1 Mayıs’tan aldığımız güçle NATO’yu altetmeye! Yürüyebildiğimiz yer bizimdir!

1 Mayıs, tüm dünyada ve ülkemizde artan bir yaygınlık ve coşkuyla kutlandı.

Önceden de tahmin edildiği gibi 2004 1 Mayıs’ı tüm dünyada, milyonlarca işçi ve emekçinin emperyalizme ve işgale karşı öfkesini ve nefretini haykırdığı bir gün oldu. Sadece emperyalistler ve işgalciler değil, onların işbirlikçileri de bundan nasibini aldı. Japonya, Güney Kore, İtalya gibi birçok ülkede 1 Mayıs, hükümetlerinin Irak’tan askerlerini çekme talebinin yükseldiği eylemlere dönüştü. İşgal altındaki Irak ve Filistin topraklarında da 1 Mayıs, emperyalist işgale karşı coşkuyla kutlandı. Ve tüm dünya halkları, direnen Irak ve Filistin’in yanında olduğunu 1 Mayıs’ta bir kez daha haykırdı.

Bu yıl ki 1 Mayıs’a damgasını vuran ikinci unsur ise, burjuvazinin işçi ve emekçilere dönük pervasızlaşan ekonomik saldırısıydı. Yüzyıllık mücadele ile kazanılmış hakların birer birer gaspedilmesiydi. Özellikle de Avrupa’daki 1 Mayıs kutlamalarında bu sorunlar öne çıktı. Avrupa’da en kitlesel katılımla 1 Mayıs’ı kutlayan Almanya’da, hükümetin saldırı paketi hedefe çakılmıştı. Keza diğer Avrupa ülkelerinde de artan işsizliğe ve yoksulluğa tepki ön plandaydı. Avrupa işçi ve emekçilerinin bu tepkisi, AB’nin genişletilme kutlamalarını 1 Mayıs’a getiren Avrupa burjuvazisinin oyunlarını da bozdu. Başta AB kutlamalarının yapıldığı İrlanda’nın başkenti Dublin olmak üzere çok yerde AB’ye dönük protesto eylemleri gerçekleşti.

***

Türkiye’de de 1 Mayıs, ağırlıklı olarak emperyalizme ve işgale karşı bir içerikte kutlandı. Özellikle de NATO’nun Haziran sonunda Türkiye’de toplanacak olması, anti-emperyalist vurguyu güçlendirdi. Bunun yanı sıra, ABD işbirlikçisi AKP hükümetine karşı tepkiler, işçi ve emekçilere dönük özelleştirme, sendikasızlaştırma saldırılarıyla birleştirilerek ortaya kondu. Son yıllarda arka arkaya gelen iş yasası, kamu personeli yasası, YÖK yasası gibi, kazanılmış hakların gaspına yönelik saldırılara, işçi, memur ve gençliğin yükselttiği mücadele, 1 Mayıs alanlarına da taşındı. Dolayısıyla bu 1 Mayıs’ta politik slogan ve talepler, daha fazla öne çıktı.

***

Kitlelerin en sık attığı sloganların ‘Direne Direne Kazanacağız!’, ‘İş, Ekmek Yoksa, Barış da Yok!’, ‘Irak’ta İşgale Son!’ ‘Nato’ya Geçit Yok!’ olması da bunun göstergesiydi.

Bu 1 Mayıs’ın çarpıcı yanlarından bir diğeri ise, 1 Mayıs mitingine izin verilmeyen yerlerde de kutlanmasıdır. Özellikle de Kürt illerinde 1 Mayıs’ı kutlama çabası, anlamlıdır. Diyarbakır’da yüzlerce gözaltı pahasına, miting yeri olarak kilometrelerce uzakta verilen fuar alanının kabul edilmeyip, il merkezinde gösteri yapılıp yürüyüşe geçilmesi, Kürt emekçilerinde gelişen 1 Mayıs duyarlılığını göstermektedir. Sadece Kürt illerinde değil, çeşitli büyük kentlerde de Kürt halkı, tasfiyeci önderliğe rağmen 1 Mayıs’ta coşkulu ve militan bir ruhla alanlardaki yerlerini almışlardı.

***

Türkiye’deki 1 Mayıs kutlamalarına hiç kuşkusuz yine İstanbul damgasını vurmuştur. İstanbul’da gerçekleşen ‘iki ayrı 1 Mayıs’, 2004 1 Mayıs’ına rengini verdi. Devlet bu yıl, NATO öncesi estirdiği terör ve 1 Mayıs öngününde yarattığı gerilim ve belirsizlik ile, özel bir yönelim içerisindeydi. Hiç şüphesiz bunda yine en büyük yardımcıları sarı ve reformist sendikacılardı. Bu sayede iki parçaya bölmeyi, son güne kadar belirsizliği ve gerilimli bir hava yaratmayı başardı. Ancak 1 Mayıs günü, kaldırdığı taşı ayağına düşürdüğünü gördü. Onca tehdide rağmen, onbinlerce işçi ve emekçi, yasaklı ilan edilen Saraçhane’ye akmıştı çünkü. Yıllar sonra kendi belirledikleri alanda 1 Mayıs’ı kutlamayı başarmış, devleti geri adım atmak zorunda bırakmışlardı. Yasal 1 Mayıs alanı Abide-i Hürriyet’e katılım 10 ila 15 bin arasında gerçekleşirken, yasaklı Saraçhane’ye katılım, 40 bin civarındaydı. Bu kitle karşısında geri adım atmak zorunda kalan devlet Yenikapı’ya kadar yürüme izni vermekten başka çare bulamadı.

Burada kitlelerin nicel büyüklüğünden öte niteliksel farkı görmek gerekir. Kitlelerin yasaklara rağmen alanları doldurma, sendikacıları buna zorlama iradesidir asıl öne çıkarılması gereken. Açıktır ki bu başarı, DİSK ve KESK’in başında yeralan sendikacıların değil, onları buna zorlayan işçi ve emekçilerindir. Bu sendika ağalarına, Taksim’de ısrar ettirten, ‘bundan böyle çayırda, çukurda 1 Mayıs’ı kutlamayacağız’ dedirten de güç budur. Ve Saraçhane mitingi, Taksim’e giden yolu göstermiştir. Özgürlük alanlarının mücadele ile açılacağını kitleler, bir kez daha kendi deneyimleri ile öğrenmişlerdir. Ve 2004 1 Mayıs’ı, Saraçhane mitingi başta olmak üzere fiili 1 Mayıs kutlamalarıyla kazanılmıştır.

***

Şimdi 1 Mayıs’ın coşkusu ve kazanımıyla NATO’ya yüklenme zamanıdır. 1 Mayıs’a damgasını vuran “Nato’ya Geçit Yok!” sloganını, ete-kemiğe büründürme, onu gerçeğe dönüştürme zamanıdır.

Yanıbaşımızdaki Irak ve Filistin halkının topraklarını işgal eden başta katil Bush ve Blair olmak üzere tüm emperyalist haydutları ülkeye giremez hale getirmek, bizim elimizdedir. İşçi ve emekçilerin yüzyıllık ekonomik ve sosyal haklarını birer birer gaspeden ve bugün başta Ortadoğu olmak üzere dünyayı yeniden paylaşma kavgasına tutuşan tüm emperyalistlere günlerini dar etmek, bizim eylem ve mücadele gücümüze bağlıdır.

1 Mayıs’ta neleri başardığımızı gördük. Bu güçle, Haziran ayında ülkemizde gerçekleştirmeyi planladıkları NATO toplantısını da yaptırtmamayı başarabiliriz. Yeter ki, buna inanalım, ona uygun bir donanım ve hazırlık ile eylemleri bugünden yükseltmeye başlayalım. 1 Mayıs’ı biz kazandık. Şimdi sıra NATO’da!

Bunlara da bakabilirsiniz

1 Mayıs Alanı Taksim’dir ENGELLENEMEZ!

Türkiye’de uzun yıllardır 1 Mayıslar meydanlarda kutlanıyor. 1977 1 Mayısı’nda Taksim Meydanı’nda yapılan kutlamalarda 34 …

Hapishanelerdeki hak gaspları

Mart ayı içinde polis operasyonları ve yapılan eylemlerde yeni tutuklamalarla hapishanelerdeki devrimci tutsakların sayısı artmış …

tarihimizson

Geleceğimizin köprüsü tarihimiz

2 Nisan 1948-Sabahattin Ali öldürüldü Savaş yıllarının yoksulluğu içinde okuyarak öğretmen olan Sabahattin Ali, 1932 …