19-26 Aralık 1978-MARAŞ KATLİAMI

19 Aralık’ta Maraş’ta bir sinemaya bomba atılır. Bu bombayı sivil faşist Ökkeş Kenger, provokasyon yaratmak amacıyla atmıştır. Bu katil, sonradan soyismini Şendiller olarak değiştirip milletvekili olacaktır.

Bombanın patlamasının ardından sivil faşistler, bombayı komünistlerin attığını ileri sürerek CHP İl Merkezi, TÖB-DER binalarına doğru harekete geçerler. Tanınan bütün devrimci, demokrat kişilere azgınca saldırırlar. 21 Aralık’ta iki demokrat öğretmen silahla vurularak öldürülür. 22 Aralık’ta cenazeler camiye getirilir, ama sivil faşistler ve gericiler, ölenlerin komünist olduğunu, cenaze namazının kılınamayacağını söyleyerek kitleyi provoke etmeye çalışırlar. Sonrasında cenazeye katılanların camiyi ateşe verdikleri söylentisini çıkararak, Sünni mahallelerde oturanları,Alevi mahallelerine doğru yönlendirirler. Daha önceden Alevilerin oturdukları evler boyalarla işaretlenmiştir. Nazi Almanyası’ndan alınan bu yöntemler, katliamın önceden planlandığının göstergesidir. Olaylar sırasında hiçbir önlem almaz devlet. O dönemki Maraş Emniyet Müdürü ise, eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’dur.

Yapılan katliamda resmi sonuçlara göre 105 kişi ölür, 176 kişi yaralanır, 210 ev ve 70 işyeri tahrip edilir. Ancak ölü sayısının 500’ü aştığı ve katliam sırasında devlet destekli sivil faşistlerin kadınlara tecavüz ettikleri daha sonraki tanık anlatımlarından ortaya çıkacaktır.

Maraş Katliamı, devlet eliyle gerçekleştirilen örgütlü-planlı bir katliamdır. Bu, daha önceki faşist katliam örnekleriyle bezeli olmasından da anlaşılacaktır. 19 Aralık’tan 26 Aralık’a kadar süren günler boyunca sivil faşistleri engellemek için devletin kolluk güçlerinin herhangi bir müdahalesi olmaz. Sonrasında da katliamın üzerini örtmek için birçok yöntem kullanılmıştır.

Maraş Katliamı’yla ilgili sonradan ortaya çıkarılan rapora göre, bombayı atma emrini ÜGD ikinci başkanı Mustafa Kanlıdere vermiş ve Ökkeş Kenger bombayı atmıştır. Bombayı solcuların attığı süsü verilerek provokasyon ortamı hazırlanmıştır. 16 Aralık’ta aniden ÜGD’den iki kişinin getirdiği “Güneş Ne Zaman Doğacak” filmi sinemada gösterime sokulmuştur. Olaylardan önce Ankara’da oturan içlerinde Haluk Kırcı, Bünyamin Adanalı gibi ünlü faşistlerin yeraldığı bir grup, Maraş’a gelmişlerdir. 22 Aralık’ta Adana’dan Malatya’ya telefon edilerek doktor Muhittin Turgut’a “Maraş’tan oraya çok yaralı gelecek” talimatı verilir.

Bu rapordan sonra İçişleri Bakanı istifa etmiş, yerine Hasan Fehmi Güneş getirilmiştir. Ama Maraş katliamıyla ilgili doğru bir araştırma yapılamadığı gibi, o dönemin gizli belgeleri Başbakan Ecevit’in kasasında bekletilmiştir. Yıllar sonra da olsa katliamın nasıl planladığının ortaya çıkması önemlidir. Ama asıl önemli olan, katliamı gerçekleştiren devletten hesap sorma bilincinin geliştirilmesidir. Çünkü Maraş ilk olmamıştır, son da değildir. Sivas, Gazi, 19 Aralık vb. liste uzatılabilir.

Katliamı gerçekleştiren MHP’li sivil faşistler, ya serbest bırakılır, ya cezaevinden kaçırılır veya az cezalarla sıyrılırlar. 1991’e kadar süren yargılamalarda toplam 804 kişi yargılanmış, sonrasında kimisi “devlet kadrosu” olarak ülke dışı ve içindeki diğer katliamlarda görevlendirilmiştir. Katliamda birinci derecede rol oynayan 68 kişi hiç yakalanmadı. 379 kişi beraat etti, 1 ila 15 yıl arasında mahkûmiyet cezası ile yargılanan 314 kişinin cezalarında önce 1/6 oranında indirim yapıldı, hepsi mahkeme sürecinde salıverildi. 29 kişi hakkında verilen idam ve yedi kişi hakkında verilen müebbet hapis cezası da Yargıtay tarafından bozuldu. 1991’de çıkan Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişiklikle katliam sorumlularının hepsi bırakıldı. Böylece Maraş Katliamı dava dosyası sessiz sedasız kapatıldı.

Fakat halkın bilincinden silinmedi hiç bir zaman. Katliamların, işkencelerin, insanlığa karşı işlenen suçların “zaman aşımı” olmazdı! Bu bilinçle her yıldönümünde protestolar yükseldi, eylemler yapıldı.

Maraş, kitle hareketinin yüksek olduğu bir dönemde gerçekleştirildi ve daha sonraki süreçlerde yaşanacak Çorum, Malatya gibi katliamların ilkiydi. Ayrıca siyasi ve hukuki açıdan devlet kendini güvenceye almak için sıkıyönetim ilan etti. 12 Eylül’e giden yolların döşenmesiydi bu aynı zamanda.

Maraş katliamına karşı yıllar boyunca protesto eylemleri yapıldı. Birinci yılında okullar boykota gitti, işçiler fiili tarzda işbıraktı, hayat durdu. Sonraki yıllarda da Maraş katliamı çeşitli biçimlerle protesto edildi. Ama katliamın yapıldığı yerde, Maraş’ta ilk miting 2010 yılında gerçekleşti. Binlerce kişi gitti Maraş’a. Elleri sopalı sivil faşistler, kitleye saldırmak istediler. Kurt işaretleri yaparak “Maraş geçmişini unutma” sloganları atarak provokasyon gerçekleştirmeye çalıştılar. Katliamın en önemli sanıklarından Ökkeş Kenger ise, faşist bir güruhla birlikte bürosunun balkonundan izledi mitingi, tam bir pervasızlık içinde… Sonraki yıllarda katliamın yıldönümünde Maraş’ta miting ve her tür gösteri yasaklandı.

Maraş katliamı, egemenlerin yönetme tarzının görülmesi açısından da tipik bir örnektir. Maraş Katliamı’yla yaratmak istedikleri, Alevi-Sünni çatışmasını, değişik zamanlarda Kürt-Türk, Laik-Müslüman gibi argümanlarla sahneye koydular. Halkı bir yandan bu tür yapay çelişkilerle birbirine düşürürken, işçi ve emekçiler üzerindeki sömürü ve baskıyı yoğunlaştırdılar.

Maraş katliamı, faşizmden icazet dileyerek ve bekleyerek değil, önceden hazırlanarak ve savaşarak karşı konulabileceğini öğreten derslerle doludur. Bugün bu derslerle donanma ve faşizme karşı mücadeleyi yükseltme zamanıdır.

Bunlara da bakabilirsiniz

Basel’de Rojava için kitleler yine sokaktaydı

İsviçre-Basel’de 26 Ocak günü Rojava için kitleler yine sokaklardaydı. Binlerce kişi saatlerce ana caddelerde yürüdü; …

İBB’de TİS süreci başlarken…

İBB’de (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) 35 bin işçiyi ilgilendiren toplu sözleşme dönemi başlayınca, çalışanlar da sürece …

Adana’da Migros depo işçilerine ziyaret

Migros depo işçilerinin bulundukları illerde başlattıkları direniş sürüyor. Adana Ceyhan yolu üzerinde bulunan Migros deponun …