Hani “ilk kurşun patlayınca tüm korku da heyecan da biter” derler, biraz bu anlar için söylenmiş gibi bir şey. İlk saldırı şokunu atlatan kitle yavaş yavaş barikatları oluşturmaya başlıyor ve ilk barikatlar kuruluyor. Panzerler de gelmeye başlıyor. İlk barikatlar İtfaiye’nin hemen paralelindeki sokaklarda. Hala yoldaşları bulabilmiş değilim ama molotofları hazır tutuyorum. Derken yoldaşlardan birini görüyorum. Arabayı devirmeye çalışıyorlar. Herkes birbirine ‘yoldaş’ diye hitap ediyor. Gerçekten de yoldaştık, siper yoldaşı. Benim bulunduğum yerde barikatların kurulmasından sonra, ön tarafa doğru gidiyoruz. Diğer yoldaşları da görüyorum. Duvarlar TİKB(B) sloganlarıyla doluyor oralarda. “NATO’ya Hayır!” ve tabi ki, hep bir ağızdan atılan “Yaşasın Devrimci Dayanışma” sloganları. İlk anda kimse örgüt sloganı da atmıyor. En ön barikatlara doğru gidiyoruz. Keskin bir gaz kokusu var burada. Bir yandan gaz bombaları geliyor, bir yandan geriye fırlatılıyor. Taşlar oluk oluk yağıyor polisin üzerine. Başımızda helikopter vızır vızır dönüyor. 4-5 kez üzerimize sorti yapan panzer geriye kaçmak zorunda kalıyor ve devrilen arabalarla yolu kapatıyoruz. Evet ilk kurulan barikatlarımızı sağlama alıyoruz ve arada yaralananları ve gazdan etkilenenleri görüyoruz. Onların tedavisi kolay ama damarı kesilen bir dost var. En ağır durumdaki o. Yavaş yavaş diğer yerlerden de barikatların kurulduğuna dair haberler geliyor.
Önümüzdeki barikatta sallanan molotoflardan biri panzerin üzerine isabet ediyor ve panzer afallıyor, ağaca çarpıyor. Hemen ardından kaçıp gidiyor ve kitleden bir sevinç tufanı yükseliyor. Polisi sokmamamıza rağmen, bulunduğumuz yerde sıkışma durumu söz konusu olduğundan otobandan Okmeydanı’na çekilmeye karar veriyoruz.
Barikatların üzerinden “Gelin” diyorduk ama oldukları yerde çakılı kalmışlardı. Attıkları gaz bombaları rüzgardan geri üzerlerine gidiyordu. Taşlardan yanaşamıyorlardı. Mevzi savaşını biz kazandık. NATO Zirvesi’ni yaptınız ama son sözü sokaklar söyledi, devrimciler söyledi. “NATO’ya Geçit Yok”!
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir