Kavgamızın şehrinde barikatlar… NATO Zirvesi protesto edildi

Gerek faşist rejimin gerekse de devrimcilerin haftalardır hazırlandıkları günler gelip çattı. Emperyalist katiller yeni katliam planları yapmak üzere ülkemize geldiler. İşbirlikçi burjuvazinin faşist zor aygıtı, emperyalist efendilerin ‘rahat’ etmeleri için teyakkuza geçti. Günler öncesinden başladı gözaltı, operasyon, tutuklama furyası. Ama nafile! Ne yaparlarsa yapsınlar o günlerde göğüs göğüse yaşanacak çarpışmayı engelleyemezler, engelleyemediler de. Hem emperyalistlerle hem de faşist rejimle anladığı dilden konuşulacaktı!

28’i sabahı Perpa’nın önünde barikat kuran polis, her zamanki alçaklığıyla kitlenin üzerine fırlattığı gaz bombalarıyla saldırıya geçti. Gaz bombalarının etkisiyle geri çekiliyoruz. Bu sırada İtfaiye’nin olduğu tarafa doğru yönelerek polisi durdurmak için hemen barikat kuruyoruz.  Etrafta ne varsa bir yandan barikata taşıyor, bir yandan da faşist sürülerin üstüne, taşlarımızı, molotoflarımızı fırlatıyoruz. Polisin saldırısını durdurduktan sonra, kurduğumuz barikatları sağlamlaştırmaya çalışıyoruz. Faşist güruh, panzerin arkasına saklanarak uzaktan gaz bombalarıyla, göz yaşartıcı gazlarla saldırıyor ama ne fayda! Bu defa, daha önceki eylemlerden edinilen deneyimle kitle daha hazırlıklı. Zaman zaman üstümüze gelen panzer su sıkıp geri kaçıyor. Taşlarımızdan, molotoflarımızdan nasibini alıyor. Panzerin tam kalbine saplanan molotofun alev alması, panzeri süren polisi korkutuyor, o korkuyla ağaca çarpıp bir an önce kaçmaya çalışırken, bizi müthiş bir sevinç ve coşku duygusu kaplıyor. Sevinç çığlıkları içinde panzere daha güçlü yönelerek adeta taş yağmuruna tutuyoruz. O sırada barikat kurmak için devrilen bir minibüsün içinde, panzerin camına atmak ve görüşünü engellemek için boya benzeri birşey arıyoruz, bulamıyoruz. İçimizde yaralılar var, onlara yapılabilecek ilk yardımları yapmaya uğraşıyoruz. Yoldaşlardan kimler var diye etrafa bakınıyorum, molotoflar, boyalar vs. her şey hazır. Bir yandan duvarlar öncü müfrezemizin yazılarıyla doluyor bir yandan molotoflar yağdırılıyor katil sürüleri üstüne. Bir yoldaş, elindeki molotofu, kan emici katillerin tam ortasına fırlatıyor. Alev almıyor, olsun bir sonra ki, mutlaka hedefi bulacaktır diye rahatız! Sık sık “Yaşasın Devrimci Dayanışma” sloganı atılıyor. Herkes birbirine ‘yoldaş’ diye hitap ediyor. Siper yoldaşlığını en sıcak haliyle yaşıyoruz barikat başında. Öyle ki, “siper yoldaşları”mız elimizdeki molotoflardan alıp fırlatıyor karanlığın yarasaları üzerine… Silah üstünlüğüne sahip olmalarına rağmen yanımıza yaklaşmaya cesaret edemiyorlar. Hedef, kurduğumuz barikatları savunabildiğimiz noktaya kadar savunmak… Başta emperyalist savaşı yaşayan Irak, Filistin olmak üzere dünyanın direnen tüm halkları, dünya işçi sınıfının gözü üzerimizde. ‘Kavgamızın şehri İstanbul’dan onlara devrimci bir selam yollamak boynumuzun borcu…  Bugün her birimiz, kendi topraklarında veriyor kavgasını, ama yarın zulmün, açlığın ve baskının saltanatı yeryüzünde son bulsun diye tıpkı İspanya’da olduğu gibi omuz omuza savaşıp, kanlarımızın birbirine karışacağı günlerde olacak… Direnişimizin şiddeti nedeniyle ön taraftan yanaşmaya cesaret edemeyen polisin, aşağıdan bizi çevirmeye çalıştığını farkediyoruz. İtfaiye’nin oradan Okmeydanı’nın içine doğru çıkan Mithatpaşa caddesine çekiliyoruz. Buraya varır varmaz da, etrafımızda ne varsa büyük bir hızla barikat kuruyoruz… Varil, çöp torbası, tahta, kütük, eskimiş araba koltuğu vs. Etrafta oturan mahalle halkından barikatımıza taşımak için sebze sandıkları verenler, bizi izleyenler, gülümseyenler… Barikatı kuruyoruz. Uzaktan izlemekle yetiniyorlar.  Yoldaşlar duvarları süslemeye başlıyor, “NATO’ya Geçit Yok- TİKB Bolşevik”, “TİKB(B)” imzaları atılıyor duvarlara. Üzerine “TİKB(B)” yazan pankart asılıyor barikatın yanıbaşına. Ardından öncü müfrezemizin sloganları patlıyor barikat başında, “Orak, Çekiç, Silah, Yıldız, Bayrağımız”, “Yaşasın TİKB(Bolşevik)”. Burada da direnebildiğimiz noktaya kadar direnmeye, barikatları sağlam tutmaya çalışıyoruz. Önden saldıramayan polisin arkadan, mahalle içinden doğru geldiğini görünce çekilmek zorunda kalıyoruz. Geri çekilirken de rahat ilerlemesinler diye barikatı ateşe veriyoruz. Mahalleden çekilirken “TİKB(B)” imzalı yazılamalar yapılmaya devam ediliyor. Balkonlardan, pencerelerden izleyen halkımız, geri çekilirken polisin tuttuğu sokakları işaret ederek oralara yönelmememiz için bize yardımcı oluyor. “NATO’ya Geçit Yok” dedik, o gün sokak sokak, barikat barikat savaştık. Belki zirvenin yapılmasını engelleyemedik ama sokak sokak, barikat barikat verdiğimiz kavga, dosta güç, düşmana korku saldı. Öyle olmasaydı eğer, Irak’ta rehine tutulan üç Türk işçisi, direnişimizi selamlayan Iraklı direnişçiler tarafından serbest bırakılır mıydı?

O gün iki İstanbul vardı. Biri, faşist rejimin işgal altında tuttuğu, diğeri biz komünist ve devrimcilerin özgürleştirdiği İstanbul…  6. Filo’yu denize döken, Vietnam kasabı Commer’in arabasını yakan ‘68 ruhunu yaratan Denizlerin, komünist önderler M. Fatih Öktülmüş ve Osman Yaşar Yoldaşcan yoldaşların yarattığı dövüşken, militan mirasın devamıydı barikat savaşımız. 20. ölüm yıldönümünde barikat savaşıyla andık M. Fatih yoldaşı. Barikat başında yanı başımızdaydı Fatih, her zaman ki gibi yol gösterendi, bir “Kutup Yıldızı” gibi önümüzü aydınlatandı.

Uzun bir süredir faşist abluka altında boğulmaya çalışılan, bunalan ‘kavgamızın şehri İstanbul’ bu ruhla yeniden özgürleşti, canlandı, taze bir soluk aldı. Bir sonra ki ama daha büyük ve kıran kırana geçecek çarpışmalara…

“YAŞASIN OKMEYDANI DİRENİŞİMİZ”

Bunlara da bakabilirsiniz

1 Mayıs Alanı Taksim’dir ENGELLENEMEZ!

Türkiye’de uzun yıllardır 1 Mayıslar meydanlarda kutlanıyor. 1977 1 Mayısı’nda Taksim Meydanı’nda yapılan kutlamalarda 34 …

Hapishanelerdeki hak gaspları

Mart ayı içinde polis operasyonları ve yapılan eylemlerde yeni tutuklamalarla hapishanelerdeki devrimci tutsakların sayısı artmış …

tarihimizson

Geleceğimizin köprüsü tarihimiz

2 Nisan 1948-Sabahattin Ali öldürüldü Savaş yıllarının yoksulluğu içinde okuyarak öğretmen olan Sabahattin Ali, 1932 …