
19 Mart Direnişi’nin siyasi kazanımlarını geriletmek amacıyla, üniversitelerdeki baskı ve zorbalığın artırılarak sürdürüldüğü bir dönemin içerisinden geçiyoruz. Faşist diktatörlüğün üniversitelerdeki karşılığı YÖK ve onun yönetim aygıtı kayyumlar, eğitim dönemi başladığından beri eylemlere katılan yüzlerce öğrenciye soruşturma açtı, burslarını kesti, yurtlardan attı. Ayrıca birçok öğrencinin eğitim hakkı, uzaklaştırma cezaları ve tutuklamalarla fiili şekilde gasp edildi. Sivil faşist çeteler devlet eliyle palazlandırılarak devrimci-demokrat öğrenciler sindirilmeye çalışıldı.
Kısacası devlet, yeni eğitim dönemine öğrencilerden daha hazırlıklı girmişti. Faşist saldırıların artması üzerine İstanbul’da gençlik örgütleri ve üniversite inisiyatiflerinin katıldığı toplantılarda, “Öğrenci Forumu” ile birleşik mücadelenin örülmesi kararlaştırıldı. Bu vesileyle gençlik örgütleri içerisinde “faşizme karşı birleşik mücadele” tartışmaları yeniden başlamış oldu.
Öğrenci Forumu’nun ortaya serdikleri
Öğrenci Forumu, İstanbul’da yaklaşık bir aylık tartışmaların üzerinden, 20 Aralık 2025 tarihinde örgütlendi. Örgütlenme süreci, hali hazırda bulunan yanlış yaklaşımları da gün yüzüne çıkardı. Bu yaklaşımların temelinde devletin siyasi niteliğinin faşizm olarak tanımlanmayışı yatmaktadır. Faşizm, sivil faşizme indirgenmekte; sivil faşizme karşı mücadele de “faşist saldırılar artar” korkusuyla gözardı edilmektedir. Birçok üniversitede forum çağrıları sürdürülürken, “faşist saldırılar var” denilerek İstanbul Üniversitesi ve çevresinde çalışmanın yapılmaması, bunun açık bir kanıtı olmuştur.
Forumda tartışılmasını önemli bulduğumuz konulardan biri, grupçu yaklaşımların gençliğin kitle örgütünü yaratmayı ve birleşik mücadeleyi engelleyen bir etmen olarak karşımızda durduğuydu. Gençlik hareketinin tarihine baktığımızda mücadelenin yükselişe geçtiği dönemlerde, örgütlenme ve kitleselleşme sorunları kendisini dayatmış, buna uygun araçlar yaratıldığında yol alınmıştır; diğer yandan grupçu yaklaşımların öne çıktığı dönemlerde ya varolan kitle örgütleri parçalanmış ya da hiç kurulamamıştır.
Forumda neredeyse hepimizin hemfikir olduğu konu, fiili meşru mücadelede ısrarcı olunması gerektiğiydi. 19 Mart’ta yıkılan duvarın yalnızca polis barikatları olmadığı, aynı zamanda “Eylem Komitesi”nin alandan çekilme telkinlerini de aştığı vurgulandı.
Forumun açığa çıkardığı bir başka sonuç ise, kitle örgütlerinin güçlendirilmesi gerektiğiydi. Kendiliğinden kitle hareketinin sınırlarına ulaşıp yeniden biriktirme evresine girdiği şu süreçte, yeni direnişlerdeki önderlik boşluğunu dolduracak kitle ve merkezi örgütün yaratılması, kendisini yakıcı bir görev olarak dayatmaktaydı. Ne var ki, bu konu üzerinde yeterince durulmadı; daha önemlisi bu yönde bir yönlendirme ve önüne görev koyma gerçekleşmedi. Birleşik mücadele vurgusu çok yapılmakla birlikte, bu mücadeleyi hangi örgüt modeliyle gerçekleştireceğimiz ortada bırakıldı.
Sonuç olarak
Mart direnişinden bugüne kadar birçok forum alındı. Bizim de tartıştırmaları yönlendirmekteki eksikliğimizden kaynaklı Öğrenci Forumu, 6 Nisan’da yapılan Büyük Üniversiteler Forumu’nun bir tekrarı niteliğindeydi. Deneyim paylaşımı açısından faydalı olmakla beraber, bağlayıcılık yönüyle amacına hizmet edemedi.
Öğrenci Forumu’nun ardından yürüteceğimiz değerlendirme tartışmalarında, üniversitelerde faşizme karşı birleşik mücadeleyi büyütmek için gerekli araçların yaratılması konusunda somut adımlar atabildiğimiz oranda amacına ulaşacaktır.
İstanbul PDG
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir