
ABD Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı Epstein dosyaları, kapitalizmin gerçek-iğrenç yüzünü bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor. İlk olarak 20 Aralık 2025 tarihinde bir grup dosya yayınlamışlardı, 1 Şubat’ta yayınlanan 3 milyon sayfa, 180 bin fotoğraf ve 2 bin video, patlayan lağımın çok daha büyük ve tiksindirici olduğunu gösterdi. ABD ve İngiltere başta olmak üzere dünyanın dört bir tarafından devlet bürokratları, büyük şirket sahipleri, prensler-prensesler bu iğrenç ağın parçasıydılar.
Nasıl ortaya çıktı
Jeffrey Epstein öğretmenlik yapan bir adam iken, çok kısa sürede milyarder bir “yatırımcı”ya dönüşmüş. Dünyanın her tarafından siyasetçiler, kraliyet üyeleri, ünlü sanatçılar, ünlü işadamları ile kurduğu ilişkiler ile dikkat çekiyordu.
Çizdiği bu ışıltılı hayata dair balon, 2008 yılında patladı. Florida’da reşit olmayan kız çocuklarına yönelik bir cinsel istismar ve insan kaçakçılığına ilişkin soruşturmanın tam ortasında kaldı. Suçlamalar bu kadar barizken, koruma duvarı öylesine güçlüydü ki, ancak 11 yıl sonra, 2019’da tutuklanabildi. Tutuklandıktan kısa bir süre sonra, henüz mahkemeye çıkmamışken New York’taki hücresinde ölü bulundu. Olay resmi kayıtlara intihar olarak geçti. Ancak konuşmaması, bildiklerini anlatmaması için öldürüldüğü ya da hapisten kaçırılarak ölmüş gösterildiği gibi iddialar da var.
Gerçekten de onun konuşması, dünya siyaset ve ekonomi devlerinin kirli çamaşırlarını, iğrençliklerini ortaya dökecek düzeydeydi. Bu nedenle hakkındaki belgeler de uzun bir süre kamuoyuna açıklanmadı. Ancak “dedikodu” formatında pek çok isim geçiyordu. Nihayet 2025 sonunda belgelerin açıklanmaya başlamasıyla birlikte, pislik saçıldı.
Pedofili, çocuk ticareti
Aslında resmi suçlamadan çok önce, 1996 yılında bir fotoğrafçı FBI’a Epstein hakkında cinsel istismar suçlamasında bulunmuştu. 1996’da başlayan bu suçlamalar Epstein’in, dünyanın sömürücülerine fuhuş partileri verdiğini, bu partilere “Lolita Express” ismini taktığı bir uçakla insan getirdiğini, bu partilerde 14 yaşına kadar küçük kız çocuklarının cinsel sömürüye maruz kaldığını gösteriyor. Bu çirkefin odağında, belgelerde “Epstein Adası” olarak geçen Karayipler’deki ABD Virgin Adaları’na bağlı bir ada var. Ancak mekanlar bununla sınırlı değil. Keza bu belgeler ortaya çıktıktan sonra, Türkiye’de ıssız koylara yanaşan aşırı lüks yatlar ve bu yatlara insan getirip götüren helikopterler ile ilgili haberler de çıktı.
Partilere katılanlar arasında ABD Başkanı Trump’tan eski başkanı Clinton’a, Elon Musk’tan, Bil Gates’e, İngiltere Prensi’ne kadar yüzlerce ismin olduğu açıklanıyor. Sadece süper zenginlerin geldiği bir yer değil burası; dünya siyasetinde adı ve rolü olan kişiler de davetliler arasında. Mesela Slovak politikacı Miroslav Lajcak, (bir dönem BM’de, bir dönem AB’de önemli görevler üstlenmiş) Epstein belgeleri nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.
Keza kendisini “özgürlükçü sosyalist” olarak tanımlayan, sol kesim tarafından en çok okunan liberallerden Noam Chomsky; Einstein’den sonra dünyadaki en parlak fizikçi olarak tanımlanan Stephen Hawking gibi isimler de Epstein’in fuhuş ağında yer alıyor.
Bu partilerde yaşananların kaydedildiği, sonrasında siyasi-ekonomik baskı ve şantaj olarak kullanılmak üzere arşivlendiğini anlaşılıyor. Bugüne kadar kimlerin tehdit edildiğini, hangi kararı almaya zorlandığını veya emperyalist politikayı meşrulaştırdığını bilmiyoruz. Bildiğimiz şu ki, bu kadar büyük bir sefahat organizasyonunun mutlaka sonuçları alınmıştır.
Bu bataklığın bir yüzünde ise kaçırılan, sistematik tecavüze uğrayan çocuklar bulunuyor. Belgeler Türkiye’den ve Afrika’dan çocukların çalınarak buralara getirildiğini ve sömürüldüğünü gösteriyor.
Epstein belgelerinde Türkiye
Türkiye’de 2008-2016 yılları arasında 104 bin 531 çocuk kaybolmuş. 2016 sonrasında ise “kayıp çocuk istatistikleri” açıklanmıyor. Ama bu arada bir sürü şaibeli olay basında yer alıyor.
Mesela Hollanda’da sokakta bulunan bir çocuğun 6 Şubat 2023’te depremzede olduğu, anne-babasının Türkiye’de olduğu ve bu çocuğun Hollanda’ya nasıl gittiğinin bilinmediği yazıyor.
Depremlerde kaybolan çocuklar, ailelerinin en büyük yarası. 6 Şubat depremlerinde tespit edilebilen onlarca çocuğa ne olduğu bilinmiyor. Benzer iddialar 1999 depreminden sonra da gündeme gelmişti. Belgelerde adı geçen eski ABD Başkanı Clinton o günlerde Türkiye’ye gelmiş, depremzedeleri ziyaret etmişti üstelik.
Mesela Ankara’da Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde 2012 yılında bir ayda 49 bebeğin doğum sonrasında öldüğü söylendi. Normal ve sağlıklı doğan bu bebeklerin ne olduğuna ilişkin soruşturma açılmadı.
Ve şimdi Epstein belgelerinde, Türkiye’nin “çocuk bulma kaynağı” olarak kullanıldığı yer alıyor.
Türkiye’den İhlas Holding CEO’sunun, Rixos otel sahibinin yer aldığı, çok sayıda kişi olduğu da söyleniyor. 3 milyon belge okunmaya devam ettikçe, yeni isimler de çıkacaktır. Bu arada Epstein’in Türkiye’ye 9 kez geldiği ve kişisel banka hesabından Türkiye’ye 200 milyon dolar transfer yaptığını da öğreniyoruz.
* * *
Bilgilerin, belgelerin haddi-hesabı yok. Bunların her biri, bir dehşet etkisi yaratıyor. Ancak asıl dehşet verici olan, kendi ülkemizde görmeye alıştığımız türden bir “cezasızlık” politikasının burada da karşımıza çıkmasıdır.
Epstein hakkındaki iddialar 1990’ların sonuna kadar uzandığı halde ancak 2019 yılında somut bir davaya dönüşmüş ve geçen 7 yıl içinde bir kadın dışında kimse yargılanmamış, suçu tespit edilen hiçbir ünlüye dokunulmamış.
Bu suç şebekesinin arkasında CIA’nin dolayısıyla Amerikan devletinin olduğu anlaşılıyor. Emperyalist sistemin simgesi ABD, çürümenin de simgesidir. Aynı zamanda yoğun sömürü ve talanla elde edilen zenginliğin nasıl büyük bir lüks ve iğrenç dürtüler için harcandığını göstermektedir. Mücadele edilmesi gereken yön de, çürümeyi yaratan emperyalist-kapitalist sistemdir.
Bu sistem varoldukça hiç bir değer kalmayacak, çürüme her yanı kaplayacaktır. Rosa Lüksemburg’un yüzyıl önce söylediği gibi; “ya barbarlık içinde yok oluş, ya sosyalizm!” Her yeni gelişme bu tespiti doğrulamaktadır.
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir