
Onlar hayatımızın her anında yanımızdaydılar. Devrim ve sosyalizm mücadelemiz onlarla birlikte yükseldi. 80’li yılların askeri faşist cunta darbesinin zorlu dönemecinde görünmez kahramanlarımızdı… Analarımız, babalarımız, abi ve ablalarımız… Kimisi akrabamız, kimisi komşumuzdu. 12 Eylül yıllarını mücadeleleriyle güzelleyen isimler oldular…
Birçoğu yakınları için verdikleri mücadele içinde birbirleriyle tanıştılar. Yağmur, çamur, açlık, sefalet demeden; kimi zaman malını mülkünü satarak yollara koyulup tanış oldular.
Evlatları için açlık grevlerine yattılar; asker ve polis coplarıyla, dipçik darbeleriyle kafaları gözleri yarılanlardan oldu. Evlatlarının canları yerine kendilerini ölüme sürdüler; içlerinde ölenler oldu.
Cezaevlerinde bedenlerini açlığa yatıran özgür tutsakların dışarıdaki sesi, soluğuydular. Yılmadılar, yorulmadılar; inatla mücadelelerini sürdürdüler.
Evlatlarını koruma içgüdüsüyle çıktıkları bu yolda, meydanları, cezaevi kapılarını, mahkeme salonlarını mücadele alanlarına çevirdiler. TAYAD (Tutuklu ve Hükümlülerle Dayanışma Derneği) ve İHD’nin (İnsan Hakları Derneği) kurulmasına öncülük ettiler. Cumartesi Anneleri olarak 1092 haftadır devlet tarafından kaybedilen yakınlarının akıbetlerini sormaya devam ediyorlar…
* * *
Birçoğu devrim ve sosyalizmin ne olduğunu bilmeden bu amansız mücadeleye atılmıştı. Bu mücadele içinde evlatlarının davalarını sahiplendiler, bilinçlendiler, öğrendiler… Bugün bedenen aramızda olmayan Didar Şensoy, Emine Ocak, Güzel Ana, Berfo Ana, Makbule Berktaş, Elif Yıldız, İbrahim Seyitcemaloğlu gibi nice isimsiz kahramanlarımız, birer aile yakını olmaktan öte tüm devrimcilerin yoldaş anaları, babaları, abileri ve ablaları oldular.
Kazım Yıldız, Hüseyin yoldaşımızın abisiydi. Yakalandığı hastalıktan dolayı geçen günlerde ülke içinde ne yazık ki bedenen aramızdan ayrıldı. Küçük yaşta babasını kaybetmesine rağmen ailenin en büyük evladı olarak köylerinde çobanlık yaparak ve sonrasında da İstanbul metropolünde emek cephesinde yer alarak mücadeleye katıldı.
1977 1 Mayıs’ında yaralananlar arasındaydı. Sonraki yıllarda banka bekçiliği yaparken evlerine gelen jandarmanın, kardeşi Hüseyin’i gözaltına almak istemesine karşı durmasıyla kendisi de gözaltı yaşadı ve işkenceye uğradı. Çıplak bedeni kan içinde iki demir dolabın arasında sıkıştırılıp askıya alınmış kolları üzerinden kardeşinin karşısına çıkarılarak Hüseyin yoldaşın ifade vermesi istenmişti. Sonraki yıllarda bu durumu, “kardeşime karşı yapılmış olan, hayatımın en büyük zulmüydü” diyecekti.
* * *
Kazım Yıldız’ın vefatı ve anne Elif Yıldız’ın bedenen aramızdan ayrılışının yıl dönümü vesilesiyle 1 Mart Pazar günü İsviçre’nin Basel şehrinde bir anma ve taziye gerçekleştirdik.
Biz de Fransa’dan yoldaşları ve dostları olarak katıldık bu anmaya. Diğer ülkelerden aile fertleri, devrimci kurumlar da katılmıştı. “Yaşamlarıyla bıraktıkları ortak değerlerimizle daima yaşayacaklar” başlığıyla Berfo Ana, Didar Şensoy, Emine Ocak, Güzel Ana, Makbule Berktaş, İbrahim Seyitcemaloğlu, Kazım Yıldız ve anne Elif Yıldız’ın resimlerinden derlenen slayt gösterimi eşliğinde Hüseyin yoldaş, abisi Kazım’ın hayatını ve mücadeleye katkısını anlattı.
Kazım Yıldız’ın yeğeni Ekin de amcasının kaybı üzerine bir konuşma yaptı. Konuşma esnasında duygu yoğunluğu tüm salonu sardı.
Marksist Teori yazarı ve İHD kurucularından olan kadın arkadaşla beraber Partizan ve İDHF temsilcileri de söz alarak “ortak ideallerimiz mücadelesinde düşenler bizlerle yaşayacak, unutulmayacaklar” dediler. Kürt Toplum Merkezi Şehitler Komisyonundan Ali Matur ise konuşmasında, “ölürse ten ölür, Kazım Can ölmedi. Böyle sahiplenmeler oldukça onlar ölümsüzleşirler” dedi. Konuşmaların ardından, taziye için sunumlar gerçekleştirildi.
Kazım Yıldız şahsında bizleri ve mücadelemizi sahiplenen yoldaş analarımızı, babalarımızı ve yakınlarımızı bir kez daha saygıyla, sevgiyle anıyoruz.
Fransa PDD
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir