19 Mart’ın yıldönümü ne anlatıyor

CHP, 19 Mart direnişinin yıldönümünde, Saraçhane’de bir miting düzenledi. Ancak miting, tam da bir görev-savma niteliği taşıyordu. Bir yıl önce 19 Mart günü yüzbinler tarafından yaratılan direniş, bir yıl boyunca sistematik biçimde eritilmiş, zayıflatılmış ve içeriği boşaltılarak düzene entegre edilmişti. Bir yıl sonra Saraçhane’de düzenlenen miting, bu durumun sonucunu ortaya koyuyordu.

Bir yıl önce öğrenciler barikatları yıka yıka yolu açmış, kitleler Saraçhane’ye böyle akmıştı; bugün ise polis arama noktalarından üst araması yapılarak miting alanına girildi. Bir yıl önce eylem yasağına, devletin yasaklarına, estirilen korku havasına rağmen yüzbinlerce kişi kilometrelerce yürüyerek gelmişti Saraçhane’ye; bu defa etrafı polis bariyerleri ile çevrilmiş, rutin bir miting alanına girilmişti. Geçen yıl tüm engelleme çabalarına rağmen ilk gün 120 bin, ikinci gün 200 bin, dördüncü gün 1,5 milyon insan akarak gelmişti İstanbul’un dört bir yanından, Saraçhane’ye açılan bütün yollar, bütün caddeler insan seli altındaydı; bugün ise en fazla “onbinler” olarak tanımlanıyordu miting alanındaki kitle. Geçtiğimiz yıl kitlenin öfkesi alandan taşıyor, “mitinge değil, eyleme geldik” sloganı sadece ağızlardan değil,  yüreklerden fışkırıyordu adeta; bugün ise sloganlarıyla, konuşmalarıyla, müzikleriyle rutin bir miting sözkonusuydu. Geçen yıl “Taksim” sloganları ile inliyordu Saraçhane; bu yıl kürsü konuşmaları ve sloganlar “seçim”e kitlenmişti. Geçen yıl “19 Mart direnişi” bütün bir halka malolmuştu; diploma iptali ve İmamoğlu bir vesileydi; kitleler yaşadıkları tüm ekonomik ve siyasi baskılara karşı duydukları öfkeyle sokaklara taşmışlardı. Bu yıl ise rutin bir CHP mitingi vardı.

Kısacası CHP, geçen bir yıl boyunca, yaptığı mitinglerle ve sistematik biçimde işlediği gündemlerle 19 Mart Saraçhane direnişinin içini boşaltmayı başarmıştı. Dahası, bu mitingin sönük geçmesi için de gereken tedbirleri almıştı.  “Miting alanı”, Saraçhane’de tam belediyenin karşısındaki küçücük bir alan ile sınırlandırılmıştı. Alan, kitleler mitinge gelmediği için küçük kalmadı; baştan miting alanı polis bariyerleri ve arama noktaları ile çevrilerek küçültülmüştü. CHP, parti tabanını bu mitinge getirmek için özel bir çaba harcamamıştı. Kendiliğinden gelen çok sınırlı bir kitle, ilçe örgütlerinden sembolik katılım ve Emek Barış Demokrasi Güçleri’nin katılımı kalmıştı geriye.

Bugün gelinen nokta, 19 Mart 2025’te patlayan öfkenin nasıl sistematik biçimde sönümlendirildiğine tanıklık ediyor. O günlerden bugüne gençlerin aştığı barikatlar, eylem yasağına rağmen meydanlara çıkan kitleler, bir yıl boyunca haftada iki gün yapılan mitinglerin (CHP’nin niyeti o olmasa da) pekiştirdiği sokak alışkanlığı kaldı.

Ve elbette ki açlığa mahkum edilen emeklilerin, asgari ücretle yaşam mücadelesi veren işçilerin, gelecek beklentisini kaybetmiş öğrencilerin, her gün öldürülme korkusuyla yaşayan kadınların yaşadığı ekonomik ve siyasi krizin boyutu, kitlelerin öfkesini yeniden taşıracak; devletin barikatlarını da, CHP’nin düzen içi politikalarını da, sistemin seçim sandıklarını da parçalayarak kendi yolunu açacak düzeye gelecektir.

Bunlara da bakabilirsiniz

16 Mart 1978- Beyazıt Katliamı

İstanbul Üniversitesi önünde, faşistlerin düzenlediği bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi. 16 Mart 1978’de yaşanan …

Halepçe Katliamı’nın 38. yılı

Saddam yönetimindeki Irak devleti, 16 Mart 1988’de Halepçe’de Kürt halkına dönük olarak bir katliam gerçekleştirdi. …

ABD Konsolosluğu önünde protesto

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik (NESKB), 15 Mart günü İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde eylem …