Beyazıt Meydanı’nda 16 Mart anması

Gençlik Örgütleri ve 78’liler Hareketi, 7 öğrencinin hayatını kaybettiği Beyazıt Katliamı’nı anmak için 16 Mart saat 13:00’de katliamın yaşandığı yer olan İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde bir araya geldiler.

“Gençlik Örgütleri” imzası taşıyan pankartta “16 Mart Katliamlarını Unutmadık, Hesabını Soracağız”; 78’liler Hareketi’nin taşıdığı pankartta ise “16 Mart Davası Bitmedi, Adalet Peşindeyiz” yazıyordu. Yan yana tutulan iki pankart, birçok ortak ve özgün yönü bulunan iki farklı devrimci kuşağın aynı mücadele içerisinde buluşmasının somut ifadesi oldu. Devrimci gençler eylem sonrasında yaptığı görüşmelerde, birleşik mücadele geleneklerini sahiplendi; onu aşarak daha ileriye taşıma görevini kuşandılar.

Eylem 78’liler Hareketi’nin basın açıklamasıyla başladı. Okunan açıklamada, katliamın devletin ve kolluk kuvvetlerinin bilgisi dahilinde, planlanarak yapıldığı teşhir edildi.

“…16 Mart doğrudan bir kontrgerilla davasıydı (…). Suç ilişkileri MİT’e Emniyet’e ve askere kadar uzanıyordu. Her üç kurum da mahkemeye hiçbir bilgi vermedikleri gibi bu yollu en küçük çatlağı süratle kapattılar. Soykırım, katliam, işkence gibi insanlık suçlarında zaman aşımı olamayacağı biçimindeki insanlığın hukuki müktesep hakkına rağmen dava ‘zaman aşımı ‘ile bitirildi. 16 Mart davası bitmedi, adaletin peşindeyiz” denildi.

Gençlik Örgütleri’nin ise eylemi ajitasyon konuşmalarıyla başladı. Yapılan ajitasyon konuşmasında bu saldırının bir sağ-sol çatışması olmadığı, yükselen sosyalist gençlik hareketini bastırmak için tezgahlandığı söylendi. Suruç ve Ankara Garı Katliamları’nda olduğu gibi Beyazıt Katliamı’nın da devlet destekli olduğu ve faillerin devlet tarafından korunduğu ifade edildi.

Ajitasyon konuşmalarının ardından katılımcılar Beyazıt şehitleri için 1 dakikalık saygı duruşuna çağrıldı. Saygı duruşunda Adnan Yücel’in Biz Kazanacağız şiiri okundu.

 

Alnımızda dalgalanan

bayraklar adına

Bayraklarda yaşayan

ölümsüzlük adına

 

Durmak yok bu koşuda

Teslim olmak yok

Ağıt yok dilimizde

Dizlerde titreme yok

 

Kaç güneş sönerse

sönsün içimizde

Hep aydınlıkta yakalayacağız ölümü

Ya şafak sökerken

Ya güneş yükselirken

Sizin sesiniz olup

Sizi haykıracağız

BİZ KAZANACAĞIZ

BİZ KAZANACAĞIZ

BİZ KAZANACAĞIZ!..

 

Gençlik Örgütleri adına okunan basın metnini olduğu haliyle paylaşıyoruz:

“Gençlik örgütleri olarak 16 Mart 1978 Beyazıt Katliamı ve 16 Mart 1988 Halepçe Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anmak, anılarını yaşatmak, katliamların faillerinden hesap sormak için bir araya geldik. Bundan tam 48 yıl önce bugün, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde Beyazıt Katliamı yaşandı. 7 öğrenci katledildi, 41 öğrenci yaralandı. Katledilenler eşitlik ve özgürlük dolu bir yaşamı talep edenlerdi. Devrimci-demokrat öğrencilerdi. Katiller ise eşitliğin ve özgür bir geleceğin düşmanlarıydı. Devlet destekli Ülkü Ocakları isimli faşist çeteydi. Kampüsten çıkan öğrencilerin Süleymaniye çıkışını kullanmasına engel olan, öğrencileri katliamın yaşandığı alana gitmek zorunda bırakan polislerdi. Failleri cezasızlıkla ödüllendiren yargı mensuplarıydı. Ayrıca Abdullah Çatlı bu katliamın planlanmasında yer almış, katliamda kullanılan bombayı temin etmiştir. Dönemin Emniyet yetkililerine faşist çetelerin üniversitelilere yönelik silahlı bir saldırı yapacağı bildirilmiş olmasına rağmen yetkililer göz göre göre katliamın yapılmasına izin vermiştir. Bugün ise Çatlı filmiyle Abdullah Çatlı’nın hayatını anlatan, suçlarını aklamaya çalışanlara karşı Beyazıt katliamı başta olmak üzere faşist çetelerin işlediği suçların aklanmasına geçit vermeyeceğiz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin katliamın faillerini de katliama göz yumanları da failleri aklayanları da unutmuyoruz, unutmayacağız. Beyazıt Meydanı’nda üzerine bombalar, kurşunlar yağdırılan yoldaşlarımızı, Abdullah Şimşek’i, Baki Ekiz’i, Cemil Sönmez’i, Hamit Akıl’ı, Hatice Özen’i, Murat Kurt’u, Turan Ören’i saygıyla anıyoruz. Sadece Beyazıt Meydanı’nda katledilen 7 üniversiteli için değil, geleceğimiz ve haklarımız uğruna mücadele eden ve bu mücadelede katledilenler için hesap sorma çağrısını yükseltmeye devam edeceğiz.

47 yıl önce Beyazıt’ta devrimci-demokrat öğrencileri katledenler, bugün de üniversitelerde ve yaşamın her alanında mücadeleyi büyütenlere karşı saldırılarını farklı biçimlerde sürdürmeye devam ediyor. Üniversitelerde 19 Mart’ta mücadeleyi yükselten, yemek hakkını ve yaşama hakkını savunan öğrencilere soruşturmalar açılıyor. Üniversiteleri katliamlarla, ÖGB-Polis ablukası ile, YÖK mekanizmasıyla boyunduruğu altına sokmaya çalışanlara öğrenciler biat etmeyecek. Kampüste OHAL ilan edenler, arka arkaya soruşturmalar açanlar, Hacettepe’de arkadaşlarımıza yıllar boyu uzaklaştırma verenler duysun: Direnişimiz, mücadelemiz tepeden inme hukuksuz soruşturmalarla, ev baskınlarıyla, gözaltılarla, tutuklamalarla bitmez. Faşist saldırılara da iktidarın baskı politikalarına da geçit vermeyeceğiz.

37 yıl önce bugün, gene 16 Mart tarihinde Halepçe kasabasında Kürt halkına karşı bir insanlık suçu işlendi. 1986-1988 İran-Irak Savaşı zamanında dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in talimatı ile Halepçe’ye kimyasal saldırı düzenlendi, zehirli gaz bombaları şehre bırakıldı. Halepçe’de sivil halka dönük gerçekleştirilen saldırıda 5 bin Kürt yurttaş katledildi. Aradan değil on yıllar, yüzyıllar dahi geçse ezilen halklara karşı işlenen suçları unutmayacağız, unutturmayacağız. Ezilen halklara dönük saldırganlıkta Halepçe ne ilkti ne de son. Halepçe’den Roboski’ye, Rojava’dan Gazze’ye, Lübnan’dan İran’a ve Filistin’e dek Ortadoğu katliamların, inkarın, asimilasyonun ve soykırımın değil, halkların kardeşliğin coğrafyası olacak. Halepçe’nin katillerinden hesabı halklar soracak. 37 yıl önce Halepçe’de tanık olunan egemenlerin katliamcı anlayışı bugün Filistin’de, Rojava’da, Suriye’de, İran’da, Lübnan’da ve Ortadoğu’nun her yerinde görünmeye devam ediyor. 9 Aralık 2024’te Şam’ı ele geçiren HTŞ isimli cihatçı çeteler, kıyı şeridi bölgesinde yaşayan Alevi, Dürzi ve Kürt halklarına yönelik toplu katliamlar düzenledi. Bugünde Amerikan emperyalizmi ve İsrail iş birliğinde İran ve Lübnan’da halklar kirli savaş politikaları ile katledilmeye devam ediyor. Suriye’de HTŞ ve cihatçı çetelere, Ortadoğu’da ABD ve İsrail saldırganlığına karşı direnen halklar ile dayanışmayı sürdüreceğiz.

Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin kan saçtığı, bir avuç egemenin kirli çıkarları uğruna sayısız katliamlar tertiplediği bu düzene karşı halkların kardeşliğini savunuyoruz. Emperyalist saldırıların arttığı bu dönemde tarihimizden aldığımız anti-emperyalist mücadele mirasımızla gençlik olarak emperyalist savaşa, halkların katledilmesine geçit vermeyeceğiz. Emperyalist saldırganlığa karşı örgütlü mücadeleyi büyüteceğiz”

Eylemde, “Beyazıt Faşizme Mezar Olacak”, “16 Mart’ı Unutma, Unutturma”,  “Beyazıt’ta Düşene Dövüşene Bin Selam”,  “Beyazıt’ı Unutma Unutturma”, “Gün Gelecek, Devran Dönecek, Katiller Halka Hesap Verecek”, “Katillerden Hesabı Gençlik Soracak”, “Halepçe’nin Hesabı Sorulacak”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz”,  “Emperyalistler Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak” sloganları ortak ve gür bir şekilde atıldı.

Yaklaşık 80 kişinin geldiği eyleme PDG de katıldı. Eylem Beyazıt Marşı okunarak sonlandırıldı.

 

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,

Dalga dalga aydınlık oldular,

Yürüdüler karanlığın üstüne.

Meydanları zapt ettiler yine.

 

Beyazıt’ta şehit düşen

Silkinip kalktı kabrinden,

Ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını

Yıktı Şahmeran’ın mağarasını.

 

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.

Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.

Safları sıklaştırın çocuklar,

Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

İstanbul PDG

Bunlara da bakabilirsiniz

Halepçe Katliamı’nın 38. yılı

Saddam yönetimindeki Irak devleti, 16 Mart 1988’de Halepçe’de Kürt halkına dönük olarak bir katliam gerçekleştirdi. …

ABD Konsolosluğu önünde protesto

NATO ve Emperyalist Savaş Karşıtı Birlik (NESKB), 15 Mart günü İstanbul’da ABD Konsolosluğu önünde eylem …

Kuyu Tipleri Kapatılsın İnisiyatifi panel düzenledi

Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın İnsiyatifi, Taksim-Avrupa Pasajı’nda bir panel düzenledi. Panelde Kuyu Tipi Hapishaneler ve …