
Öğretmen Sendikası, özel sektörde güvencesiz çalışan binlerce eğitim emekçisi düşünüldüğünde, kitlesel bir hareket olma potansiyeliyle doğdu.
Daha başından, özel sektör eğitim emekçilerini 4 temel talep (taban maaş, belirli süreli sözleşme, sosyal haklar, eğitim işkolunun ayrılması) etrafında birleştirdi. Fiili-meşru-militan eylemlerle kitlesel bir açılım yarattı. Kitlesel eylemlerle taleplerini dayattı. Özel sektör eğitim emekçilerinin ve eğitim mücadelesinin toplumsal meşruiyetini güçlendirdi.
Sendikamızın bir ayağı, bu 4 temel talep çerçevesinde gelişen genel mücadele çizgisidir. Bir de işyerleri ayağı var. İşyerlerinde birikmiş birçok sorun bulunuyor. Bunlara çözüm getirebilmek asıl olarak genel taleplerimize ilişkin mücadelenin yükseltilmesi ile olacak. Diğer taraftan 4 temel talebin kazanılmasının yolu da işyerlerindeki mücadelenin yükseltilmesinden geçiyor. Bu ikisini içiçe bir süreç olarak ele almak gerekiyor.
Sendika üyesi, somut kazanım bekler
İşyerlerindeki günlük çalışmaya dair olan sorunlara kayıtsız kalan bir sendika, üyeleriyle sağlam bağlar kuramaz ve üye sayısını arttıramaz. Sendikanın kuruluşundan beri sürdürülen 4 temel talebin mücadelesinin henüz somut bir kazanıma dönüşmemesi, genel üye kitlesinde umut kırıklığına, soğumalara yol açıyor. “Sendika bana ne kazandırdı- hangi sorunuma çözüm getirdi” gibi soruları getiriyor.
Bu soruların yanıtı, sendikaya henüz üye olmamış fakat gözleri sendikada olan kitle yönünden de önem taşımaktadır.
Öncelikle, işyeri örgütlülüğü kurumsallaştırılmalıdır. Bu da tek tek okullarda verilecek mücadeleyle olur. Sendikamız, üyesi olan her işyerinde varlığını hissettirmelidir. Sendika panosu oluşturulmalıdır. Küçük adımlarla sendikanın meşruiyeti sağlanmalıdır öncelikle.
Üyelerle bağlarımızı güçlendirmek için ne yapabiliriz-ne yapmalıyız?
Öncelikle başta temsilciler olmak üzere meclis üyelerinin de üye listesi üzerinden iyi bir çalışma yapması gerekiyor. Üye sayımızın fazla olduğu okullarda işyeri temsilcisi çıkarmamız lazım. İşyeri temsilcisi çıkarma işi de yüz yüze-birebir temasla olabilecek bir şey. Üye listesinden, uygun okulları belirleyip buralardaki üyelerle toplantılar-görüşmeler yapmalıyız.
Geçtiğimiz senelerde İstanbul’da işyeri temsilcileri çıkarmaya başlamıştık. Ancak bu çalışma eksik kaldı. Güçlü okul direnişlerinden gelen ve işyeri temsilcisi olarak öne çıkan arkadaşlar bu konuda eğitilmeli. Bu arkadaşlar pratik olarak görev alırken, sendikal bilinçle de donatılmalı. Buna uygun bir sendikal görevlendirmenin yanısıra, eğitim çalışması da yapılmalıydı; ikisi de eksik kaldı.
İşyeri temsilcileri, sendikanın en önemli dayanaklarıdır. Aynı zamanda giderek güçlenecek bir sendikal mücadelenin temel kadrolarıdır. Onlarda sendikal eğitimi eksik etmemeliyiz.
Sendika sözleşme imzalamayı başarmalı
İşyerlerindeki örgütlülüğü arttırmak için takım sözleşmesi odaklı bir çalışma koyduk önümüze. Takım sözleşmesi nedir?
Torba işkolu uygulamasından dolayı sendikal barajın altındayız ve barajı aşma ihtimalimiz yok denecek kadar az. TİS imzalama yetkimiz yok. Ancak kurumdaki çalışan sayısının yarısından fazlası üyemizse, örgütlülüğümüzün gücüne bağlı olarak, öğretmenlerin talepleri doğrultusunda patronu masaya oturtabilir ve bir protokol imzalayabiliriz. Buna takım sözleşmesi deniyor.
Takım sözleşmesi imzalamak kolay bir şey değil. Özel sektör eğitim alanında, önümüzde çok fazla zorluk var. Patronlar bu tarzda bir takım sözleşmesinin imzalanmasını önlemek için her tür yöntemi kullanıyor. Ancak bu engellere rağmen bu çalışmayı yürütebilir, engelleri aşmaya çalışırız. En azından okullarda üye çalışması yapmanın, varolan üyeleri aktifleştirmenin, işyeri temsilcisi çıkarmanın bir yöntemi olarak, bu çalışmayı sürdürebiliriz.
Çünkü ortalama bir öğretmen, gündelik yaşadığı sorunlar üzerinden sendikayla temas kuruyor ve takım sözleşmesi bu sorunların giderilmesi için bir umut oluyor.
Takım sözleşmesi için iletişim kurduğumuz işyerlerinin temsilcileri de pratik bir faaliyetin içinde ortaya çıkıyor ve mücadeleyi sahipleniyor.
Bir sendikayı, sendika yapan en önemli unsur TİS (ya da bizim koşullarımızda Takım Sözleşmesi-TK) imzalayabilmesidir. TİS-TK imzalayamayan bir sendika, gerçekte bir sendika değil, dernek konumundadır. Bizim de bir “sendika” olarak varlığımızı ortaya koymamız, imzaladığımız TK’lar üzerinden gerçekleşecektir.
Üyelerle yakın bağlar kurmak
Öğretmenler gündelik dertleri üzerinden sendikayla bağ kuruyor. Bizim küçük olarak düşünebileceğimiz sorunlar, onların bütün yaşamlarını, bütün çalışma koşullarını belirliyor. Ve bizim, bunlar üzerine bir mücadele yürütmemiz gerekiyor. İşyeri temsilcilerini de bu mücadeleler etrafında belirleyip sendikal bilinçle donatacak eğitimi vermemiz gerekiyor.
Bu çalışmaya dair bir örnek: İstanbul’da bir kolejle takım sözleşmesi üzerinden iletişim kurduk ve bir toplantı ayarladık. Öğretmen arkadaşlarla görüştük ve takım sözleşmesini anlattık. Toplantıya gittiğimizde üye sayımız dokuzdu. Şu an otuz civarında üyemiz var. Sözleşme dönemini hedefleyen ve giderek güçlenen, oradaki öğretmenlerin de giderek daha fazla sahiplendiği bir çalışma yürüyor.
Son olarak bizim açımızdan çarpıcı bir örnek daha vereyim: 2024 yılında güçlü okul direnişlerimiz oldu. Bu direnişlerden gelen güçle merkezi eylemlere katıldık. O dönemde yaptığımız her eylem büyük yankı yaratıyordu. Hem görünürlüğümüz artıyordu, hem de üye sayımız. Yaptığımız eylemler, somut-yasal bir kazanım getirmedi, ama okullarda öğretmenlerimizin koşullarında görece bir ferahlama, ücretlerde görece bir iyileşme ortaya çıktı.
2025 yılında ise somut bir işyeri çalışması-üye çalışması yapılmadı. 2024 yılında 600 kişi Kızılay’dan Meclis önüne yürüdüğümüzü hatırlıyorum. 2025 yılında ise 20 kişi İstanbul’dan Ankara’ya yürüdü; Ankara’daki merkezi eyleme de belki 100 kişi katıldı. İşyeri örgütlülüğünün-üye çalışmasının önemini buradan anlayabiliriz.
Bizim buradan görev bilinciyle ayrılmamız gerekiyor. Üye listesini iyi çalışmalıyız. İletişim kurabileceğimiz okullardaki arkadaşları belirlemeli ve birebir-yüz yüze temasla ilişkiler kurmalıyız.
Her temsilcinin ve meclis üyesinin önce kendi okulunda sonra arkadaşlarının olduğu, ilişkide oldukları, üyelerin olduğu kurumları yoklaması, hedeflemesi, buralarda çalışma başlatması lazım. Bu işyerlerinin asgari şartlarını öğrenmesi, kurum hakkında teknik bilgiye sahip olması, üye olan-olmayan öğretmenler konusunda bir çizelge çıkarması, bir üye çalışması nasıl örülebilir sorusuna dair mesai harcaması zorunlu.
Bir üyeyle ya da potansiyel bir üyeyle tanıştığımızda şu aklımızın bir köşesinde hep olmalı: Biz bu arkadaşın çalıştığı kurumda ne yapabiliriz? Bu düşünce de işyeri ve öğretmenler hakkında asgari bilgiye sahip olmakla mümkün.
Okul ziyaretleri
Üyelerle bu çalışmaların nasıl yapıldığı da önem taşıyor. Mesela bazı durumlarda okulda üye toplantısı ayarlamak için doğrudan kurum yöneticileri ile görüşülüyor; kurum yöneticileri üzerinden öğretmenler toplantıya çağrılıyor. Oysa bizim muhatabımız kurum yöneticileri değil, öğretmenler. Toplantı da üye öğretmenler üzerinden gerçekleştirilmeli. Yönetimden öğretmenlere giden bir sendika, öğretmenler açısından, sendikanın kimin yanında durduğu konusunda bir güven sorunu yaratır.
Diğer taraftan bu toplantılar ve okul ziyaretlerinin, başlangıçta okul dışında yapılması daha doğrudur. Sendikal faaliyetin meşru hale geldiği okullarda, elbette okul içi toplantılar mümkün olacaktır. Ancak genel olarak kurum yöneticileri, sendika ile ilişki kuran öğretmenlere dönük bir fişleme faaliyeti yürütüyor. O okuldaki öğretmenlerin ve sendikal çalışmanın geleceği açısından, bu fişlenmeye meydan vermeyecek biçimlerde görüşmek daha doğru olacaktır.
Yapacağımız üye çalışması, sendikamızı güçlendirecek en önemli unsurdur.
DSB’li bir eğitim emekçisi
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir