Gencecik bir yoldaş, henüz hiçbir kavganın pratik tecrübesini yazmamış hanesine… Heyecanla elimize 5 milyon tutuşturuyor: “Yoldaş ortak alınacak malzemeler için ben bunu vermek istiyorum…” ‘Ortak malzemeler’den, zirve günleri için alınacak olan maske, eldiven gibi teknik hazırlıkları kastediyor. Onun heyecanı ve ruh hali hepimizi ifade ediyor. Zirve günlerini hiç kimse çatışmasız hayal etmiyor. O günler sert geçecek. O günler sıradan bir basın açıklaması ya da eylem ile değil çatışmayla geçecek. O günlerde tüm dünya devrimcilerinin gözü İstanbul’un üzerinde olacak. O günlerde Felluce’den İstanbul’a bir köprü kuracağız. “Halkların kardeşliğini” eylemle yaşatacağız. İşte gencecik yoldaşın heyecandan titreyen sesinde bu çatışmanın anlamı var…
Kadıköy mitinginden yola çıkıyoruz. NATO ile ilgili merkezi mitingin Kadıköy’de olması itiraz ettiğimiz bir nokta idi. Her şey bir yana Avrupa yakasında yapılan bir zirve için Anadolu yakasında bir miting yapmak, “suyun öte yüzüne” sürülmek anlamına geliyordu. Ancak şimdilik bu konudaki düşüncemizi bir kenara bırakarak “suyun öte yüzünde” çok coşkulu ve kitlesel bir mitingin gerçekleştiğini söyleyebiliriz. İngiltere’den gelen delege, son yılların en coşkulu mitingini gördüğünü, çok duygulandığını ve bunu ülkesine taşıyacağını söyledi kürsüden. Amerikalı emperyalist savaş karşıtları ironik mesajlarını yolladılar: “Dönme Bush!” Özgür pankartlar dalgalandı Kadıköy’de. “Kurtuluş Devrimde Sosyalizmde TİKB(B)” pankartı her korteji selamladı.
Miting bitiminde, enternasyonalizmi, kardeşliği daha fazla hissederek Okmeydanı’na doğru yola çıkıyoruz. Biliyoruz ki asıl çatışma yarın. Mecidiyeköy’de toplanacak NATO vadisine doğru yürüyeceğiz. Barikatın üzerine doğru gideceğiz. Bu gece Okmeydanı Fatma Girik parkında konaklayacağız.
İl dışından gelenlerle birlikte yaklaşık 700 kişilik bir kitle buraya yerleşiyor. Parkın her tarafına bayraklar, flamalar, pankartlar asılıyor. Burası sadece bir konaklama yeri değil. Yarınki çatışma için, yarınki siperler için birbirimizden güç aldığımız, kaynaştığımız, yarının ortak ruhunu ördüğümüz bir yer… Gece boyunca süren sloganlarla, türkülerle, marşlarla, dost sohbetleriyle yarınki çatışmaya hazırlandığımız bir yer…
Önce günün yorgunluğu atılıyor. Her kolektif ortak olarak yemeklerini yiyor. Akşam 21.00’e kadar değerlendirmeler yapılıyor, kararlar alınıyor. Belli bir saatten sonra parkın etrafına kimi yerlere güvenlik için arkadaşlarımız yerleşiyor.
Yalnızca eylem anlarında ya da onun hemen öncesinde yakalanan ortak bir ruh hali vardır. Fatma Girik Parkında nefes alan bu ruh haliydi: Coşku, anti-faşist kardeşleşme, dayanışma… En çok atılan sloganlardan biriydi; “yaşasın devrimci dayanışma”… Bu dayanışma parkın içindekilerden ibaret değil. Okmeydanı halkı da eşlik ediyor bu ortaklaşmaya. Kimi tepside çayı ile geliyor; kimi elinde battaniyesi ile… Kimi de bu coşkuya ortak olmak, sohbetlere katılmak, yanımızda olmak için geliyor. Okmeydanı yabancı değil buna. Son yıllarda devrimci hareketin durumuna bağlı olarak emekçi semtlerde belli bir yozlaşma, bireyselleşme başgöstermiş ve Okmeydanı da bundan nasibini almışsa da asıl maya yaşamaya devam ediyor. Burası kaç devrimcinin çatışarak şehit düştüğü ve kaç devrimcinin alınteri döktüğü bir semt. Bu yüzden eylemcileri kucaklıyor.
Fatma Girik parkı slogan ve marşlarla yükseltiyor sesini. Oradakilerin bir kısmı öğrencilerden oluşuyor; ki, Kızılay çatışmalarından belli bir deneyim var aramızda. Bir kısmı emekçi semtlerin gençlerinden oluşuyor; ki, Gazi barikatlarının deneyimini ya da anılarını taşıyorlar üzerlerinde.
Yaptığımız her şey çok meşru. Bunu oradaki herkes hissediyor. Son teknik hazırlıkları yaparken, son planları konuşurken “yarın savaşmaya gidiyoruz” hissi ile davranıyor insanlar. Sadece savunmaya değil kendini en iyi şekilde savunmaya ve saldırmaya göre yapılıyor hazırlıklar. Konaklamak için geldiğimiz bu park işlevini en iyi şekilde yapıyor; bir ön hazırlık mevzisi oluyor bize.
21.00’den sonra müzik programı başlatıyoruz. Grup Yorum ve Grup Vardiya’nın arkasından Gece Tutuştu çıkıyor açık hava sahnemize. No Passaran şiirinin dizeleri sarıyor karanlık havayı. Son aylarda tüm eylemlerde öne çıkan bir slogan oldu “No Passaran!” Sabahın ilk ışıklarıyla diz çökerek yaşamayı reddedenlerin, “geçit vermeyeceğiz” diyenlerin ordusu çıkıyor yola… Sessiz ama derinden, kendi bayrakları altında süzülüyor katillerin karargahına doğru…
PDD – Proleter Devrimci Duruş Devrimler Tarihin Lokomotifidir