
Gençlik örgütleri olarak, Rojava’ya yönelik katliam ve sindirme politikalarını protesto ettiği için Mersin’de öldürülen arkadaşımız Baran Abdi için 27 Ocak Salı günü saat 18:30’da Kadıköy Kalkedon Meydanı’nda bir araya geldik. Yaklaşık 50 kişinin katıldığı eylemde, “Şovenizme ve Faşizme Karşı Baran Abdi’yiz” yazan pankartın arkasında, gençlik örgütleri flama ve dövizleriyle beraber bulundular. “Katillerden Hesabı Gençlik Soracak”, “Rojava’da Düşene Dövüşene Bin Selam”, “Baran’dan Berkin’e Gençlik Eyleme”, “Biji Berxwedane Kobane”, “Gün Gelecek, Devran Dönecek, Katiller Halka Hesap Verecek” sloganları ortak şekilde atıldı.
Ankara’da gençlik örgütlerinin yaptığı eylemde öğrenciler ablukaya alındı. Öğrenciler slogan atarak bekledikten sonra, polis barikatı aşılarak Emek Demokrasi Barış Güçleri’nin eylemine destek verildi.
İstanbul’daki eylemde okunan açıklamayı kısaltarak paylaşıyoruz:
Ortadoğu’da yükselen savaş naralarının arasında 13 yıllık bir savaşın ardından ABD’nin, İsrail’in ve TC devletinin eğitip donattığı HTŞ çeteleri Suriye’de iktidara geldi. Bölgede barışın, kardeşliğin inşa edileceği vaazlarıyla halk uyutulmaya çalışılırken her geçen gün yeni katliamlarla karşı karşıya kalıyoruz. Lazkiye’de Alevilere, Süveyda’da Dürzilere yönelik gerçekleştirilen katliamların ardından 6 Ocak’tan bu yana Halep’te başlayarak Kuzey ve Doğu Suriye’de Rojava’da Kürtlere yönelik katliam ve soykırım politikalarının devreye sokulduğu bir süreci yaşıyoruz. IŞİD tutuklularının bulunduğu hapishaneler hedef alınarak IŞİD’liler serbest bırakıldı, sivil yerleşim alanları askeri operasyonlarla hedef alındı. … HTŞ tarafından ele geçirilen kentlerde ilk elden kadın özgürlük mücadelesinin yansıması olarak görülen kadın heykelleri yıkıldı. Kadın savaşçıların bedenlerini hedef alan görüntüler servis edilerek, kadın özgürlük mücadelesinin öncüleri katledilerek tüm kadınlara bir katliam mesajı verilmek istendi. …
Ateşkese rağmen HTŞ çeteleri tarafından gerçekleştirilen saldırılar çeşitli düzeylerde sürdürülmekte başta Kobane olmak üzere birçok kente yönelik tacizler devam etmektedir. İki gün önce 5 çocuğun donarak katledildiği, Kobane’de dün gerçekleştirilen saldırılar sonucunda 2’si çocuk 5 sivilin katledildiği, Kobane’nin birçok köyüne gerçekleştirilen saldırılarda çok sayıda sivilin yaralandığı, esir alınan insanların HTŞ tarafından infaz edildiği görüntüler kamuoyuna yansımıştır. Hala Kobane’ye yönelik uygulanan abluka devam etmekte elektrik, su, internet kesilerek en temel ihtiyaçlara erişim engellenmektedir. Bölgeye ulaştırılmak istenilen yardımlar çetelerin saldırı tehdidi altındadır.
Kürt ulusunun, kadınların kazanımlarını korumak ve devreye sokulan soykırım politikalarına dur demek için başta biz gençler olmak üzere devrimci demokrat yurtsever kamuoyu tarafından Türkiye’de ve Kürdistan’da serhildan ruhuyla örgütlenen eylemler bu saldırıları engelleyen önemli bir bariyer oluştururken, birçok açıklama, yürüyüş polis saldırısı ve engellemesiyle karşılaşmış, yaşanan insanlık dışı duruma karşı ses çıkaran yüzlerce insan gözaltı ve tutuklama saldırısının muhatabı olmuştur. Yetmezmişçesine devlet eliyle Kürt düşmanlığı apaçık yükseltildi. Bayrak demagojisi üzerinden Diyar Koç isimli gence yönelik işkence görüntüleri servis edilerek Kürt düşmanlığının ve şiddetin önü açıldı. HTŞ’li çetelerin esir aldıkları bir kadını katlettikten sonra saçını kesmesine karşı ses çıkaranlar hedef alınarak sanatçısı, öğretmeni, avukatı, öğrencisi sosyal medya üzerinden gerçekleştirilen linç kampanyasının muhatabı haline getirildi.
Bu faşist dalganın sonucu olarak iki gün önce Mersin Tarsus’ta Baran Abdi soykırım politikalarına yönelik gerçekleştirilen yürüyüşe polisin saldırmasının ardından dağılırken, MHP üyesi Hüseyin Kanlıbıçak tarafından başından hedef alınarak silahla vurulup katledildi. Apaçık bu cinayet 6 Ocak’tan bu yana ivmelenerek büyütülen Kürt düşmanlığının, devletin ırkçı şoven politikalarının bir sonucudur. Irkçı propagandaların gelip dayandığı yer bugün protesto hakkını kullanan bir gencin hedef alınarak katledilmesiyle sonuçlanmıştır. Olayın ardından saatler içerisinde açıklama yapan Mersin Valiliği cinayeti işleyen Hüseyin Kanlıbıçak ve oğlunun yerine ifade verircesine hukuki kılıf bulmak adına cinayetin siyasi ve politik hedefini gizlemeye çalışarak suçun hafifletilmesini hedefleyen açıklamalar yaptı. Bu açıklama dahi devletin refleksinin Baran Abdi’nin failini desteklemek olduğunu gösterdi. Dış politikada HTŞ’yi destekleyerek önünü açanlar, iç politikada da Kürt düşmanlığını apaçık göstermiş oldu.
Bu cinayet münferit değildir.
Türkiye’de ve Kürdistan’da işçilerin, emekçilerin, köylülerin, Kürtlerin, Alevilerin, LGBTİ+’ların en ufak kazanımına gözünü dikenler her türlü demokratik hakkını tırpanlamak isteyenler bugün Rojava devrimini ve kazanımlarını savunan Baran Abdi’yi sokakta yürüyüş yaptı diye katletmiştir. Gezi isyanında Ethem’i, Abdocan’ı, Ali İsmail’i Medali’yi katledenler Baran Abdi’yi katletmiştir. İzmir’de Deniz Poyraz’ı katledenler Baran Abdi’yi katletmiştir. Hrant Dink’in, Şerzan Kurt’un, Ceylan Önkol’un, Berkin Elvan’ın katilleri bugün Baran Abdi’yi katletmiştir.
Bugün burada bu katliamın sorumlularını ifade ederken katillerden hesap sorma sorumluluğunun gençliğin omuzlarında bulunduğunu görüyoruz. AKP-MHP iktidarı dün gençliğin sokaklarda meydanlarda yürüttüğü mücadeleyi katliamlarla nasıl bastıramadıysa bugün de bu cinayetlerin bizlerin nezdinde mücadelemizi büyütme gerekçesi olduğu herkes tarafından apaçık bilinmelidir. Bizler Suruç katliamının, 10 Ekim’in ardından Kobane düştü düşecek hezeyanları içerisinde bir devrimi büyütenlerin, IŞİD çetelerini tarihin çöplüğüne gönderenlerin umudunu ve kararlılığını taşıyoruz. Bugün IŞİD’i yeniden sahaya sürmek isteyenlerin, cinayetlerle katliamlarla haklarımızı geleceğimizi, özgürlüğümüzü gasp etmek isteyenler bilmelidir ki binlerce on binlerce Baran Abdi bu mücadelenin içerisinde gelişip serpilmektedir. Katliamlar karşısında gençliğin öfkesini ve cüretini kuşanarak her alanda sesimizi yükseltecek faşizme ve şovenizme karşı Baran Abdi’nin, bugüne değin bu mücadelede ölümsüzleşmiş yoldaşlarımızın mücadele mirasını yere düşürmeyecek katillerden hesabını soracağız.
İstanbul PDG
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir