgili değil, faşizme, emperyalist savaşa, sermayeye karşı verilen mücadelenin de parçası oldu. Bastonuyla bile eylemlere, etkinliklere katıldı. Onun deyimiyle “1978 yılında başladığı maratonu” ölümüne dek sürdü. Defalarca gözaltına alındı, polis saldırısına uğradı, ama hiç yılmadı, vazgeçmedi.

O bizim, tüm devrimcilerin sadece ANAsı değil, yoldaşı, mücadele arkadaşı olmayı başardı… Bu kitabı onlar yazdılar. Onun paylaşımcılığını, direnişçiliğini, emektarlığını, hem kendilerine, hem mücadeleye kattıklarını anlattılar…

Tüm dünyada en çok okunan kitaplardan biri Maksim Gorki’nin Ana kitabıdır. Bizim ülkemizin de Anaları var. Onları anlatmalıyız. Sadece kitapla da değil, belgesel, film, resim, sanatın her dalıyla… İsimlerini sokaklara, caddelere, parklara, kütüphanelere vermeliyiz. Her biçimde yaşatmalıyız. Onlar bunu hakettiler.

Biz bugün Anamızın mezarına kitabıyla geldik. Dilerim sonraki yıllara farklı eserlerle geliriz. Bir kez daha saygıyla, özlemle anıyoruz. Son sözümüz Makbule Ana’nın çok sevdiği sloganlar olsun.

Anaların öfkesi katilleri boğacak!

Susma sustukça sıra sana gelecek!

Bunlara da bakabilirsiniz

Basel’de Rojava için kitleler yine sokaktaydı

İsviçre-Basel’de 26 Ocak günü Rojava için kitleler yine sokaklardaydı. Binlerce kişi saatlerce ana caddelerde yürüdü; …

İBB’de TİS süreci başlarken…

İBB’de (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) 35 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme dönemi başlayınca, çalışanlar da sürece …

Adana’da Migros depo işçilerine ziyaret

Migros depo işçilerinin bulundukları illerde başlattıkları direniş sürüyor. Adana Ceyhan yolu üzerinde bulunan Migros deponun …